TalebeDunyasi.Com | Öğrenci Ödev Portalı

Anasayfa Site Haritas? E?itim Haberleri Ara
 

CUMHUR?YETÇ?L?K


Cumhuriyet bir devlet biçimidir. Cumhuriyette esas olan ilk ö?e, devlet ba?kan?n?n belli bir süre için seçilerek i? ba??na gelmesidir. Bu bak?mdan cumhuriyet, ba?ta bir hükümdar?n bulundu?u devlet biçimlerinden (monar?ilerden) ayr?l?r. Monar?ilerde devletin ba??, belli bir aile içinden ç?kar, normal ko?ullar alt?nda, ölünceye kadar i? ba??nda kal?r. Yerine gene ayn? aileden bir ba?kas? gelir. Her monar?ide, aile içinden kimin hükümdar olaca?? belli baz? kurallara göre saptan?r. Cumhuriyette devlet ba?kan? belli bir süre içinde seçimle i? ba??na gelince, ileri gelen di?er ki?ilerin de seçimle belirlenmesi gerekir. Bunlar genellikle o toplumda yasa koyacak kimselerdir.

Gerek devlet ba?kan?n?n, gerek yasa koyma yetkisine sahip olanlar?n seçimle i? ba??na gelmesi ?art?n?n kabulü ile cumhuriyet tam anlam?yla belirmi? say?lmaz. ?imdi sorun seçim üzerinde dü?ümlenecektir. Seçime kimler kat?lacakt?r? Belli bir grup vatanda?a seçme ve seçilme hakk? verilirse belki d?? görünü?ü bak?m?ndan bir cumhuriyetle kar??la??l?r. Böyle cumhuriyetler ilkça? Yunan kent devletlerinde, baz? ortaça? ?talyan ve Alman bölgelerinde (Venedik, Ceneviz cumhuriyetleri, Hansa kentleri gibi) görülmü?tür. Bu tür eski cumhuriyetlerde seçime kat?lma hakk? sadece belli bir grup vatanda?a verilmi?ti. Onlar, yapt?klar? seçimle i? ba??na gelen kadroya dayanarak tüm toplumu yönetiyorlard?. Bugünkü anlay???m?za göre bu tür cumhuriyetler amaca uygun birer rejim de?illerdir. Onlara aristokratik veya oligar?ik cumhuriyetler denilir. Demek ki, cumhuriyet biçiminin amaca uygun olarak gerçekle?mesi için, belli bir olgunluk ya??na gelmi? her vatanda??n seçime kat?lmas? gerektir. Bu anlam?yla cumhuriyetler Amerika Birle?ik Devletleri'nin kurulmas? ile do?maya ve ancak büyük Frans?z ink?lâb?ndan sonra yay?lmaya ba?lam??t?r. Gerçi ünlü dü?ünürler cumhuriyeti çok önceden kafalar?nda kurmu? ve tan?mlam??lard?r. Ancak uygulama XIX. yüzy?l?n sonuna do?ru ortaya ç?km??t?r. Seçme ve seçilme hakk?n?n tüm vatanda?lara tan?nmas? ve uygulamaya geçilmesiyle gerçek cumhuriyet kurulmu? ve i?lemeye ba?lam??t?r. Ancak bu devlet biçimini daha iyi ve köklü olarak ya?atmak, seçimin demokrasi ?artlan içinde yap?lmas? ile mümkündür. Yukar?da demokrasinin tan?m? görülmü?tü, i?te gerçek cumhuriyet demokratik hayatla gerçekle?ir.

Osmanl? Devleti, bir cumhuriyet de?ildi. Padi?ahlar Osmanl? Ailesi içinden ç?karlard?. Devleti ve milleti yönetme yetkisi kesinlikle padi?ah?nd?. Gerçi me?rutiyet döneminde halk?n oyu ile seçilmi? meclisler vard?. Ancak bu meclisler padi?ah?n üstünde de?ildi, tersine, padi?ah bunlar?n, yani millet iste?inin üzerinde idi. Son karar, son söz kesinlikle padi?ah?nd?. Bu yönetim biçiminin sak?ncalar?n? ya?an?lan türlü olaylar göstermi?tir. Atatürk, cumhuriyet ilân? ile devlet içinde karar verecek en yetkili ve son makam olarak milletin tan?nd???n? belirtmi?tir.

Atatürk, bir cumhuriyet â???? idi. Daha kimse bu kelimeyi a?z?na alamazken, genç Mustafa Kemal, padi?ahl?k rejimine kar?? çekinmeden saltanat?n kald?r?l?p cumhuriyetin kurulmas? gere?ini söyleyebiliyordu. Hele millî mücadeleye ba?larken bunu aç?kça belirtmi?ti. Erzurum Kongresi'nin aç?laca?? günlerde yak?n arkada?lar?na cumhuriyetin kurulaca??n? anlat?yordu. Nihayet bilinen a?amalardan sonra cumhuriyet rejimine kavu?tuk. Ki?isel saltanata son verildi.

Atatürk, cumhuriyeti demokrasi içinde ??leyen en ideal bir rejim olarak görmektedir. O ?öyle söylüyor: "Demokrasinin bütün anlam?yla ideali, milletin tamam?n?n ayn? zamanda yöneten durumda bulunabilmesi, hiç olmazsa devletin son iradesini yaln?z milletin ifade etmesini ve belirtmesini ister. Ne yaz?k ki, milletlerin nüfus çoklu?u, dü?ünce e?itimi düzeyleri, idealin uygulanmas?nda, idealden büsbütün yoksunlu?a yol açacak ihtiyats?zl?klardan kaç?nmay? gerektirmektedir. ?u duruma göre demokrasi ilkesinin en modern ve mant?ksal uygulamas?n? sa?layan hükümet biçimi, cumhuriyettir. Cumhuriyette son söz, milletçe seçilmi? meclisindir. Millet ad?na kanunlar? o yapar. Hükümete güven oyu verir, ya da vermez, onu dü?ürür. Millet vekillerinden ho?nut kalmazsa ba?kalar?n? seçer. Cumhuriyette meclis, cumhurba?kan? ve hükümet bilirler ki, kendilerini iktidar ve yetki yerine belli bir zaman için getiren, irade ve egemenli?in sahibi olan millettir. Gücünün ve yetkisinin Tanr?dan geldi?ini ve yaln?z ona kar?? ahirette hesap verebilece?ini varsayan ve devleti, ülkeyi kendine mirasla kalm?? bir malikane kabul eden bir hükümdar, kendini her türlü s?n?rlamadan uzak görür. Böyle bir yönetimde milletin benli?i, özgürlü?ü söz konusu dahi olamaz. ?u duruma göre, yetkileri s?n?rl? dahi olsa, hükümdarl?k biçimi demokrasiye, millî egemenlik ilkesine uygun de?ildir".

Pek iyi anla??l?yor ki, Atatürk, halk?n kendini do?rudan do?ruya yönetmesi demek olan demokrasiyi en ideal devlet biçimi kabul etmektedir. Ancak bütün bilginlerin de söyledikleri gibi, halk kendini do?rudan do?ruya yönetemez, çünkü bugün milyonlarca ki?inin bir araya gelerek her zaman devlet i?lerini yürütmeleri mümkün de?ildir. Öyle ise demokrasiyi gerçekle?tirmek ancak cumhuriyetle mümkündür. Cumhuriyette millet, yöneticileri belirli bir zaman için seçer, belli bir süre geçince, ho?nut kalmam??sa, onlar? görevden uzakla?t?r?r, i?te cumhuriyet demokrasisi budur. Bu rejimin ki?isel saltanattan çok daha iyi oldu?u ku?kusuzdur. Atatürk, belli ki?ilerin seçimle i? ba??na gelip, bir daha iktidardan ayr?lmamas? demek olan Fa?izm ile, milletin tümüne de?il de, sadece birkaç tabakaya dayanarak millet egemenli?ini reddeden Bol?evizm'e kar?? çok aç?k bir cephe alm??t?r. Her iki rejimin geli?ti?i bir dönemde millet egemenli?ine dayal? cumhuriyete s?k? s?k?ya ba?l? kalmas?, yaln?z bizim için de?il, tüm insanl?k için bir k?vanç kayna??d?r.

Atatürk'e göre, "Türk Milletinin tabiat?na ve geleneklerine en uygun olan yönetim, cumhuriyet yönetimidir". Atatürk, demokrasinin Osmanl? Saltanat? içinde ye?eremedi?ini aç?kça görmü?tür. Demokrasi ancak cumhuriyetle kökle?ip geli?ebilirdi. Bunun içindir ki, Türk ink?lâb?n?n ba? ilkeleri aras?nda cumhuriyetçilik say?lm??t?r. Milletin kendi yönetimi olan cumhuriyete içten ba?l?l?k, yücelme yolunu a?man?n ba? ?art?d?r.

--------------------------------------------------------------------------------

Atatürk'ün Cumhuriyetçilik ile ?lgili Baz? Sözleri

Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir. (1924)

Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet ?ekli demektir. (1933)

Cumhuriyet, yüksek ahlaki de?er ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. (1925)

Bugünkü hükümetimizin, devlet te?kilat?m?z?n do?rudan do?ruya milletin kendi kendine, kendili?inden yapt??? bir devlet ve hükümet te?kilat?d?r ki onun ad? Cumhuriyettir. Art?k hükümet ile millet aras?nda geçmi?teki ayr?l?k kalmam??t?r. Hükümet millet ve millet hükümettir. (1925)


M?LL?YETÇ?L?K


Ait oldu?u milletin varl???n? sürdürmesi ve yüceltmesi için di?er bireylerle birlikte çal??maya, bu çal??may? ve bilinci, di?er ku?aklara da yans?tmaya "milliyetçilik" denilir. ?u tan?ma göre milliyetçili?in en önemli ö?esi "millet" olmakt?r. Öyle ise millet nedir? Bir insan toplulu?una millet diyebilmek için baz? niteliklerin o toplumda olup olmad??? saptanmal?d?r. Baz? anlay?? biçimlerine göre, bir toplulu?un millet say?labilmesi için ?rk birli?i yeti?ir. Bu eksik bir görü?tür. Ayn? ?rktan olmad?klar? halde bugün milletlikleri tart???lmaz topluluklar vard?r, ?sviçreliler ve Amerikal?lar gibi, baz?lar?na göre ise millet olman?n ba? ?art? ayn? dili konu?abilmektir. Bu da her zaman do?ru say?lamayacak bir görü?tür. ?sviçre'de üç ayr? dil konu?ulur ama bütün ?sviçreliler bir millettirler. Buna kar??l?k ayn? dili konu?an pek çok Arap milleti vard?r. Irakl?lar ile Fasl?lar ayn? dili konu?tuklar? halde aralar?nda büyük farklar bulunur, ikisi de ayr? birer millet say?labilirler.

Kimileri de millet olman?n ba? ?art? olarak din birli?ini kabul ederler. Ku?kusuzdur ki, art?k bu da savunulamaz bir görü?tür. Bugün dünyan?n en büyük milletlerinden say?lan Japonlar?n içinde çok çe?itli dinler vard?r. Gene ayr? birer din gibi kabul edilebilecek Katoliklik ile Protestanl?k Almanya'da, Amerika'da yan yana ya?amaktad?r. Ama ayn? dinden olduklar? halde Müslümanlar hiçbir zaman tek millet say?lamam??lard?r.

Öyle ise say?lan bütün bu ?artlar bir insan toplulu?unun millet olmas?na yetmemektedir. Ayn? toprak parças? üstünde ya?ayan insanlar?n millet olmas? için ilk ?art, ortak bir geçmi?e, kader birli?ine, ortak bir gelecek hedefine sahip olmakt?r. Bu, en tutarl? ve geçerli görü?tür. Milliyet ba?? böylece maddi olmaktan çok manevi bir ili?kidir. Bu görü?ü benimseyen Atatürk, milleti ?öyle tan?mlamaktad?r: Bir insan toplulu?unun millet say?labilmesi için "zengin bir hat?ra miras?na, birlikte ya?amak hususunda ortak istekte samimi olmaya, sahip olunan miras?n korunmas?n? birlikte sürdürebilmek konusunda iradelerin ortak bulunmas?na, gelecekte gerçekle?tirilecek program?n ayn? olmas?na, birlikte sevinmi?, birlikte ayn? ümitleri beslemi? olmaya" ihtiyaç vard?r, i?te bu ana ?artlar? ta??yan bir insan toplulu?u millet say?l?r. Gene Atatürk'e göre, bu ?artlar?n do?al sonucu, ortak milli bir dü?ünce, ideal ve en önemlisi ortak dilin ortaya ç?kmas?d?r. Gerçi dil birli?i millet olman?n ba? ?art? de?ildir ama insanlar? dü?ünce, ruh ve kültür aç?s?ndan birbirine ba?layan ana dilin, pek çok millette tek oldu?unu da unutmamak gerekir.

Görülüyor ki, Atatürk, Türk milletini ?rk veya din esas? üzerine oturtmam??t?r. Zaten ak?lc? bir yakla??mla buna imkân da yoktur, özellikle Anadolu'daki Türk topluluklar? ba?ka ?rklarla, yüzlerce y?ldan beri kayna?m?? durumdad?rlar. Anadolu'nun uygarl?klar? birbirine ba?layan bir ba? olmas? bu sonucu do?urmu?tur.

Atatürk'ün millet anlay??? ak?lc? ve insanc?ld?r. Atatürk'e göre bir milleti ba?ka milletlerden ay?ran nitelikler vard?r. Her millet kendi yetenekleri, kültürü ve imkânlar? çerçevesinde kendini di?erlerine kabul ettirmek ve mutlu ya?amak zorundad?r, i?te bir milletin bireylerinin bu biçimdeki davran??lar? milliyetçiliktir. Türk milliyetçili?inin amac?, Türk'ün her alanda yükselmesi, yücelmesidir.

Atatürk'e göre, "as?l olan millettir, ilham ve güç kayna?? milletin kendisidir. Bir millet için mutluluk olan bir ?ey, di?er bir millet için felâket olabilir. Ayn? sebepler ve ?artlar birini mutlu etti?i halde, di?erlerini mutsuz k?labilir", öyle ise, her millet ak?l ve bilim yolu ile yaln?z kendi de?erlerini ve ç?karlar?n? bulmal?d?r. "Türk milliyetçisi, geli?me ve ilerleme yolunda ve uluslararas? ili?kilerde bütün ça?da? milletlere paralel olarak, onlarla bir uyum içinde yürüyecektir. Ama bunu yaparken Türk milletinin özelliklerini, ba??ms?z ki?ili?ini koruyacakt?r. Türk Milliyetçisi di?er milletlerin hakk?na, ba??ms?zl???na sayg? gösterecektir. Ancak böylelikle di?er milletlerden de sayg? görecektir. Kimsenin yurdunda gözümüz yoktur. Çünkü her milletin yurdu kutsald?r. Türk, büyük gücünü ancak haklar?na sald?r? oldu?u zaman kullanacakt?r".

Atatürk, bütün milletlere sayg? duyar, ama onlar?n hepsinin üstünde Türk'ü görür. Ona göre, "Dünya yüzünde Türk'ten daha büyük, ondan daha eski, ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlar tarihinde görülmemi?tir". Atatürk, tarih alan?ndaki ola?anüstü çal??malar?yla Türk'ün geçmi?ini ayd?nlatarak bu görü?e eri?mi?tir. Böylesine üstün bir milletin yurdu da kutsald?r. Vatan sevgisi, milliyetçili?in önde gelen ö?elerindendir; "Vatan?m?z, Türk milletinin eski ve yüksek tarihi ve topraklar?n?n derinliklerinde varl?klar?n? sürdüren eserleri ile bugünkü yurttur. Vatan hiçbir kay?t ve ?art alt?nda ayr?l?k kabul etmez ve bütündür".

Mademki vatan kutsald?r ve bir bütündür, öyle ise "memleketi do?u ve bat? diye ikiye ay?rmak do?ru de?ildir". Çünkü yurdumuz kutsald?r. "Yurt topra??, sana her ?ey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz senin için fedaiyiz. Fakat sen, Türk milletini ebedi hayatta ya?atmak için feyizli kalacaks?n".

Atatürk'ün Türk milliyetçili?i üzerinde bu kadar çok durmas?n?n derin sebepleri vard?r. Bu sebepler de gene tarihten kaynaklanmaktad?r. Türklerin dünya tarihine ve uygarl?klara yapt??? üstün hizmetler bilinmektedir. Ama ne yaz?k ki, Türklerin kurdu?u en büyük, en görkemli devletlerden Osmanl? ?mparatorlu?u'nun yap?s?, tam bir milliyetçilik anlay???n?n do?mas?na imkân vermemi?tir.

Osmanl? ?mparatorlu?u'nda her bak?mdan birbirinden farkl? çok çe?itli uluslar ya?ard?. Bunu biliyoruz. XVIII. yüzy?l sonlar?na kadar dünyada milliyet ilkesi pek bilinmiyordu. Gerçi devletler kuran milletler, kendi ya?ama biçimlerini, kültürlerini, anlay??lar?n? geli?tiriyor, dillerini kullan?yorlard?, ba??ms?zl?klar?n? koruyorlard?. Ancak bunlar? belli bir millete ba?l? olma bilinci içinde de?il, belki toplumsal bîr zorunluluk olarak yap?yorlard?. Millete benlik veren milliyetçilik de?il, din idi. Her millet mensup oldu?u dinin buyruklar?na ve kal?plar?na uyarak ya??yordu.

XVII. yüzy?ldan itibaren Bat?'da iyice güçlenen ak?lc?l?k, ayn? zamanda milliyetçili?i do?urmu?tur. Bat?da, çe?itli milletlere mensup olan dü?ünürler, her milletin di?erinden farkl? oldu?unu görmü?ler, insanlar? dinin de?il, milliyetin ilk planda birbirine ba?lamas?n?n akla uygun oldu?unu anlam??lard?r. Böylece milliyetçilik Bat?'da geli?erek siyasal hayata girdi. XVIII. yüzy?l sonunda ç?kan Frans?z ?htilâl ve onu izleyen büyük ink?lâpla, milli devlet ve dolay?siyle milliyetçilik h?zla bütün dünyaya yay?lmaya ba?lad?.

Özellikle çok uluslu devletler için milliyetçilik ak?m? bir felâketti. Milliyetçilik ak?m?n?n çok uluslu bir devlet olan Osmanl? ?mparatorlu?u için önem ta??m??, imparatorluk s?n?rlan içinde ya?ayan ve Türk olmayan çe?itli uluslar ba??ms?zl?k iste?i ile ayakland?lar. Osmanl? devlet adamlar? buna kar?? bir çare arad?lar: Din ayr?m?n? kald?rarak ülkede ya?ayan herkesi "Osmanl?" ilân ettiler. Ama bu kesin bir çözüm yolu de?ildi. Milliyetçilik bir büyük ak?md? ve bu hareketi böyle bir davran??la önlemek mümkün de?ildi. Nitekim ülkede ya?ayan uluslar birer iki?er ayaklanarak Osmanl? yönetiminden kopuyor, kendi milli devletlerini kurarak ba??ms?zl?klar?n? ilân ediyorlard?. Bu durum kar??s?nda baz? Türk dü?ünürleri milliyetçilik ak?m?n?n önlenemeyece?ini anlamaya ba?lad?lar. ?imdi yap?lmas? gerekli olan, elde kalan ve üzerlerinde Türklerin ya?ad??? vatan topraklar?m, yeni milli devletlerin sata?malar?ndan kurtarmakt?. Hiç de?ilse bundan sonra Türk, vatan?na sahip ç?kmal?yd?. Böylece, imparatorluk s?n?rlan içinde ya?ayan çe?itli milletler aras?nda en son, Türklerin milliyetçilik anlay??? do?mu?tur. Bu da XX. yüzy?l ba?lar?na denk dü?mektedir.

Türk milliyetçili?i do?arken, yaln?z Türklerin de?il, bütün Müslümanlar?n tek millet olmas? gere?ini ileri sürenler de ç?kt?. Ama Müslüman Osmanl? vatanda?? olan Araplar?n Birinci Dünya Sava??nda, H?ristiyan dü?manlar?m?zla i? birli?i yaparak bizi arkadan vurmalar?, milletin dine dayand?r?lamayaca??n? çok aç?k ve ac? biçimde göstermi?tir.

Atatürk, yeni Türk Devleti'ni kurdu?u vakit durum bu idi. Bütün millete Türklü?ünü anlatmak, göstermek, bu çok önemli konu üzerinde durmak gerekiyordu. Art?k çok uluslu Osmanl? Devleti tarihe kar??m??t?. Anadolu'da ve Do?u Trakya'da yaln?z Türkler ya??yordu. Atatürk, Lozan Konferans?nda Türkiye'de ya?ayan Rumlar? Yunanistan'a yollamay? ba?arm??t?. Engin ve büyük bir tarihe sahip olan Türkler, art?k Türkiye'de en yüksek oranda ço?unlukta idiler. Milli devlet kurulabilirdi. Bu bölümün ba??nda belirtildi?i gibi, her millet kendi yücelmesini, kendi yetenekleriyle sa?lar. Bunun için de kat?ks?z bir milliyetçilik gereklidir.

Atatürk, ya?ad??? sürece hep Türk milliyetçili?ini geli?tirmeye çal??m??t?r. "Ne Mutlu Türküm diyene" sözü, milletimiz ya?ad?kça anlam? yücelecek çok üstün bir görü?ün simgesidir.

--------------------------------------------------------------------------------

Atatürk'ün Milliyetçilik ile ?lgili Baz? Sözleri

Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türk halk?na, Türk milleti denir. (1930)

Diyarbak?rl?, Vanl?, Erzurumlu, Trakyal? her bir soyun evlatlar? ve ayn? cevherin damarlar?d?r. (1923)

Biz do?rudan do?ruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayana?? Türk toplumudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa, o topluma dayanan Cumhuriyet de, o kadar kuvvetli olur. (1923)

Biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle i?birli?i yapan bütün milletlere sayg? duyar?z. Onlar?n milliyetlerinin bütün gereklerini tan?r?z. Bizim milliyetperverli?imiz her halde bencil ve gururlu bir milliyetperverlik de?ildir. (1920)


HALKÇILIK


Bir milleti olu?turan, çe?itli mesleklerin ve toplumsal gruplar?n içinde bulunan insanlara halk denir. Bu ak?mdan halkç?l?k ilkesi hem cumhuriyetçilik hem de milliyetçilik ilkelerinin zorunlu bir sonucudur.

Atatürk'e göre millet ile halk asl?nda tek anlama gelmektedir. Halkç?l?k ise millet içindeki çe?itli insan gruplar?n?n ç?kar?na ve yarar?na bir siyaset izlenmesi, halk?n kendi kendini yönetmeye al??t?r?lmas?d?r.

Halkç?l?k, cumhuriyetçili?in do?al bir sonucudur denildi ki, bu çok do?rudur. Cumhuriyet, halk?n kendi yöneticilerini kendi içinden seçmesi anlam?na gelmektedir. Böylece cumhuriyet rejimi, bir halk rejimi olmaktad?r. Ayn? biçimde, halkç?l?k, milliyetçili?in de bir sonucudur. Millet halktan olu?tu?una göre, milliyetçilik, Türk halk?n?n mutlulu?u için çal??mak, ortak geçmi?e ve gelece?e halkla birlikte ba?lanmak demektir.

Atatürk, daha TBMM aç?l?r aç?lmaz, yeni kurulan devletin bir halk devleti oldu?unu belirten pek çok konu?malar yapm??t?r. Art?k halk, bir ki?i taraf?ndan yönetilmemekte, kendi kendini yönetmektedir.

Halkç?l?k ilkesinin uygulanmas? ayr?ca, toplumda hiç kimsenin di?erinden üstün olmamas?n?n, kanun önünde kesin e?itli?in kabulü anlam?na da gelmektedir. Gerçek halkç?l?kta hiçbir toplumsal gruba, zümreye ayr?cal?k tan?nmaz. Halk her bak?mdan birbirine e?it kimselerden olu?ur. Bugün baz? rejimler halk? yaln?z belli bir grup insandan ibaret saymaktad?rlar. Bu rejimlerin ad? olan halk cumhuriyeti yan?lt?c?d?r. Çünkü sadece belli bir grup halk?n devleti anlam?na gelmektedir. Gerçek budur. Ama Atatürkçü halk devletinin uzaktan yak?ndan böyle bir anlam ta??mad??? ve belirtmedi?i hemen söylenmelidir.

Atatürkçü halk devleti, Türk halk?n?n tümünü, yani Türk milletini kapsam?na al?r. Böyle bir halkç?l?k anlay???, gerçek demokrasinin kurulmas? için gerekli olan ortam? en iyi biçimde haz?rlar.

--------------------------------------------------------------------------------

Atatürk'ün Halkç?l?k'la ?lgili Baz? Sözleri

?ç siyasetimizde ilkemiz olan halkç?l?k, yani milletin bizzat kendi gelece?ine sahip olmas? esas? Anayasam?z ile tespit edilmi?tir. (1921)

Halkç?l?k, toplum düzenini çal??maya, hukuka dayand?rmak isteyen bir toplum istemidir. (1921)

Türkiye Cumhuriyeti halk?n? ayr? ayr? s?n?flardan olu?mu? de?il, fakat ki?isel ve sosyal hayat için i?bölümü itibariyle çe?itli mesleklere ayr?lm?? bir toplum olarak görmek, esas prensiplerimizdendir. (1923)


LA?KL?K


Türk ve yabanc? bütün bilim adamlar? Atatürk ink?lâb?n?n en önemli ö?esi olarak laikli?i kabul ederler. Gerçi Türk ink?lâb?, içinde ta??d??? ilkelerle bir bütündür. Ama bu bütünün dayand??? iki ana temel, milliyetçilik ve laiklik, öteki ilkeleri sa?lamla?t?r?r.

Laikli?in k?sa tan?m?, daha önce belirlenmi?ti. Yeniden özetleyecek olursak, laiklik; devlet düzeninin ve hukuk kurallar?n?n dine de?il, akla ve bilime dayand?r?lmas?d?r.

Çok uzun bir zaman hemen hemen bütün insan topluluklar?, dinlerin koydu?u esaslara göre yönetilmi?lerdir. Çünkü insanlar?n ak?l ve bilim alanlar?nda olgunla?mas? kolay olmam??, uzun bir zaman alm??t?r. Bu dönemde insanlar, kendi ak?l ve iradeleri d???nda kalan birtak?m güçler taraf?ndan yönetildiklerini kabul ederek rahatlam??lard?r. Bu sebeple, devletlerle özde?leyen dinler ve din adamlar?, giderek büyük ölçüde güçlenmi?, geli?en insan zekisinin önüne engeller koyarak varl?klar?n? sürdürmeye çal??m??lard?r.

Dinler, inanç kavram?na dayan?rlar, ister ilkel olsun, ister geli?mi?, her dinin temeli belli varl?klara ve olgulara tart??madan inanmakt?r, insanlar özellikle ölüm gibi en ürkütücü olay kar??s?nda inanç dünyalar?n? zenginle?tirmi?, dinsiz yasayamaz duruma gelmi?lerdir. ?nsano?lunun evren ve ölüm kar??s?ndaki çaresizli?i, zengin inanç sistemleri do?urmu?tur. Bu çaresizli?e kar?? tek s???n?lacak yerin din olu?u, dinlerin insanlar? yönetmesi sonucunu vermi?tir, ilk zamanlar için bu bir zorunluluktu. ?nsanlar aras?nda düzen ve bar??? sa?lamak için dinin buyruklar?na ihtiyaç vard?. Ölümsüzlü?e eri?mek isteyen insanlar?, hayatta iyi davran??lara yönlendirmek için dinler hukuk kurallar? da koydular ve bu kurallar?n uygulanmas?na titizlik gösterdiler.

Özellikle ileri dinlerin koydu?u ba? hukuk kurallar?, ayn? zamanda evrensel ahlâk? da yans?t?r. Hiçbir din, insanlara erdemsiz ya?amay?, h?rs?zl???, yalanc?l???, zinay?, adam öldürmeyi buyurmaz. Tersine, bütün dinler ahlâkl? ve erdemli ya?amay? buyururlar. Dinler aras?ndaki farkl?l?klar, Tanr? ve ibadet anlay???ndan kaynaklanmaktad?r. Böylece her din, tek ve üstün gerçe?i temsil etti?ini ileri sürdü?ünden dinler aras?nda bir birlik görülmemektedir.

Çok ileri ve üstün bir din olan ?slâml?k, k?sa sürede inanç sistemini birçok millete benimsetmi?tîr. Hazreti Muhammed'in ölümünden sonra Müslümanl?k h?zla geli?ti. Büyük ?slâm bilginleri, ilkça??n ak?lc? filozoflar?n? yeniden gün ?????na ç?kard?lar, öyle ki, Bat?l? bilginler bu filozoflar? Müslümanlardan ö?rendiler. Müslümanl?k bu ak?l ça??nda büyük a?amalar yapt?. Tanr?n?n insanlara do?ru yolu görmesi için ak?l verdi?ini söyleyen bilginler, ?slâm dininin ilerlemesinde büyük rol oynam??lard?r. Onlar? destekleyen halifeler de ç?km??t?r. Böylece Müslümanl?k a?a?? yukar? üç yüz y?l Tanr?n?n gösterdi?i yolda geli?mi?tir. Akla dayanan bu geli?me s?ras?nda ?slâm Hukuku da günlük hayata uydurulmu?tur. Ne yaz?k ki, bir süre sonra bu geli?me durdu, ?slâm dünyas?nda akl?n yerini, tutucu ve durgun bir inanç kaplad?. Bu görü?ün sahipleri, ak?l yolu ile de?il, sadece inançla ya?amak gerekti?ini savunuyorlard?. Bu görü? k?sa sürede yayg?nla?t?, ?slâm dini ve hukuku donup kald?. Buna kar??l?k ak?l yolunu Müslümanlardan ö?renen Bat?l?lar, bu esaslar? geli?tirmekteydiler.

??te Türkler Müslüman olduklar? vakit, ?slâm dünyas?nda durgunluk ba?lam??t?. Türkler, üstün yetenekleriyle k?sa sürede ?slâm dünyas?na egemen oldular. Çok içten inand?klar? Müslümanl??? H?ristiyanlara kar?? korudular, ?slâml??? Anadolu'ya ve Balkanlar'a yayd?lar, ama onlar güçlerinin doru?unda iken Bat?'da da ak?l ça?? ba?lam??t?. Büyük ak?lc?lar, bir zamanlar Müslüman bilginlerin dedikleri gibi Tanr?n?n insanlara verdi?i en büyük hazine olarak ak?l? gördüler. Böylece Bat?'da bilim ve hukuk akla dayand?r?lmaya ba?lad?. Burada hemen ?unu belirtmekte yarar vard?r: Bu büyük ak?lc? ak?ma kar??, orada da kilise direnmi?tir. Ancak bu direnme yeni mezheplerin (Protestanl?k) do?mas?na yol açm??t?r. Bu yüzden H?ristiyan dininin bir bütün olarak ak?lc?l??a kar?? durmas? imkân? kalmad?. Kilise giderek yenilikleri kabul etmeye ba?lad?. Nihayet XVIII. yüzy?l sonunda ç?kan Frans?z ?htilâli ile laiklik, devlet ve hukuk düzenine egemen oldu. Yani devlet, dinin etkisinden ar?t?ld?. Ama ayna zamanda din özgürlü?ü de kabul edilerek, devletin vatanda??n vicdan?na kar??mayaca??, herkesin inanc?nda serbest oldu?u esas? konuldu.

Osmanl? Devleti'nin bu geli?menin d???nda kald???n? biliyoruz. Atatürk belki de ?slâml???n parlak ça??na dönü? yaparak, zamana ve akla uymayan, eskiyen hukuk kurallar?n? bir yana b?rakarak devleti laikle?tirmi?tir. Ama ?slâml???n inanç ve ibadete dayanan kurallar?na hiç dokunmam??t?r.

Atatürk kesinlikle dinsiz de?ildi. ?u sözleri söyleyen Atatürk'ün dinsiz oldu?u, laiklikle dinsizli?i getirdi?i söylenebilir mi? :"Tanr? birdir, büyüktür. Bizim dinimiz en makul (akla uygun) ve tabii (do?al) bir dindir. Ve ancak bundan dolay? da son din olmu?tur. Bir dinin tabii olmas? için akla, fenne, ilme ve mant??a uymas? gerektir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur... Ey millet, Allah birdir, san? büyüktür. Peygamberimiz, Efendimiz Cenab? Hak taraf?ndan insanlara dinin gerçeklerini bildirmeye memur ve elçi olmu?tur... ?nsanlara feyz ruhu vermi? olan dinimiz akla, mant??a, gerçe?e tamamen uyuyor. Bu sebeple en mükemmel dindir... Varl?k dünyas?n?n bütün kanunlar?n? yapan Cenab-? Hakt?r... Dinime, gerçe?in kendisine nas?l inan?yorsam buna da öyle inan?yorum". Atatürk bunlar gibi daha birçok söz söylemi?tir.

Atatürk'ün akla uygun bir uygulama istedi?ini belirten ?u sözleri, ne derin anlamlar ta??maktad?r: "Büyük dinimiz, çal??mayan?n insanl?kla ilgisi olmad???n? bildiriyor. Baz? kimseler modern olmay? kâfir olmak san?yorlar. As?l küfür onlar?n bu zann? (dü?ünce)d?r. Bu yanl?? yorumu yapanlar?n amac?; ?slamlar?n kâfirlere tutsak olmas?n? istemek de?il de nedir?" "Bizim dinimiz milletimize, dü?kün, miskin ve hor görülmeyi tavsiye etmez. Tam tersi, Allah da Peygamber de insanlar?n ve milletlerin yücelik ve ?erefini korumalar?n? buyuruyor... Bizim dinimiz için herkesin elinde bir miyar (ölçüt) vard?r. Bu miyar ile hangi ?eyin dine uygun olup olmad???n? kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi ?ey ki, akla, mant??a, toplumun ç?karlar?na uygundur, biliniz ki o, bizim dinimize de uygundur, o ?ey dinîdir. E?er bizim dinimiz akl?n, mant???n uydu?u bir din olmasayd?, en mükemmel ve en son din olmazd?".

Görülüyor ki, Atatürk bilgisiz ve ç?karc? kimselerin milleti din ad?na sömürmesine kar??d?r. O, devlete, hukuka ve bilime can verecek kurallar?n akla, mant??a uygun olmas?n? istemektedir. Atatürk, daha 1927 y?l?nda dinin siyaset arac? olarak kullan?lmas?ndan do?acak sak?ncalar? ve ç?kar dü?künlerini ?öyle anlatm??t?r: "Masum halka be? vakit namazdan ba?ka, geceleri de namaz k?lmay? vaaz etmek ve ö?ütlemek, belki de ömründe hiç namaz k?lmam?? olan bir politikac? taraf?ndan vâki olursa, bu hareketin hedefi anla??lmaz olur mu?" Atatürk'ün y?llarca önce söyledi?i bu sözler ne kadar dü?ündürücüdür.

Laiklik devletin temeli olunca, akla dayanan uygulamalarla millet zaman yitirmeden çal??ma ve kalk?nma imkân? bulur. Devlet vatanda??n inanc?na kar??amaz; daha Önce de belirtildi?i gibi inançlar çe?itlidir. Herkesi bir do?rultuda inanca zorlamak olmaz. Bu her?eyden önce demokrasiye ayk?r?d?r. Demokrasi, bir özgürlük rejimidir. Bu sebeple demokrasilerde devletin tek bir dini vatanda?lara benimsetmeye çal??mas? dü?ünülemez. Bu davran?? demokrasi kavram?na uymaz. Hem Kur'an "dinde zorlama yoktur" diyor. Bundan ba?ka Kur'an ve Hazreti Muhammed devlet yönetiminde akla dayan?lmas?n? isteyen pek çok buyruklar vermi?tir.

Demek ki, laiklik vatanda? inanc?n?n en sa?lam güvencesi oluyor. ?nanç özgürlü?ü devletçe sa?lan?yor. Herkes inanc?nda ve ibadetinde serbesttir. Laikli?i, resmi politikas? dinsizlik olan rejimlerden kesinlikle ayr? tutmak gerekir. O tür rejimlerde devlet dine kar??d?r. Vatanda??n dinsiz olarak yeti?mesi için gereken her türlü tedbiri al?r. Atatürkçü laiklikte ise, devlet i?lerine kar??t?r?lmamas? ko?ulu ile tam bir din ve inanç özgürlü?ü vard?r. Türk Devleti ayn? zamanda nüfusumuzun yüzde doksan be?inden fazlas?n?n inanç sahibi Müslüman oldu?u gerçe?ini de görmü?tür. Müslümanlar?n inanç ve ibadet hizmetlerini devlet yüklenmi?tir. Din e?itim ve ö?retimi yapan kurumlar aç?lm??, buralarda Atatürkçü, ayd?n, ak?lc?, laik din adamlar? yeti?tirmeye h?z verilmi?tir. Hiçbir dönemde Anadolu'da Cumhuriyet dönemindeki kadar cami yap?lmam??t?r.

Türk milleti ve Devleti varl???n? ancak inanç özgürlü?ü içinde, ça??n gere?i olan ak?l ve bilim kavramlar?n?n yolunda, insanc?l bir laikli?i benimseyerek sürdürebilir. Geriye dönü? mümkün de?ildir. Böyle bir tutum zamana ayak uyduramamak, ça??n d???nda kalmak olur.

--------------------------------------------------------------------------------

Atatürk'ün Laiklik ile ?lgili Baz? Sözleri

Laiklik, yaln?z din ve dünya i?lerinin ayr?lmas? demek de?ildir. Bütün yurtta?lar?n vicdan, ibadet ve din hürriyeti demektir. (1930)

Laiklik, asla dinsizlik olmad??? gibi, sahte dindarl?k ve büyücülükle mücadele kap?s?n? açt??? için, gerçek dindarl???n geli?mesi imkan?n? temin etmi?tir. (1930)

Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdan?n?n emrine uymakta serbesttir. Biz dine sayg? gösteririz. Dü?ünü?e ve dü?ünceye kar?? de?iliz. Biz sadece din i?lerini, millet ve devlet i?leriyle kar??t?rmamaya çal???yor, kas?t ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sak?n?yoruz. (1926)


DEVLETÇ?L?K


XX. yüzy?lda dünya devletleri daha mutlu ya?amak imkânlar?na kavu?mak için üretimi art?rma gere?ini duydular. Bunun için de ba?l?ca üç yöntemin uygulanmas?n? öngördüler. Bunlar? k?saca gözden geçirelim:

Liberal Ekonomi: Bu tür ekonomilerde üretim için gerekli olan sermaye, üretim etkinli?i ve üretilen mallar?n da??t?m? tümüyle bireylere b?rak?lm??t?r. Liberal ekonomi görü?üne göre, ekonomik hayat?n kendili?inden i?leyen yasalar? vard?r: Üretim, mallara olan iste?e ba?l?d?r, istek ise, üretimin az veya çok olmas?n? sa?lar. Devlet bu kurallar? yönlendirmeye kar??mamal?d?r. Devletin görevi yurdu savunmak, e?itim ??lerini düzenlemek, adalet da??tmak gibi alanlarda kalmal?d?r. Devlet ekonomik hayata kat?l?rsa az önce belirtilen denge bozulur. Gerekirse devlet, ancak büyük bunal?mlar? gidermek için ekonomik hayata girmeli, bunal?m geçince de gene çekilmelidir. Büyük ekonomik güce sahip olan kapitalist ülkeler, liberal görü?ü uygulayarak bugüne kadar gelmi?lerdir.

Sosyalist Ekonomi: Bu tür görü?ü uygulayan ülkelerde hem sermaye, hem üretim do?rudan do?ruya devletçe sa?lan?r. Ki?ilerin üretim araçlar?na sahip olmalar? yasakt?r. Devlet tüm sermayenin sahibidir. Bütün ekonomik hayat, devletin öngördü?ü biçimde düzenlenir. Mallar?n da??t?m?n? da devlet yapar. Baz? ülkeler temelde bu görü?ü benimsemi?lerdir.

Il?ml? Ekonomik Sistemler: Dünyan?n h?zla de?i?en ?artlar? hem liberalizmin, hem de Sosyalizmin kat?ks?z bir biçimde i?leyemeyece?ini göstermi?tir. Bu bak?mdan liberal rejimlerin baz?lar?nda, devlet ekonomik hayata artan ölçüde girerken, sosyalist sistemde de yumu?amalar göze çarpmaktad?r. Böylece her iki guruptan baz? ülkeler rejimlerinin temelini bozmadan önemli sistem de?i?ikliklerine girmektedirler.

Devletçilik: Atatürk ilkelerinin aras?nda bulunan devletçilik, bir ekonomi siyasetidir. Yukar?da anlat?lan rejimlere benzemez. Milli özelliklerimize uyan, gerekli kalk?nmay? sa?layacak bir model olan devletçili?in hangi ?artlar alt?nda nas?l do?du?u belirtilmi?ti. Bunun için burada devletçili?i k?saca de?erlendirece?iz.

Devletçilik, temel anlam?yla devletin ekonomik hayat?n içine girmesidir. Ama bu yap?l?rken sosyalist model benimsenemez. Elinde sermayesi olan vatanda?lar, birkaç alan d???nda, diledikleri biçimde üretime kat?labilirler. Devlet bunlara engel olmad??? gibi üstelik gereken tedbirleri alarak i?lerini kolayla?t?r?r, ki?ileri üretim ve ticaret i?ine özendirir.

Ancak bilindi?i gibi, h?zla sanayile?me cumhuriyetin ilk hedeflerindendi. Büyük temel sanayi kurulu?lar? yapmak için özel ellerde sermaye yoktu. Bu yüzden devletçilik do?du. Devlet pek çok sanayi i?letmesini kendisi kurdu, çal??t?rd? ve geli?tirdi. Bir yandan da uygulad??? para ve kredi politikas? ile özel ki?ileri ba??bo? b?rakmad?. Böylece devlet ile vatanda?, üretim i?ini birlikte düzenlediler. Bu i?birli?i sonucu Türkiye örnek bir ülke durumuna gelmi?ti. Son ara?t?rmalar, Türkiye'nin 1930 y?l?na kadar uygulad??? devletçilik siyaseti ile en h?zl? kalk?nan üç ülke aras?na girdi?ini göstermektedir. 1029 y?l?nda, 100 olan Türkiye ve dünya sanayi üretim indeksi, 1939'da Türkiye'de 196'ya eri?mi?tir. Dünya ortalamas? ?se 119'dur. Bu geli?me tablosunda Türkiye'nin yeri, Rusya ve Japonya'dan sonra gelmektedir. Böylece 1927'de 1000 olan milli gelirimiz, h?zl? nüfus art???na ra?men, 1939'da 1625'e yükselmi?tir.

Sermayesi olmayan, d??ar?dan yard?m almayan, kaynaklar? s?n?rl?, teknolojisi geri Türkiye'nin 1939 y?l?na kadar sa?lad??? bu geli?me Atatürk'ün ak?lc? ve milliyetçi görü?lerinin bir eseridir. O, özel giri?imleri desteklerken, devleti de ekonomik hayata katm??, her iki alan birbirlerini tamamlam??lard?r.

?kinci Dünya Sava??'n?n ç?kmas? üzerine bu geli?me durdu. Sava? sonras?nda ise devletçilik ilkesi yeniden ve amaca uygun biçimde i?letilip ihtiyaçlara göre düzenlenmedi, politika arac? yap?ld?. Bu yüzden özel alanla devlet alan? aras?ndaki denge bozuldu ve ekonomik hayata bir karga ?a geldi.

Atatürk'ün ba? ilkelerinden devletçilik, Türkiye'yi ekonomik bak?mdan kalk?nd?racakt?r, yeter ki gerekti?i gibi uygulanabilsin.

--------------------------------------------------------------------------------

Atatürk'ün Devletçilik ile ?lgili Baz? Sözleri

Devletçili?in bizce anlam? ?udur: Ki?ilerin özel te?ebbüslerini ve ?ahsi faaliyetlerini esas tutmak, fakat büyük bir milletin ve geni? bir memleketin ihtiyaçlar?n? ve çok ?eylerin yap?lmad???n? göz önünde tutarak, memleket ekonomisini devletin eline almak. (1936)

Prensip olarak, devlet ferdin yerine geçmemelidir. Fakat ferdin geli?mesi için genel ?artlar? göz önünde bulundurmal?d?r. (1930)

Kesin zaruret olmad?kça, piyasalara kar???lmaz, bununla beraber, hiç bir piyasa da ba??bo? de?ildir. (1937)


?NKILÂPÇILIK


?nk?lâp, bir toplumun önemli kurumlar?n? k?sa bir süre içinde de?i?tirip kendini yenile?tirmesi at?l?m?d?r. Tarihte önemli, büyük ink?lâplar görülmü?tür. Atatürk yönetimindeki Türk Milleti de tarihteki en önemli ?nk?lâplardan birini gerçekle?tirmi?tir.

Bir toplumda durup dururken ink?lâp yap?lmaz, ink?lâplar?n tarihten gelen büyük sebepleri vard?r. Türkler bir zamanlar ça??n Önemli devletlerinden birini kurmu?lard?. Bu devlet yüzlerce y?l dünyan?n say?l? güçlerinden biri olarak kald?. Ama Bat?'da geli?en ak?l ve bilim ça??na ayak uyduramad??? için geride kalmaya, güçsüzle?meye ba?lad?. Çok uluslu bir yap?da oldu?undan milli bir birlik kuramad?. Devleti kurtarmak isteyenler, hep eski düzen ve belli kal?plar içinde de?i?iklikler yapt?lar. Oysa yap?y? de?i?tirmek gerekti ve bu kaç?n?lmazd?.

Birinci Dünya Sava?? sonu yenilgi ve parçalanma, Atatürk'e, Türk milletini bir araya getirip mücadele etme ve yap?y? yenileme dü?üncesini ve bunu gerçekle?tirme azmini vermi?tir. Eski yap?y? yeniden kurmak mümkün olmad??? için ardarda büyük ink?lâplar yap?lm??t?r.

Atatürk'e göre "ink?lâp milletin esenli?i için halk ad?na yap?ld?". "Yapt???m?z ve yapmakta oldu?umuz ink?lâplar?n amac?, Türkiye Cumhuriyeti halk?n? tamamen modern ve bütün anlam? ve biçimiyle uygar bir toplumsal heyet durumuna getirmektir". Öyleyse ink?lâp, modernle?me ve ça?da? uygarl?k düzeyine ula?mak için yap?lacakt?r. Gerçekten, gördü?ünüz büyük yenilik hareketleri, hep ink?lâpç? bir tutum ve davran??la yap?lm??t?r.

Türk Milleti iyiye, do?ruya, güzele daha fazla yakla?mak, bunlara eri?mek için ink?lâpç?l??a ba?l? ve tam bir ink?lâpç? olarak kalmal?d?r. Öyleyse ink?lâpç?l?k nedir? Atatürk'e göre, "gerçek ink?lâpç?l?k onlard?r ki, ilerleme ve yenile?me ink?lâb?na sevk etmek istedikleri insanlar?n, ruh ve vicdanlar?ndaki gerçek e?ilime nüfuz etmesini bilirler".

Demek ki, ink?lâpç?, ruhlara ve vicdanlara seslenecek, insanlar? bu yolda yönlendirecektir. Atatürk ink?lâb?n? sürdürebilmek, ink?lâpç? ruh ve yap?y?, co?kuyu her zaman duymakla, hedefleri belirleyip bu hedeflere ula?ma yolunda çal??makla olur.

Türk ?nk?lâb?n?n üstün ve yüce amac?n? her zaman kavramaya çal??mal?d?r. Durmadan ve her zaman yenilik yolunda ileriye do?ru gidilecektir, i?te Atatürk'ün temel ilkelerinden biri de budur. Türk ink?lâb?n?n korunmas?, geli?tirilmesi ve ilerletilmesi ?artt?r. Atatürk bundan emindi ve ?öyle diyordu: "?nk?lâb?n hedefini kavram?? olanlar, daima onu muhafazaya muktedir olacaklard?r".

Evet, bu özlü sözlerin ?????nda, bilinçli ink?lâpç?l?k Türk Milletinin gelece?i olmal?d?r.

--------------------------------------------------------------------------------

Atatürk'ün ?nk?lâpç?l?k ile ?lgili Baz? Sözleri

Yapt???m?z ve yapmakta oldu?umuz ink?laplar?n gayesi, Türkiye Cumhuriyeti halk?n? tamamen ça?da? ve bütün anlam ve görünü?üyle uygar bir toplum haline ula?t?rmakt?r. (1925)

Biz büyük bir ink?lap yapt?k. Memleketi bir ça?dan al?p yeni bir ça?a götürdük. (1925)

 

 

 

Videolu Soru zmleri

?km?? Sorular

Facebook Sayfam?z

Mesleki ve Teknik E?itim

Mesleki ve Teknik E?itim
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugn1265
mod_vvisit_counterDn4859
mod_vvisit_counterBu Hafta6124
mod_vvisit_counterBu Ay46804
mod_vvisit_counterToplam7413503

Kimler evrimii

Şu anda 51 ziyaretçi çevrimiçi

[+]
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • blue color
  • green color
Ödev