TalebeDunyasi.Com | Öğrenci Ödev Portalı

Anasayfa Site Haritası Eğitim Haberleri Ara
 
Pıhtılaşma Mekanizması

Bir yerinizi yaraladığınızda, yaralanan yerde gerçekleşen işlemlerin farkında bile olmazsınız. Oradan akan kanın bir süre sonra duracağından ve birkaç hafta içinde yaranın tamamen kapanıp ortadan kaybolacağından eminsinizdir. Kanamanın durması ve yaranın kapanması için sizin pek birşey yapmanıza gerek yoktur. Zaten kan eğer bunu kendi kendine yapmazsa, bu akışı durdurup yaranın kapanmasını sağlayacak başka bir yolunuz da yoktur. Çünkü bunu ancak kanda bulunan ve pıhtılaşmayı sağlayan 40 tane faktör ile yapmak mümkündür.

Bir yeriniz yaralandığında sizin yapabileceğiniz tek şey beklemektir. Yara açılır, bir iki hafta içinde cildiniz sanki orada daha önce bir kesik olmamış gibi hiçbir iz kalmadan eski pürüzsüz haline döner. Böyle olacağından eminsinizdir. Oysa o süre sırasında gerçekleşen işlemlerden çoğunlukla haberiniz bile yoktur. Kanın pıhtılaşması sırasında belli bir sıra izlenerek birçok mekanizma devreye girer. Kanda ve dokularda pıhtılaşmayı başlatan, hızlandıran ve sona erdiren 40'tan fazla faktör bulunur. Bu faktörlerin bir özelliği, sıra ile devreye girmeleri, birbirlerinden daha önce çalışmamalarıdır. Bu çok önemlidir. Pıhtılaşmanın vücutta çok kontrollü bir şekilde olması gerekir. Engelleyici faktörlerle hızlandırıcı faktörlerin dengesi çok önemlidir. Tüm mekanizmalar, adeta kendi sırasını ve miktarını bilerek hareket ederler.

İnsan Yaralandığında Vücudunda Neler Yaşanır?

Daha önce de belirttiğimiz gibi kanda ve dokularda pıhtılaşmanın meydana gelmesini sağlayan 40'tan fazla madde bulunur. Bunların bir kısmı pıhtılaşmayı başlatır, bir kısmı hızlandırır, bir kısmı da pıhtılaşmayı sona erdirir. Kanın pıhtılaşması, pıhtılaşmayı hızlandıran faktörler ile pıhtılaşmayı engelleyen faktörler arasındaki dengeye bağlıdır. Normal şartlarda, pıhtılaşmayı engelleyen faktörlerin, hızlandıranlardan daha çok olması gerekmektedir. Böylelikle bedende kontrolsüz bir pıhtılaşma durumu söz konusu olmaz. Hızlandırıcı faktörün engelleyici faktörden daha fazla olduğu tek an, bir damarın zedelenme anıdır. (Arthur C. Guyton, Tıbbi Fizyoloji, 7. Baskı, Nobel Tıp Kitabevi, 1986, sf. 115)

Damar zedelendiğinde vücutta oldukça yoğun bir hareketlenme başlar.

Birkaç saniye sonra vücuttaki tüm sinirler ve tamir sistemleri uyarılmıştır.

Pıhtılaşma mekanizmaları, kaybedilen kan miktarını azaltmıştır.

Yaranın bulunduğu yerde salgılanan kimyevi maddeler, herhangi bir enfeksiyona karşı akyuvarları harekete geçirmiştir.

Eğer oluşan yara çok büyükse, alarma geçen beyin ve iç salgı bezleri, kana kimyevi madde ve hormon ordusu salgılayarak bozulan vücut faaliyetlerini düzenlemeye çalışırlar. Bu, Yüce Allah'ın bedenimizde yarattığı olağanüstü bir kontrol mekanizmasıdır.

Hayati Öneme Sahip Bir Süre: 30 Saniye…

Ağır tahribatlarda büyük önlemler alınması ve açılan yarada pıhtılaşma işleminin hemen başlaması gerekmektedir. Bunu sağlamak için olağanüstü hızda bir iletişim sistemi şarttır. Sinirlerin beyne, tahribatın sınırları hakkında bilgi göndermesinin ardından sadece 50 milisaniye geçmiştir. Bu, gerçekten de baş döndürücü bir hızdır. Kişi, belki de, henüz bedeninde bir yara açıldığının bile farkında değildir.

Eğer kanama durdurulmazsa, vücuttaki kan basıncının düşmesi ve sıvı miktarının azalması, başta beyin olmak üzere tüm vücut organlarına zarar verecektir. Kan kaybı nedeniyle beyin fonksiyonları durduğunda, önce baygınlık, yaklaşık 30 saniye içinde de şuur kaybı meydana gelir. Ardından normal bir kan basıncı ile çalışabilen böbrekler, kan basıncının düşmesi sonucunda işlevlerini yerine getirememeye başlarlar. İşte bu nedenle kanamanın hemen durması çok önemlidir.

İlk önlemler ise hayatidir. Damarın kesilmesinden sonraki iki saniye içinde damarın duvarı ani bir spazm ile yani bir refleks hareketi ile kasılır. Kalın duvarlara sahip olan atardamar ise başka bir önlem alır ve otomatik olarak kapanarak vücuda kan akışını en aza indirmeye başlar. Damarda kanama ne kadar fazlaysa, spazm da o kadar çok olur. Söz konusu refleks hareketi, 20-30 dakika kadar sürebilir. Bu önlemin ardından trombositler devreye girer. Kanama çok yoğun ise 10-15 saniye içinde, kanama yoğun değilse 1 veya 2 dakika içinde trombosit pıhtısı meydana gelir ve kan akışı büyük ölçüde durdurulur.

Artık yaranın tamamen kapanması ve vücut fonksiyonlarının eskisi gibi devam etmesi gerekmektedir. Bu nedenle bu noktada devreye pıhtılaşma mekanizması girer.

Bir Arada Çalışan 40 Faktör

Kanda pıhtılaşmaya etki eden 40 faktörü tek bir yazıda detaylı olarak incelememiz imkansızdır. Bu nedenle, pıhtılaşma sisteminin sadece ana elemanlarını tanıtmak yerinde olacaktır.

Fibrinojen, pıhtılaşma mekanizmasının en önemli elemanlarındandır ve pıhtı malzemesinin kandaki durağan halidir. Tuzun suda erimesi gibi, o da plazma içinde erimiş durumdadır. Vücutta herhangi bir yara oluşana kadar, son derece sakin bir şekilde dolaşır durur.

Vücutta bir yara meydana geldiğinde, trombin adındaki bir başka protein, fibrinojenin zincirindeki üç halkadan iki tanesini keser. Artık bu protein, fibrinojen değil “fibrin”dir ve bu aşamadan sonra aktif haldedir. Fibrinin kesilen yüzeyleri yapışkan parçalara sahiptir. Bu yapışkan parçalar da diğer fibrinlerin gelerek kendisine yapışmalarına neden olur. Fibrinlerin birbirlerine yapışarak meydana getirdikleri bu kütle, kanın akışını durdurmak için meydana getirilmiş ilk pıhtıdır. İlk aşamada detaylı bir çalışma yapılmadan bu ilk pıhtının oluşturulması için gayret gösterilir. Buradaki amaç, kanı durdurmak, aynı zamanda da en az protein kullanarak bir ilk yardım yapmaktır, yani proteinden tasarruf etmektir.

Vücutta yaranın açılması ile aniden harekete geçen trombin, bulduğu bütün fibrinojenlerin zincir halkalarını kesmeye başlar. Fakat trombinin bunu sürekli olarak veya yaranın bulunduğu yerden farklı bir yerde yapmaması gerekmektedir, çünkü eğer bu şekilde bağımsız hareket ederse, kestiği tüm fibrinler birbirlerine yapışacak ve dolaşım içinde kontrolsüz pıhtılar meydana gelecektir. Oluşan bu pıhtılar ise damarların tıkanmasına yol açacaktır. Bu durumda trombinin bir şekilde “baskı altında tutulması” ve gerekli zamanda gerekli şekilde hareket etmek için bir ültimatom alması gerekmektedir.

Stuart Faktörü Trombini Nasıl Harekete Geçiriyor?

Bu aşamada, söz konusu mekanizmanın bir “indirgenemez komplekslik” olduğunu kanıtlayan bir bağlantı daha karşımıza çıkar: Trombini harekete geçiren bir başka protein olan Stuart faktörü.

Stuart faktörü, kanda bulunan protrombini keserek onu aktif durumda bir trombin haline dönüştürür. Ancak burada bir problemle karşı karşıya kalırız. Eğer Stuart faktörü, amaçsızca gördüğü her protrombini trombin haline dönüştürürse, yine kontrolsüz bir hareketlenme meydana gelecek ve dolaşım içinde pıhtılaşma oluşma ihtimali artacaktır. Bu durumda Stuart faktörünün de kanda sürekli olarak aktif halde bulunmaması ve hareketlenmek için ültimatom beklemesi gerekmektedir.

Stuart faktörünün harekete geçebilmesi için ültimatom, Akselerin adındaki bir başka proteinden gelir. Ancak Akselerin de kanda kendi halinde dolaşan bir proteindir. Kanda kendi halinde dolaşan bu proteinin de aktifleşmesi gerekmektedir. Elbette bunun için de bir proteine ihtiyaç vardır. Ancak işin en hayranlık uyandırıcı yanı, Akselerinin hareketlenmesini sağlayan proteinin “trombin” olmasıdır. Oysa trombin bu sıralamada Akselerinin olduğu yerden daha sonra gelmektedir. Peki böyle bir şey nasıl olur?

Vücutta bunun için tedbir alınmıştır. Normal şartlarda kanda her zaman bir miktar trombin bulunur. Dolayısıyla kandaki bu hareketlenmeyi başlatan, kanda hazır bulunan söz konusu trombin molekülleridir. Ancak herşeye rağmen, kanın pıhtılaşması işleminde arka arkaya gelen bu aktifleşmelerin nasıl sağlandığı ve ilk planda trombinin nasıl hareketlendiği henüz tam olarak anlaşılamamıştır. (Michael J. Behe, Darwin'in Kara Kutusu, Aksoy Yayıncılık, 1998, sf. 87-88-89)

Bu sistemi tüm muhteşem özellikleri ve kompleksliği ile yaratan Yüce Allah'tır. O, yerleri ve gökleri ve ikisi arasındakileri yaratmış, yarattığı her varlıkta Kendi ilmini sergilemiştir. İşte Darwinistlerin kabullenmekten kaçındıkları gerçek budur.

Pıhtılaşma, Evrimin Gerçek Olmadığına Dair Güçlü Bir Delildir

Yukarıda anlattığımız birbiri ile bağlantılı bu muazzam sistemin tek bir halkasının eksik olması durumunda ne olur? Bu, son derece önemli bir sorudur. Bu zincirin tek bir halkasını devreden çıkardığımızda kan, pıhtılaşma işlevini yerine getiremeyecektir.

Bu durum ne tip sonuçlar doğurabilir? Normal şartlarda bir insan, vücudunda bir Stuart faktörünün veya başka bir proteinin eksikliğini hissetmez. Ancak vücudun herhangi bir yerinde kanama başladığında bu eksiklik kendini hemen gösterir, hatta bunun sonuçları hayati olabilir. Başlayan kanama bir türlü durmaz ve kesik küçük olsa bile son derece büyük bir sorun haline gelebilir. Dışarıdan etki bu şekildedir. İçeride ise, aniden başlayan iç kanamalar eklemlere ve kıkırdaklara oldukça büyük zararlar vermeye başlar ve kanamalar durdurulamazsa sonuç kaçınılmaz olarak ölüm olur.

Hemofili hastalığı bu duruma en önemli örnektir. Bu hastalıkta kandaki pıhtılaşma sisteminin “sadece bir üyesi” fonksiyonunu yerine getirememektedir. Bu durum, kanın pıhtılaşmasını tümüyle engeller. Pıhtılaşamayan kan, açılan herhangi bir yaradan hiç durmadan dışarı akacaktır. Dışarıdan bir basınçla engellense bile, yara hiçbir şekilde kapatılamayacaktır. Bu sorunun çözülmesi için genellikle kişiye taze plazma takviyesi yapılır veya yetersiz olan pıhtılaşma faktörü kanama bölgesine verilir. (The Human Body: An Intelligent Design, Alan L. Gillen, Frank J. Sherwin III, Alan C. Knowles, Creation Research Society Monograph Series: Number f8, Creation Research Society Books, sf. 117)

Görüldüğü gibi tek bir faktörün eksikliği, sistemi tamamen işlevsiz hale getirmektedir. Ve eğer söz konusu tıbbi müdahaleler gerçekleşmezse, kanın akışını durdurmanın başka bir yolu yoktur.

Hayali evrim sürecinin hiç var olmadığının delillerinden biri de pıhtılaşma sistemindeki mükemmellik ve kompleksliktir. Darwinistlere göre her faktör aşama aşama gelişmiştir ve bu durumda aşamaların her biri tek başına işlevsizdir. Ancak pıhtılaşma zincirindeki tek bir halkanın hatta bu halkayı oluşturan tek bir genin bile evrimcilerin iddia ettiği gibi tesadüfen oluşamayacağını, Leigh Üniversitesi biyokimya profesörü Michael Behe şu şekilde açıklamaktadır:

“Kanı pıhtılaştıran proteinlerin, genlerin şöyle bir karıştırılmasıyla oluştuğunu söylemek, düzenli ve anlamlı bir paragraf oluşturmak amacıyla ansiklopediden rastgele seçilen cümleleri biraraya getirmeye benzer.” (Michael J. Behe, Darwin'in Kara Kutusu, Aksoy Yayıncılık, 1998, sf. 99)

Yaratılış İnkar Edilemez Kesin Bir Gerçektir

Profesör Behe'nin de belirttiği gibi, “Dünyada hiç kimsenin pıhtılaşma şelalesinin nasıl meydana geldiği hakkında mutlak bir fikri yoktur.” (Michael J. Behe, Darwin'in Kara Kutusu, Aksoy Yayıncılık, 1998, sf. 103) Burada önemli olan, sistemin tesadüflerle oluşamayacak kadar kompleks, kusursuz; ancak Yüce Allah'ın eseri olduğu açıkça belli olacak şekilde mükemmel ve eksiksiz olduğunu görebilmektir. Aklını kullanabilen her insan, bu gerçekleri görmekte tereddüt etmeyecektir. Yüce Allah'ın mutlak varlığı, tüm ihtişamı ile gözler önündedir. Rabbimiz, insanın kusursuz yaratılışını bir Kuran ayetinde şu şekilde bildirmektedir :

“O'dur ki, sizi topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir alaktan (embriyo) yarattı; sonra sizi bir bebek olarak çıkarmakta, sonra güçlü (erginlik) çağınıza erişmeniz, sonra da yaşlanmanız için size (belli bir ömür vermektedir). Sizden kiminin daha önce hayatına son verilmektedir; adı konulmuş bir ecele erişmeniz ve belki aklınızı kullanmanız için (Allah sizi böyle yaşatır).” (Mümin Suresi, 67)

 

Facebook Sayfamız

Mesleki ve Teknik Eğitim

Mesleki ve Teknik Eğitim
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün847
mod_vvisit_counterDün2524
mod_vvisit_counterBu Hafta8563
mod_vvisit_counterBu Ay35895
mod_vvisit_counterToplam6227128

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 72 ziyaretçi çevrimiçi

[+]
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • blue color
  • green color
Ödev