TalebeDunyasi.Com | Öğrenci Ödev Portalı

Anasayfa Site Haritas? E?itim Haberleri Ara
 
Osmanli Devlet?nde Medreseler

OSMANLI DEVLET?’NDE MEDRESELER


Yrd. Doç. Dr. Remzi KILIÇ*
G?R??:

Tarihimiz boyunca devlet adamlar?na yol gösteren ve devletimizin hemen her kademesinde görev yapan, itibarl? bir zümre olan bilginleri yâni ulemây? görürüz. Bu ayd?n zümrenin yerini ve rolünü ortaya koyabilmek için meseleyi Türk Devleti’nin devaml?l??? aç?s?ndan ele almak en do?ru olan?d?r. Gerek Çin kaynaklar?, gerekse Göktürk Kitabeleri, Türklerin ?slamiyet'i kabul etmeden önceki dönemlerde Türk Kültür hayat?n?n çok ileri bir seviyede bulundu?unu ve bilginlerin önemli bir yer ve nüfuz sahibi olduklar?n? gösterir . Göktürkler devrinde sadece Ka?anlar?n “bilge” olmalar? yetmiyordu. Türk Ka?anlar?’n?n etraf?ndaki büyük memur ve komutanlar?n da bilgi sahibi olmalar? ?artt?. Göktürklerdeki bu anlay??, Selçuklu ve Osmanl? devirlerinde de devam etmi?tir. Osmanl? Devleti’nde ?ehzâdelerin kültür seviyelerini yükseltmek için devrin ünlü bilginleri onlara ders vermek için görevlendirilirdi.
Osmanl? Medreseleri hakk?nda bilgi veren baz? ara?t?rma eserlerin bulundu?unu biliyoruz. Ancak devletin yükseli?inde olumlu, çökü?ünde ise olumsuz rolü bulunan medreseler ve “ulemâ zümresi” üzerine bir de?erlendirme yapmak istiyoruz. Osmanl? Tarihi içerisinde e?itim ö?retim kurumu olan medreseler ve onun ürünü olan bilginlerin etki ve katk?lar? nelerdir? Padi?ah ve vezirler ile “Divân-? Hümâyun”da yer alan bilginleri, Osmanl? Devleti’nin etkin ve önemli bir unsuru olarak görmekteyiz.

MEDRESELER?N MEN?E? VE KISACA TAR?H? GEL???M?:

Türklerde ilim ve ilim adam?na hak etti?i de?er verilmi?tir. Kültür ve medeniyet kavramlar? içerisinde din unsurunun yeri de büyüktür. Bir milletin kültürü dinî telâkki ile daha da ?ekillenir. Türkler tarihleri boyunca çe?itli sebeplerden dolay? bir kaç defa din ve dolay?s?yla medeniyet de?i?tirmi?lerdir. Türklerin ?slamiyet'e girmeden önceki dönemlere ait kültür hayat?n? en ziyade Çin kaynaklar? ve Göktürk kitabelerinden ö?renebiliyoruz. Türkler, VIII. yüzy?ldan itibaren ise, Müslümanlarla temas etmeye ba?lad?lar .
?slamiyet ortaya ç?kt???nda, Kurey? Kabilesi’nden okur-yazar on yedi ki?i bulundu?undan söz edilir. Câmilerin yap?lmas?ndan önce e?itim ve ö?retim faaliyetleri evlerde yap?lmakta idi. Hz. Peygamber daha Mekke'de iken, sahabeden Erkam’?n evinde Kuran-? Kerim ö?retmek ve ?slam’?n esaslar?n? orada aç?klamak suretiyle e?itim ve ö?retim faaliyetlerine ba?lanm??t?r. Daha sonralar? câmiler yap?lmas?na ra?men bir çok Müslüman’?n evi e?itim merkezi gibi kullan?lmaya devam edilmi?tir. Hz. Peygamber Medine’ye hicret etti?i zaman burada ilk i? olarak "Mescid-i Nebevî"yi tesis etmi? ve bunun bir bölümünü e?itim ve ö?retim merkezi haline getirmi?tir*. Câmilerde ba?layan e?itim ve ö?retim faaliyetleri câmi d??? müesseseler kurulduktan sonra da devam etmi?tir. Emevîler devrinde çocuklar için müstakil mektepler aç?lm??t?r. Yeti?kinlerin e?itim ve ö?retimine tahsis edilen câmi d??? müesseselerin ilk örneklerini Abbasîler devrinde buluyoruz .

Türklerin ?slamiyet’i kabul etmeleri X. yüzy?la kadar sürmü?tür. Bilhassa Karahanl? Devleti (840-1212) hükümdar? Satuk Bu?ra Han (903-959) ile Türklerin topluluklar halinde Müslüman olduklar? görülür. Karahanl?lar devri Türk Kültür ve Sanat Tarihi bak?m?ndan önemlidir. Bu devirde camiler, medreseler, köprüler ve kervansaraylar yap?lm??, Buhara ve Semerkant ?ehirleri ?slamî ilimlerin ö?reniminin yap?ld??? merkezler haline gelmi?tir. Maveraünnehir ilmi çevresi olu?mu?tur .
Büyük Selçuklu Sultan? Melik?ah (1072-1092) ile ünlü bilgin Cüveynî (ö.1085) aras?nda geçen bir olay ilmi bir otoritenin siyâsi iktidar?n dahi üstünde oldu?unu göstermektedir. Bir y?l Sultan Melik?ah, hilalin gözükmesi üzerine o günü, ramazan günü ilan etti. Fakat ?mam Cüveynî, Onun aksine ertesi günün ramazan oldu?una ve oruç tutulmas? gerekti?ine dair bir fetvâ verdi. Sultan Melik?ah bu durum kar??s?nda ?mam Cüveynî’yi nezâketle saray?na ça??rtt?. Görü?me s?ras?nda, ünlü bilgin; “Saltanata ait konularda fermana itaat görevimizdir. Ancak fetvâya ili?kin meseleler de Sultan?n bize sormas? gerekir” dedi. Bu cevab? hakl? gören Melik?ah fetvaya uydu ve bilgini sayg? ile u?urlad?. Bunun gibi, ünlü bilgin Kemal Pa?azâde bir gün Yavuz Sultan Selim’e, at üstünde oldu?u halde e?lik ediyordu. Bilgin’in at?n?n aya??ndan s?çrayan çamur Padi?ah’?n üstünü ba??n? kirletti. Kemal Pa?azâde üzüldü ve tela?land?. Fakat Padi?ah, “Bir alimin at?n?n aya??ndan s?çrayan çamur benim için ?ereftir. Öldü?üm zaman bu kaftan? böylece sandukan?n üstüne koysunlar” dedi. Bu hadise de Osmanl? devrinde bilim adam?na gösterilen sayg? ve de?eri belirtir.
Türk tarihinde alimlerin cezaland?r?ld??? veya haks?z yere idâm edildi?ine çok az ?ahit olunur. Osmanl? tarihinde haklar?nda ?ikâyet olunan kad?lardan baz?lar? katledildi?i gibi, XVIII. yüzy?ldan itibaren ?eyhü'l-?slamlar'dan da katledilenler olmu?tur. Bu olaylar?n XVIII. yüzy?ldan sonra ilim adamlar?na de?er verilmedi?i ?eklinde de?il de, ilmiye s?n?f?n?n geriledi?i ?eklinde yorumlanmas? gerekir.


TES?S ED?LEN ?LK MEDRESELER:

?slam dünyas?n?n Do?usu’nda Câmilerden ayr? olarak ö?retim yapmak, ö?rencilerin maddi s?k?nt?lar?n? kar??lamak ve ?iî propagandas?na kar?? halk? ayd?nlatmak için medrese ad? verilen müesseseler kurulmu?tur. Medreselerin resmi bir te?ekkül olarak devlet eliyle kurulmas? X. yüzy?lda Karahanl?lar Devleti (840-1212) zaman?na rastlamaktad?r. ?slam tarihçileri medreselerin ilk kurucusu olarak Nizâmü’l-Mülk üzerinde dururlar. Ancak bundan önce de. Horasan ve Maveraünnehr’in çe?itli bölgelerinde F?k?h ve Hadis ile ilgili pek çok medrese kurulmu?tur. Gazneli Mahmud Gazne’de, karde?i Nasr bin Sebuktigin Ni?abur’da birer medrese in?â etmi?ler, fakat bu medreseler uzun ömürlü olamam??t?r. Ancak Nizâmü’l-Mülk’ün gayreti medrese için yeni bir ba?lang?ç olmu?tur. Geçekten medreselerin devlet eliyle kurulmas?, meccanî olmas?, medrese te?kilât?n?n ayr?nt?lar?na kadar tespiti Selçuklular?n eseridir. Selçuklular?n medreseleri; ilmî geli?meyi sa?lamak, alimlere maa? vererek devletin yan?nda tutmak ve Fat?mîlerin ?iilik propagandas?na kar??, Sünnî akideyi müdafaa için kurdu?u iddia edilmektedir .
Nizâmiye Medresesi, Ni?abur ?ehrinde kurulan en önemli medreselerden biridir. Bu medrese ?mâmü’l-Haremeyn el-Cüveynî için Selçuklu Veziri Nizâmü’l-Mülk taraf?ndan kurulmu?tur. ?bn Cübeyr, Ba?dat’ta otuz küsûr medrese gördü?ünü onlar?n en güzel kö?klerden bile muhte?em oldu?unu, en muazzam ve ünlü olan?n ise Nizâmu’l-Mülk’ün yapt?rd??? Nizâmiye Medresesi oldu?unu ifade etmi?tir . “Tan?nm?? ilim ve fikir adamlar?n? sinesinde toplayan maa?l? müderrisleri (profesörleri) ayl?k ve erzak tahsisat? alan ö?rencileri ile meccanî ö?retim yapan, ders programlar? tespit edilmi? ve zengin kütüphâneler ile donat?lm?? en yüksek ö?retim müessesesi olarak medrese ?slam dünyas?nda Sultan Alparslan taraf?ndan kuruldu (1066). Ba?dat’ta altm?? bin alt?na in?â edildi?i rivayet olunan Nizâmiye adl? bu medreseye çar??lar, han, hamam ve çiftlikler vakfedilmi?ti” . Dinî bak?mdan Hanefî ve ?âfîi f?k?hlar?n? ö?reten Ba?dat Nizâmiyesi’nin yan? s?ra, Nizâmü’l-Mülk daha sonra Isfahan, Musul, Merv ve Belh gibi ?ehirlere de kendi ad? ile an?lan medreseler tesis ettirmi?ti.
?slam dünyas?nda bu medreselerde yeti?mi? bir çok dü?ünür, zamanlar?n?n hükümdarlar?na nasihat yolu ile devlet ve hükümet idaresiyle ilgili tavsiyelerde bulunmu?lar, bu hususta eserler yazm??lard?r. Bu tip eserlere genellikle “Nasihâtü’l-Mülûk” denir.
Farâbî’nin; Medinetü’l-Fâd?la, Siyâsetü’l-Medeniyye, ?mam Gazzâli’nin; Nasihâtü’l-Mülûk, Mâverdi’nin; el-Ahkâmü’s-Sultâniyye, Nizâmül-Mülk’ün; Siyâset-Nâme’si bu babda zikredilebilir. Osmanl?lar devrinde, bu gibi eserlere misâl olarak Keykâvus’un; Kâbus nâme adl? eserinin Mercimek Ahmet taraf?ndan yap?lan tercümesi, Fatih’e babas?n?n nasihati olan; Nasihât-? Sultan Murad, Kanunî Sultan Süleyman devri sadr-? a’zamlar?ndan Lütfi Pa?an?n; Asâf-nâme’si, Gelibolu’lu Mustafa A’li’nin; Nasihâtü’s-Selâtin’i, Kitâb-? Müstetâb’?, Koçi Bey’in; Telhisât der Ahvâl-i A’lem-i Sultan Murad Han veya Koçibey Risâlesi, Kâtip Çelebi’nin; Düstûru’l-Amel li Islâhi’l-Halel’i ve Mizânü’l-Hak fi ?htiyâri’l-Ehakk’?, Defterdar Sar? Mehmed Pa?a’n?n; Nesâyihü’l-Vüzerâ ve’l-Ümerâ gibi eserler bu konu da hat?rlat?labilir. Ayr?ca, Koca Sekbânba?? Risâlesi, Kemânke? Kara Mustafa Pa?a Lâyihâs?, Resmî Ahmed Lâyihâs?, Aynî Ali Efendi’nin; Kavanîn-i A’li Osmân der Hulâsâ-i Mezâmin-i Defteri Divân’? vard?r.
Yukar?da bahsedilen Osmanl? devrine ait; Nasihât-nâme, Siyâset-nâme ve Lâyihâ türündeki eserler, Osmanl? Devleti’nin çökü?ünü ve dönemlerindeki bozukluklar? kendi üsluplar? içinde anlatan önemli belgelerdir . Padi?ahlar taraf?ndan ç?kar?lan, Adalet-nâmeler ve Islahat fermanlar? gibi belgeleri de, ayn? grupta de?erlendirmek gerekir. Çünkü bu belgeler de ilgili müesseselerdeki bozukluklar?n düzeltilmesi için verilen emir ve yasaklar? göstermeleri bak?m?ndan çok önemlidir.
Gerek Selçuklu, gerekse Osmanl? Devleti; kendi ça?lar?na göre ileri bir toplum düzenine sahiptiler diyebiliriz. XVI. yüzy?la gelindi?inde, Fransa Kral? I. François, Osmanl? Devleti’nden iki milyon duka alt?n borç ile birlikte cephâne, at ve sava? gemisi istemekteydi. Akdeniz Adalar? ve ?talya Türk bu?day?na muhtaçt?. Kraliçe Elizabeth, Türklerin yün boyama tekni?ini çalmak ve ?ngiltere’ye Türk i?çileri kaç?rmak gayesi ile ?stanbul’a ajanlar gönderiyordu. Frans?z yazar? Braudell’e göre Kral VII. Henry, Kanuni Sultan Süleyman zaman?nda, Türk Hukuk Sistemi’ni incelemek üzere heyet gönderiyordu.

OSMANLI MEDRESELER?:

Osmanl? ilmiye te?kilât?n?; müderrislik, kad?l?k, kad? askerlik,ve ?eyhülislaml?k olmak üzere dört ana ba?l?k alt?nda toplamak mümkündür. Osmanl? e?itim ve ö?retiminin en önemli müessesesi hiç ?üphesiz ki, medreselerdir. Osmanl?larda medreseler genel olarak orta ve yüksek tahsil tedrisat? yap?lan kurumlard?r .
Osmanl? Devleti’nin kurulu?unu müteakip padi?ahlar ve devlet adamlar? e?itim ve ö?retim faaliyetlerine önem verdiler. Devletin h?zla geni?leyen topraklar?ndan ba?ka öteki ?slam ülkelerindeki ve özellikle kendilerden önceki Anadolu Selçuklular?n? örnek alarak benzeri özel medreseler açmaya ba?lad?lar . ?lk Osmanl? Medresesi ?znik’te Orhan Gazi taraf?ndan 1330’da kurulan “?znik Orhaniyesi “ad?n? alan medresedir. Orhan Gazi bu medresenin ba??na Kayserili Davut efendiyi müderris olarak getirmi? ve medrese için vak?flar tesis etmi?tir . Yine ?znik’te Süleyman Pa?a kendi ad?na bir medrese kurmu?tur. Osmanl?larda medreseler hem program hem de mimarî bak?m?ndan büyük bir geli?me gösterdiler. I. Bayezid Han Bursa’ya câmiler ve medreseler in?â ederek bir ilim merkezi haline gelmesini sa?lad?. Bundan sonra bir çok medrese kurulmu? ve yay?lm??t?r. Osmanl?lar?n ilk bir buçuk as?r zarf?nda yapt?klar? medreselerin derece itibariyle en mühimleri ?znik, Bursa ve Edirne medreseleri idi .
Osmanl? Devleti’nde resmî bir müessese olarak medreselerin devlet nizam? içinde yer almas? Fatih Sultan Mehmed’in kendi ad?yla kurdu?u “Fatih Medreseleri” ile ba?lad? . ?stanbul’un fethinden sonra medrese nizam?na h?z verildi. Fatih Sultan Mehmed ?ehirdeki kilise ve manast?rlar? medrese haline getirdi. Fatih Medreseleri’nin kurulmas? Osmanl? medrese te?kilât? için bir yenilik say?l?r. Fatih Kanunnâmesi’nde “Sahn-? Semân” diye adland?r?lan medreselere Semâniye Medreseleri’de denir. Bu medreseler; Ha?iye-i Tecrid, Miftâh, K?rkl?, Ellili, Hariç, Dâhil, Sahn-? Semân, Altm??l? olarak zikredilebilir. Osmanl? Medreseleri’nde; Kelam, Mant?k, Belagât, Lügat, Nahiv, Matematik, Astronomi, Felsefe, Tarih, Co?rafya gibi ilimlerin yan?nda Kur’an ?limleri, Hadis ve F?k?h gibi dersler de okutuluyordu .
Fatih Sultan Mehmed’in yapt?rd??? Sahn-? Semân ya da Medâris-i Semâniye denen sekiz yüksek düzeydeki medresenin her birinin on dokuz hücresi (oda) vard?. Sekiz müderrisin birer odas? ve elli akçe gündeli?i vard?. Her medresede bir odas? ve be? akçe gündeli?i bulunan, ekmek ve çorba verilen birer muîd (müderris yard?mc?s?) vard?. Her medresenin on be? odas?na iki?er akçe gündelik, ekmek ve çorba verilen birer dani?mend (talebe) yerle?tirildi. Geri kalan iki oda kap?c?lara ve ferra? denen temizlikçiye ayr?lm??t?. Tetimme medreseleri ya da Mûs?la-i Sahn denen sekiz medrese ise orta ö?retim düzeyinde idi. Her medresede on bir oda vard?. Her odaya suhte (Softa) denen üç kadar ö?renci yerle?tirilmi?ti. Fatih ayr?ca câmiye çevrilen Ayasofya kilisesinde ve Eyüp câmiinin yan?nda medreseler yapt?rd?. Ayasofya medresesi Sahn derecesinde idi. Ayasofya’n?n ilk müderrisi Molla Hüsrev’dir .
Süleymaniye Medreselerini ise, Kanuni Sultan Süleyman kurmu?tur. Babas? Yavuz Sultan Selim ad?na Yenibahçede bir medrese yapt?rm??t?r. Daha sonra da 1544’de ?ehzâde Mehmed için bir medrese açt?rd?. Fakat Osmanl? Devleti’nin en ileri durumundaki müesseselerinden biri 1550-1557 y?llar? aras?nda kurulan “Süleymaniye Medresesi”dir. Özellikle ordunun, tabip, cerrah, mühendis ihtiyac?n? göz önünde tutan Kanuni Sultan Süleyman, ?stanbul’daki Süleymaniye Camii yan?nda bir T?p Medresesi, Dârü??ifâ, Riyâz?yât (Matematik) ö?renimine mahsus dört medrese, bir Dârü’l-Hadis ve bir Tetimme tesis etti .
Fatih Sultan Mehmed’in Sahn-? Semân Medreseleri; Tefsir, Usul-i F?k?h, F?k?h, Kelâm, ve Arap lisaniyat? üzerine tedris yapan ?lâhiyat, ?slam hukuku ve Arap Edebiyat? Fakültesi idi. Henüz müsbet ilimlere mahsus olan T?p ve Riyâziyat(Matematik) Fakülteleri yoktu. Bu ihtiyaç göz önüne al?narak mevcuda ilâveten; T?p, Riyâziye Fakülteleriyle bir de Darü’l-Hadis isimli medreseler yap?ld? .
Süleymaniye Medresesi ?stanbul’un yedi tepesinden biri üzerine kurulmu?tu. Medreselerde haftada dört gün ders okutuluyordu. Her medresede talebelerin yat?p kalkmas? için hücre denen medrese odalar? vard?. Talebelere günde iki defa yemek verilirdi. Süleymaniye Medreseleri yâni Sahn-? Süleymaniye yap?ld?ktan sonra Dâhil Medreselerini tamamlam?? olan talebelerden arzu edenler Sahn-? Seman’a arzu edenler Sahn-? Süleymaniye’ye devam ederlerdi. Süleymaniye medreseleri yap?l?ncaya kadar en yüksek müderrislik Sahn-? Semân müderrisli?i iken, Süleymaniye Medreseleri’nin in?âs?ndan sonra müderrisler ?btidâ-i altm??l? yâni altm?? akçe yevmiyeliden ba?layarak Hareket-i altm??l?, Mûs?la-? Süleymaniye Hamise-i Süleymaniye ve Süleymaniye ve müderrisli?in son kademesi olarak Dâru’l-Hadis’i Süleymaniye müderrisli?ine yükselirdi .
Medreselerin olumsuz etkilerine gelince, Osmanl? Devleti’ndeki çökü?ün ba?lang?c?n?, Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) devrine kadar götürmek mümkündür. Çünkü hadiselerin ortaya ç?k??? ile sebepleri aras?nda belli bir zaman fark? vard?r. Bat?dan oldukça ileri durumda bulunan Osmanl? Devleti’nin yükselme devrindeki refâh ve sükûnet, Kanunî Sultan Süleyman devrinin sonlar?na do?ru yerini yava? yava? huzursuzluk ve kar???kl?klara b?rakmaya ba?lam??t?r. Osmanl? Devleti’ndeki çökü? sebepleri aras?nda tam bir iç içelik söz konusudur. Siyâsi, idâri, içtimâi, askerî ve kültürel bozulmalar biri birilerinden ayr? ayr? ele al?namayaca?? gibi, ayn? zaman da biri birilerine de sebep te?kil ederler.
Osmanl? Devleti XVI. yüzy?l?n sonlar?na do?ru gerilemeye ba?lay?nca, ulemâdan kimi ?ahsiyetlerin, devlet idaresi ve yönetimdeki bozulmalar?n düzeltilmesi ile ilgili dü?üncelerini padi?ahlara zaman zaman eserler ve lâyihâlar halinde sunduklar? görülmektedir . Osmanl? Devleti’nin kurulu?uyla beraber tesisine ba?lanan medreseler , devletin gerilemesine paralel olarak ta bozulmaya ba?lam??t?r. Bozulan medreselerden mezun olan ulemâ da kendi sahas?nda yetersiz olmakla kalmay?p, bütün kötülüklerin kayna?? gibi görülmeye ba?lanm??t?r.
Fatih’den sonra Kanuni Sultan Süleyman zaman?nda Medreseler’de Riyâziyât ve Tabiat dersleri çok önem kazanm??t?r. Fakat bunlardan sonra bu derslere kar?? dü?manl?k ba?lad?. Müsbet ilimlerin kald?r?lmas?na ve Medrese e?itiminin bozulmas?na kar?? ilk tepki XVII. yüzy?lda Kâtip Çelebi(1609-1658)’den gelmi?tir. O “Mizânu’l-Hak fi ?htiyâri’l-Ehak” adl? eserinde; “medreselerin içine dü?tü?ü aymazl???, gafleti müderrislerin bilgisizli?ini ileri sürmü? ve ö?retimde do?ru yöntemlerin uygulanmas?n?, Bat?’daki bilimsel geli?melerden yararlan?lmas?n? önermi? ise de bu görü?leri dikkate al?nmam??t?r .
Padi?ah ve devlet adamlar?ndan olu?an ?slahatç?lar, Devlet’in ba?ta Yeniçeri Oca?? olmak üzere, bütün müesseselerini ?slah etmeye çal??t?lar. Bu süreçte “Medrese Te?kilât?” da, ?slah edilmeye çal???lm??t?r. Ulemâ’dan ?slahatç?lar?n yan?nda yer alanlar oldu?u gibi, yenilik hareketlerine kar?? ç?kanlar da olmu?tur. Osmanl? Devleti’nin yükselmesinde önemli bir rolü olan ulemâ, devletin çökü?ünde de menfi davran??lar?yla etkili olmu?tur. Tarihin tekerrürünü dü?ünürsek, bazan devletimizi ve hürriyetimizi kaybetmek gibi ac? bir gerçekle kar??la??r?z.
Osmanl? Devleti’nin çökü?ünde rolü olan, e?itim ve ö?retim alan?ndaki bozulmaya ba?l? olarak yeti?en ulemân?n yetersizli?i bilinmesi gereken bir husustur. Bu dönemin ortaya ç?kar?lmas?, bugün e?itim ve ö?retimle u?ra?anlar?n görevi say?lmal?d?r. “Kütüphânelerimizde Osmanl? döneminden kalma henüz gün ?????na ç?kmam??, de?erlendirilmemi? ve dolay?s?yla içlerinde nelerin bulundu?u hususunda yeterli bilgi edinilmemi?, yazma veye basma çok say?da eser bulundu?u mâlumdur” . Söz konusu eserler peyderpey tetkik edildikçe elimize e?itim tarihimize ait daha sa?l?kl? bilgiler geçece?i muhakkakt?r.
XVIII. Yüzy?l sonlar?na kadar Osmanl? Devleti co?rafi geni?lik itibariyle Avrupa devletlerinin Rusya müstesnâ en büyü?ü olma özelli?ini korumu?tur. Osmanl? topraklar?ndaki nüfus otuz be? milyon ile elli milyon aras?nda tahmin edilebilir. Osmanl? Devleti’ndeki nüfus genellikle Müslüman idi. Üç’te biri Gayr-i Müslim topluluklard?. Çok çe?itli kavimlerin tek bir devlet bünyesinde idare edilmesi çok tabi olarak güçtür. Bu sebeple devlet idaresinde meydana gelen bozukluklar zamanla di?er müesseselere de sirayet etmi?tir. Tabidir ki, bundan medreseler de pay?n? alm??t?r.
Koçi Bey, XVII. yüzy?lda ba? gösteren askerî, idâri ve ilmî bozukluklar? izâh ederken; Kanuni Sultan Süleyman’?n divân toplant?lar?na ç?kmamakla, sadece askeri erkân? de?il, Beylerbeyileri dahi tan?mad???n?, ?brahim Pa?a’y? derhal vezir-i a’zam yapt???n?, k?z? Mihrimâh Sultan ile evlendirerek vezir-i a’zaml??a getirdi?i Rüstem Pa?a’y?, temlik etti?i pek çok köyle bir hükümdar gibi zengin etti?ini, Rüstem Pa?a’n?n servetiyle birlikte zînet ve ?öhretinin artt???n?, kendi zamanlar?na kadar sirayet eden hastal?klar?n ba?lang?c?n?n bu tür uygulamalar oldu?unu ve bu görü?lerin zaman?n?n mütefekkirlerine de tesir etti?ini bildirmi?tir .
Osmanl?’da devlet idaresinin bozulmas?nda, “dönmeler”diye tabir edilen yabanc? unsurlar?n idare de görev almas?n?n da büyük rolü olmu?tur. XVIII. yüzy?l merkezî siyâset kuvveti, yani saltanat makam? gittikçe zaafa u?ram??t?r. Bu hadisenin ba?l?ca sebeplerinden birisi; en yüksek iktidar makam?nda bulunan Padi?ah’?n ve devlet idaresini yöneten zâtlar?n ekseriyetle ihâtâ, iktidâr, liyâkat ve bilgice noksanl?klar? ve ahlakça dü?künlükleri olmu?tur. Osmanl? Devleti’nin çökü?ünde iki tarihi neticenin devam? görülmektedir. Ülke arazisinin harici dü?manlar taraf?ndan zapt ve istilâs?, di?eri ise; tebây? olu?turan Gayr-i Türk ve Gayr-i Müslim unsurlar?n câmiadan ayr?l?p birer siyâsi heyet te?kil etmeleridir.
Osmanl? Devleti’nde, garip-yi?it ve gönüllülerden sava?larda yararl?l?k gösterenlere ulûfe ve tîmar verilmekte idi. ?çlerinden bir k?sm? ilmiye s?n?f?na girmek için e?itimin paras?z oldu?u medrese ve imaretlerinde kümelenmeye ba?lam??lard?r. Köylerinde çiftini çubu?unu b?rakan bu bo? insanlar, zengin ?ehirlerin ve çiftliklerin bulundu?u yerlere y???l?yorlard?. Bu yüzden de, tabî olarak asayi?sizlik, cinayet, fuhu?, h?rs?zl?k gibi olaylara sebebiyet veriyorlard?. Sözü geçen bo? insanlar e?k?ya gibi hareket etmelerine ra?men, hükümet bunlar? cezaland?rmaktan aciz bir haldeydi. Bu çiftbozanlar hükümet hizmetlileri kadrolar?ndan s?yr?lm??, yâni hükümet kesiminde iken kanunsuz eylemlere giri?mi? ki?ileri örgütleyerek “Celalili?e” çevirmi?lerdir. Ekonomik bunal?mlar?n sebep oldu?u bu hareketler gün geçtikçe büyümü?tür. Bazan bu guruplar?n az?nl?klarla ortak hareket ettikleri dahi görülmektedir.
Celâlilerin ortaya ç?k??lar?, III. Sultan Mehmed’in padi?ahl??? (1595-1603) dönemine rastlamaktad?r. Ortadan kald?r?lmas? ise I. Sultan Ahmed (1603-1617) dönemindedir. 1595-1617 y?llar? aras? “Celali ?syanlar?” uzun süre iç bünyeyi de dolay?s?yla devleti me?gul etmi? ve sarsm??t?r. Kara Yaz?c? ve Hüseyin Pa?a en me?hur celâli hareketlerinin mümessilleridir. Medrese talebesinin bir k?sm? da bu hadisede önemli bir gurubu meydana getirirler. Suhte hareketleri olarak bunlar zikre de?er. Osmanl?lar?n çökü?ünde tutars?z bir mâli politika güdülmesinin sonucu olarak ortaya ç?kan iktisâdi buhran?n da çökü?te pay? büyüktür. XVII. yüzy?la kadar geni? topraklar kazan?lm?? olmas? medrese mezunlar?na geni? bir i? imkan? sa?l?yordu. Bu itibarla medreseler, askeriyye s?n?f?n?n “Ehl-i ?er” (?slam hukukçular?) kesiminde görev alan diplomal? ki?iler yeti?tiren pratik kurumlar haline dönü?mü?tür.
Çiftbozanl???n artmas? sonucu medreselerdeki ö?renci say?s? da h?zla artm??t?r. Medrese ve imâretlerinde normalden çok daha kabar?k bir halde ya?ayan ö?renciler bu ?artlar alt?nda derse çal??ma imkan ve iradesini bulam?yorlard?. Gurbetçi gençlerin ilk s???naca?? yer medreseler ve imârethâneler olmu?tur. Bu durumda ö?renciler ruhsal bunal?ma dü?mü?ler ve bir tak?m ahlaks?zl?klar?n da ço?almas?yla, imâretlerinde içe kapan?k hayattan soka?a f?rlayan gençler, sald?rgan,zorba ve e?k?ya davran??l? oluyorlard?. 1543'de Anadolu kad?lar?na yollanan bir genelge fermanda; levent sürülerinden halk? korumak için al?nacak tedbirler bildirilirken, “Talîb-i ilimden Levent Suhtesi”ne de geni? yer verilmi?tir.

MEDRESE MEZUNLARININ ALDIKLARI GÖREVLER VE TOPLUMDAK? YERLER?:
Osmanl? Devleti Örfî hukukun yan? s?ra ?erî hukuka göre idare edilirdi. Ancak bazan hükümdar da baz? hususlarda yetkili olurdu. ?eriat’?n anla??lmas? ve tatbiki belli seviyede bir tahsil ve ihtisas gerektirirdi. Bu i?lerde u?ra?anlar?n ?slam hukukunu iyi bilmesi gerekirdi. Din alimleriyle adalet hizmetlileri bir s?n?f içerisinde birle?tirilmi? ve bunlara “ulemâ” ad? verilmi?tir. Kad?lar, ö?retmenler, imamlar, doktorlar, matematikçiler, astronomi alimleri ve din alimleri hepsi medrese de e?itim gören ve toplumda önemli rolleri olan ayd?n kimselerdi. K?saca medreseler Osmanl? toplumunun bürokrat, asker, doktor ve yarg?ç gibi her türlü e?itilmi? eleman?n? sa?l?yordu. Sadrazaml??a kadar devletin her türlü kademesinde görev yapan ulemân?n toplum üzerinde etkili bir itibar? vard?. ?eyhülislamlar ve kad?askerler yüksek gelirli kimselerdi. Müderrisler ve di?er din hizmetlileri de maddi bak?mdan rahat bir hayat ya??yorlard?.
Müderrislik: Medrese’den mezun olup diploma ald?ktan sonra mülâzemet ve kad?asker defterine kaydolunarak en a?a?? derecede olan Ha?iye-i Tecrid medresesi müderrisliklerinden birine tayin edilirdi. Daha sonra s?ras?yla Miftâh, K?rkl?, Hariç-Ellili medreseleri müderrisliklerine yükselir. Kad?askerler’inde haz?r bulunduklar? imtihanda ba?ar?l? oldu?u takdirde Sahn-? Semân medreselerinden birine terfi ederdi. Bu son müderrisli?i bu günkü anlamda profösörlük ile mukayese etmek mümkündür .
Kad?l?k: ?er’i ve hukukî hükümleri tatbik eden, ayn? zamanda hükümetin emirlerini yerine getiren bir makamd?r. Kad?lar’a “Hâkimü’?-?er” veya Hâkim’de denir. Osmanl? Devleti ile birlikte Kad?l?k Te?kilât?’n?nda kurulmu? oldu?unu görmekteyiz. Kad?lar’?n en önemli ve sürekli gelirleri, yapt?klar? hizmetlerden al?nan ve Padi?ah ferman?yla belirlenen harçlard?. Bir de Kad?askerler vard?r ki, bunlar yüksek yarg?çt?rlar. Anadolu Selçuklar? da bunu Osmanl?lar’dan evvel bulundurmu?lard?r. Kad?askerler Vezir-ia’zam taraf?ndan tayin edilirdi .
?eyhü’l-?slaml?k: Osmanl?lar’da Hanefî f?kh? üzerine ?er’i ve hukukî meselelere ait dinî hükümler veren ki?iye “Müftî” karara da “Fetvâ” denmi?tir. Müftüler’e ?eyhü’l-?slam ünvân? da verilmi?tir. Bunun ilk tarihi bilinmemektedir. Selçuklular’da her ?ehirde bulunan Müftüler’e ?eyhü’l-?slam denirdi. Osmanl?lar’da ise sadece Ba?müftü’ye ?eyhü’l-?slam denilmi?tir. Fatih devrinde ?eyhü’l-?slaml?k resmi bir nitelik kazanm??t?r. 1574 y?l?na kadar müderris ve kad?lar?n tayinleri Vezir-ia’zam’a ait iken, bu tarihten sonra bu görevi ?eyhü’l-?slamlara b?rak?lm??t?r. ?eyhü’l-?slam?n en önemli görevi ciddi konularda fetvâ vermekti. ?eyhü’l-?slamlar dürüst ve bilge ki?ilerden seçilirdi .

OSMANLI DEVLET?N’DE ISLAHAT VE YEN?L?K HAREKETLER?:

Osmanl? Türkleri XVII. yüzy?lda zaferler kazan?rken bazan da ma?lubiyetler görüyordu. Bu sebeple azamet devrine nazaran bir inhitat içinde bulunduklar?n? anl?yorlard?. Fakat mütefekkirleri askerî, idârî ve ilmî müesseseler de mü?ahede ettikleri bozukluklar? ?slâh etmek sayesinde, “Devlet-i Ebed Müddet” olan milletin eski kudretini tekrar kazanaca??na, medenî ve manevî üstünlü?ün kendilerinde oldu?una inan?yorlard?. Osmanl? âlimleri Avrupa Devletleri’nin ilerlemelerinde reform ve rönesans hareketleri ile geli?mi? olan müesseselerinin oynad?klar? rolünü de?erlendirmekten uzak kalm??lard?r. Esas?nda Türklerin kendi medeniyetlerine ve üstünlük duygular?na ba?l? kalmalar? ve Avrupa’da geli?mekte olan yeni medeniyete itibâr etmemeleri normal idi. Nitekim tarihi medeniyetlere mensup olan di?er milletler de hemen ayn? psikoloji içinde bulunuyorlar, uzun müddet kendi âlemleri d???nda bir medeniyetin mevcudiyetini kabul edemiyorlard?. Osmanl?lar kendi medeniyetlerinin inhitatlar? ve ona çare bulunmas? hakk?nda ancak kendi bünyelerine göre görü?ler ileri sürmü?ler, meseleleri cihân?ümul bir mahiyette dü?ünememi?lerdir. Bu da ulemân?n yüzy?llarca bat?l?lar? daima kafir sayd?klar? ve medeniyetlerini küfür addetmelerinden kaynaklanmaktad?r.
Osmanl? Devleti XVIII. yüzy?l sonlar?na kadar baz? yerleri kaybetmesine ra?men onlara tekabül edecek ?slahatlarda yapm??lard?r. Osmanl? toplumunda herhangi ?slahat çal??mas?n?n halktan beklenmesi dü?ünülemezdi. Islahat ya aç?k fikirli padi?ahlar veya bunlar?n hamiyetli vezirleri taraf?ndan yap?lm??t?r. XVIII. yüzy?ldan önce Genç Osman (1618-1622), IV. Murat (1617-1640) ve “Köprülüler” ailesinden gelenler ?slahat yapm??lar. Genç Osman hariç hepsi ba?ar?l? olmu?lard?r. Fakat bütün ?slahat çal??malar?nda güdülen gaye, devlet müesseselerinde temelli bir yenilik yapmak de?ildir. Görüldü?ü gibi ?slahat fikirleri ve gere?i devletin askeri sahada yenilgiler almas? üzerine ortaya ç?km??t?r. Islahatç?lar devletin bozulmu? olan düzenini kuvvete dayanarak tekrar kurmak istemi?ler.
Osmanl? Devleti misyonunu; Osman Gazi’nin o?lu Orhan Gazi’ye söyledi?i; “Adil ol, merhametli ol, iyi adam ol, halk? e?it olarak himaye et, ?slam Dini’ni yay ve geni?let, yeryüzünde hükümdarlar?n görevi budur. Ancak böylelikle Allah’?n lütfuna eri?irsin, bilmediklerini bilenlere dan??” sözü ile ifade etmek mümkündür. XVIII. yüzy?lda Avrupa Medeniyeti te?ekkül etmi? ilim ve felsefe de büyük hamleler yap?lm??t?r. Kanunî devrine dönü? fikri ile yap?lan ?slahatlar?n devaml? olmamas? ve köklü bir de?i?iklik getirmemesi Osmanl? ordular?n?n sürekli yenilmesi ve bu yüzden Avrupa’ya yakla?ma fikrinin gayri ihtiyârî olarak geli?mesi ile XVIII. yüzy?ldan itibaren “Bat?l?la?ma Anlay???”n?n do?du?u söylenebilir. Özellikle III. Selim’den sonra Islahat Layihâlar?’nda Bat?’y? misâl alma iste?i a??rl???n? aç?kça hissettirmi?tir. Yine bu dönemden itibaren yenilik hareketleri daha ziyade Padi?ah ve sadr-? a’zamlar?n do?rudan do?ruya yetkisi ve denetimi alt?na al?nm??t?r.
Kanunî Sultan Süleyman devrinde ba?layan Osmanl?-Frans?z dostlu?unun devaml?l???, Fransa’n?n Avrupa politikas?nda üstün bir duruma haiz olmas?, Türk dü?man? olarak kabul edilen, Zi?tovi ve Ya? antla?malar?na kadar harp halinde bulunan Rusya ve Avusturya devletlerine kar?? bir siyaset gütmesi askerlik sanat?nda di?er devletlerden ileri bulunmas?, Osmanl? devlet adamlar?na tasarlad?klar? ?slahat için Fransa’dan faydalanmak gere?ini kabul ettirdi. III. Selim daha veliaht bulundu?u s?rada devlet ricalinden baz? ?ah?slar vas?tas?yla Fransa kral? XVI. Lui ile irtibat kurarak, hükümdar oldu?u zaman devlete bir nizam vermek bilhassa Avrupa ordular? tarz?nda talimli bir ordu vücuda getirmek arzusunu belirtmi?, buna mukabil olarak Fransa Kral? kendisine baz? tavsiyelerde bulunmu? idi.
LALE DEVR?: Kanuni Sultan Süleyman’dan sonra duraklama devrine giren Osmanl? Devleti’ni, ondan sonra gelen hükümdar ve devlet adamlar?ndan baz?lar? kurtarmak için çaba sarf etmi?lerdir. XVII. yüzy?lda Genç Osman (1618-1622), IV. Murad (1623-1640) ve Köprülüler yapt?klar? reformlar ile Osmanl? Devleti’ne eski gücünü kazand?rmak istemi?ler. Reformcular öldükten sonra devlet tekrar reforma gerekli duruma dü?mü?tür. Osmanl?lar’da 1711’de Prut ve 1716’da Pasarofça antla?malar?n?n imzalanmas?n? müteâkip, ?slahat ve yenilik faaliyetlerinin ba?lad???n? görmekteyiz. III. Sultan Ahmed zaman?nda (1703-1730) antla?malar?n verdi?i huzur sayesinde, Sadra’zam Damat ?brahim Pa?a’n?n Padi?ah? bar??ç? ve ?slahatç? bir siyaset güdülmesi gerekti?ine inand?rmas?yla giri?ilen kültür ve imar faaliyetlerinde, Avrupa’n?n medeni tesirlerinin önemli bir rol oynad??? görülür. Bu devirde Avrupa’n?n önemli merkezlerine ilk defa baz? elçiler göndermek suretiyle bat? medeniyetini sathi de olsa tan?mak f?rsat? bulunmu?tur .
Lale devrinde sanat?n geli?mesiyle beraber yenile?me bak?m?ndan kayda de?er en önemli olay, matbaan?n Türkiye’ye girmesidir. I. Mahmud (1730-1754) ve II. Mustafa (1757-1773) zamanlar?nda Humbarac? ve Topçu ocaklar?n?n Bat? tarz?nda te?kilatland?r?lmas?na giri?ildi. III. Mustafa yeniliklerine inanan bir Padi?ah olarak, özellikle Avrupa tekni?ini iktibasa çal??t?. Bu amaçla Fransa’dan Baronde Tott ve ba?ka mütehass?slar getirerek “Mühendishâne ve Bahriye” s?n?f? ve mekteplerini ?slah etmeye çal??t? . I. Abdulhamid zaman?nda (1774-1789) Sadr?a’zam Halil Hamid Pa?a ile orduda teknik s?n?flar?n modernle?mesine devam edildi.
III. SEL?M DEVR?: 1789’da tahta geçen III. Selim devrine kadar gayr-i ihtiyâri olarak, Bat? alemine bir yakla?ma olmu?tu. Avrupa’y? tan?tmak amac?yla elçiler gönderiliyor ve dillerinin ö?renilmesi isteniyordu. III. Selim (1789-1807) gün geçtikçe çözülüp anar?iye gömülen müesseseleri Bat? usulüyle yenile?tirmeye karar verdi . Türk tarihi boyunca, devlet adamlar?n?n devlet yönetiminde dan??ma kurumuna önem verdikleri ve devaml? suretle alimlerin fikir ve dü?üncelerinden yararlanmay? ihmâl etmedikleri görülür. Uygurlar Devleti’nde hakanlara yol gösteren ilim ve fikir adamlar?na “Tayanç” ve “Kenge?ci” denirdi. O?uz Devleti’nde “Kenge? Meclisi” vard?. Büyük Selçuklular bu alimlere ?htiyarlar Meclisi demi?lerdir. Osmanl?lar ise “Meclis-i Me?vered” ad? ile bu gelene?i devam ettirmi?ler.
XVIII. yüzy?lda III. Selim devrinde devlet i?lerinin görü?ülmesi için Meclis-i Me?vered’in s?k s?k toplanmaya ba?lad??? görülür. Sultan Selim’in Meclis-i Me?vered’de; “Allah a?k?na Devlet elden gidiyor, Siz’de bu Devlet’e hissemendsiniz” diye herkesi serbestçe fikirlerini aç?klamaya davet etti?i görülür . “Me?vered Allah’?n emri ve Sünnet-i ?erife’dir.” sözü ile bu dan??ma kurumuna i?lerlik kazand?rmak istemektedir. III. Selim zaman?nda yap?lan yenilik hareketlerinin en mühimi olmas? itibari ile “Nizam-? Cedid Oca??” önemlidir. Durumlar ne olursa olsun mevcut asker ocaklar?n? hemen kald?rmak imkans?zd?r. Bu nedenle Yeniçeri Oca??’n?n ?slah? yoluna da gidilmi?tir. III. Selim neticede Kabakç? Mustafa Pa?a’n?n yönetti?i bir ayaklanma sonucu tahttan indirilmi?tir.
II. MAHMUT DEVR?: II. Mahmut (1808-1839) tahta geçti?i s?ralarda iki önemli hadise vard?r. Merkez’de anar?i unsuru haline gelen yeniçerilerin bir nizama konmas? ve modern bir askeri s?n?f?n kurulmas? ile Eyâletler’de türeyen derebeylerin itaate al?nmas?yd?. Sultan Mahmut bütün devlet müesseselerini modernle?tirmek tam manas?yla yeni bir nizam getirmek istiyordu. 1826 y?l?nda talimli asker yeti?tirilmesi için önce Yeniçeri Oca??’n?n ileri gelenlerinin muvafakatlar? al?nd?. Ayn? zamanda Mehmet Tahir Efendi’de fetvâ verdi. Bu “?er-i delil” me?verette bulunanlar taraf?ndan imzaland?. E?kinci ad? verilen bu yeni oca?a yeniçerilerden bir miktar asker al?narak i?e ba?land?. Ulemâ’n?n fetvalar?na ra?men yap?lan i? kafirleri taklit say?ld?.
Yeniçeri Oca??’n?n kald?r?laca?? ve Nizâm-? Cedid’in yeniden kurulaca?? sözleri ç?kar?ld?. Yeniçeriler kazanlar?n? Et Meydan?’na ç?kard?lar. Saray’a ve yeni düzene kar?? klasik ihtilâl bir defa daha ba?lam?? oldu. En büyük engel olan Yeniçeri Oca??’n? bertaraf etmek isteyen Padi?ah, art?k yeni bir ordu kurmay? kesinlikle kararla?t?rd?. Nizâm-? Cedit ve Sekbân Ocaklar?’na mensup subay ve askerlerle kurulu?una ba?lanan bu yeni orduya; “Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye” ad? verildi. II. Mahmut iktisât sahas?nda da ?slahata giri?mi? fakat ba?ar?l? olamam??t?r.
MEDRESELER?N BOZULMASI: Medreseler’de s?n?f yerine ders esas? vard?. Bir ö?renci istedi?i hocadan istedi?i dersi al?rd?. ?lla bir medresede bir talebenin ö?renimini tamamlamas? mecbur da de?ildi. Böylece son derece verimli bir akademik rekabet esas? getirilmi?ti. Ba?lang?çta medreseler de; akli, nakli ve ?er-i ilimler bir arada tedris ediliyor, ta?radaki medreselere “müderris” yeti?tiriliyordu. Sonralar? “kad?” da yeti?tirilmi?tir. Ayr?ca müftülük, cami hizmetleri, kâtiplik gibi sahalarda da elemanlar yeti?tirilmi?tir. Osmanl? medreselerinin en büyüklerinde bile müderrisin okuttu?u talebe say?s?n?n yirmi’ye ula?mad??? görülür. Talebeler medreselerin yan?nda veya yak?n?nda imaretlerde yiyip içerler ve bir çok derslerini büyük camilerin bir kö?esinde müderrislerin rahlesi çevresinde diz çöküp oturarak tâkip ederlerdi. Medreseler bir hayli ço?al?nca devletin sahas? da geni?leyince tam kâmil müderrisler her yere verilememi? ve imkanlar daralmaya ba?lam??t?r.
Medreseler’de Türkçe eserler olmakla birlikte as?l kaynak kitaplar dini anlamak için oldu?undan Arapça idi. Daha sonralar? medresenin dili konusunda tart??malar vâki olmu?tu. XVI. yüz y?la kadar iyi hizmet veren medreseler bu tarihten sonra bozulmaya ba?lam??t?r. Medreseler’in bozulmas?nda tefekkürü faaliyete geçirecek olan Matematik, Kelâm ve Felsefe gibi aklî ilimlerin terk dilmesi, bunlar?n yerini tamamen naklî ilimlerin alm?? olmas? birinci derece de amîl olmu?tur. Baz? ?eyhü’l-?slamlar’?n teklifleri ile hikmet dersi medreselerden kald?r?lm??t?r. Bundan sonra müsbet ilimler okutulmaz hale gelmi?tir.
XVII. Yüz y?l’dan sonra Bat?’da geli?en serbest ilimleri benimseyemeyen medreseliler XV. ve XVI. yüz y?llarda bulundu?u seviyeden a?a??ya dü?mü?lerdir. Ders programlar?nda müsbet bilimler, tabii bilimler ve felsefenin ihmâl edilmesi sadece ?slamî bilimlerle, dil ve edebiyat ö?retilmesi, Bat? ile olan e?itim ve ö?retim fark?n? bâriz bir ?ekilde ortaya koyar. Bilim dilinin Arapça olmas?, Türkçe kitaplar?n az olmas? ilmi inki?afa mani oldu?u gibi bilhassa ticaret için gerekli olan yabanc? dil ö?retilmiyordu. Medrese müesseseleri ve de?erli alimler hep merkezlerde olmu?tur. Merkeze uzak yerlerdeki enerjik talebeler iyi yeti?tirilememi?tir. Bu tip gençlerin enerjileri sönüp gitmi?tir. Merkezdeki hocalar aras?nda son devirlerde bir mevki h?rs? zuhur etmi?ti.
Ayr?ca ö?renciler güç ?artlara itilmi?, ikâmet yiyecek-giyecek gibi problemlerle kar?? kar??ya gelmi?lerdir. Bunun d???nda medrese ö?rencileri bir “talebe-i ulûm” tezkiresi yapt?rarak ve bir de “tavsiye-nâme” ele geçirerek “Ramazan cerri”, “Kurban cerri”, “Harman cerri” gibi çe?itli nedenlerle zengin köylere da??l?yorlar, hem halk? ayd?nlatmaya hem de k??l?k harcamalar?n? ç?karmaya çal???yorlard?. Art?k fetihler yap?lam?yor bu nedenlerle medreselere yeterli yat?r?mlar yap?lam?yordu. Câhil tekke insanlar? ve baz? zay?f yap?l? menfaatçi insanlar halk? istismâra ba?lam??lard?. “Be?ik ulemâs?” denen babadan o?ula intikâl eden âlim olma kayd?, o insanlar?n iyi yeti?memesine ve onlar?n yozla?mas?na sebep olmu?tur. Medreselerin isyanlara i?tirak etmeleri de medreselerin bozulmas?nda önemli bir etkendir.Bir k?s?m ailelere imtiyaz verilmesi kezâ ayn? ?eyleri do?urmu?tur. Medresedeki talebelerin isyanlar?nda ideolojik bir sebep yoktu, as?l sebep levent denilen ba??bo? ve “çiftbozan” insanlar?n medreseleri alet etmelerinde ve medreseli gibi gözükerek halk aras?nda ho?görü kazanmak ayr?ca medreselileri de aralar?na alarak suç i?lemek gaye ve isteklerinde aranmal?d?r. Ö?rencilikle alakas? olmayan kimselerin medreseleri bar?nak haline getirdikleri 1794 tarihli bir belge de kay?tl?d?r. Hocalar ve akl? selim talebeler bu durum kar??s?nda onlar? hiçbir zaman desteklememi?leridir. Ama baz? müderrislerin görevlerini yapmad??? söz konusudur.Osmanl? Medreseleri II. Mahmut devrine kadar ?slâh edilmeye çal???lm??t?r. Medreseleri ilk defa III. Sultan Mehmet devrinde ?slâh edilme ihtiyac? duyulmu?tur. 1575-1576 y?llar? aras?nda ?slahata yönelik bir ferman ile kar??la?maktay?z. Medreseler’de as?l ?slah bu tarihte ba?lam??t?r. III. Mehmet’ten sonra (1750) I. Mahmut’a kadar medreseler de ciddi bir ?slahat yap?lmam??t?r. Kanuni Sultan Süleyman devrinden sonra, Tanzimat’?n ilân?na kadar medreselerin kendi haline b?rak?ld??? söylenebilir. Medreseler ne zaman ?slâh edilmeye çal???lsa medreseliler ço?u kez kar?? bir tavra girmi?lerdir.





SONUÇ:
Osmanl? Devleti tebâs? ?er-i hükümle idare edilirdi. Din önemli bir k?ymete haizdi. Ulemâ’ya suç i?leyince verilen ceza azil idi. Ulemâ’dan ço?u son zamanlarda, çe?itli sebeplerle azledilmi?tir. Ulemâ’n?n çe?itli sebeplerden dolay? menfi tav?r içine girmesi zaman zaman Devleti zor durum da b?rak?yordu. Bazan Ulemâ’dan katledilenlerde olmu?tur. XVIII. Yüz y?l’dan sonra ulemâ s?n?f? yaln?z kendi ç?karlar?n? koruma endi?esi ile yöneticilerinin zulümlerine engel olma fonksiyonlar?n? da iyice kaybetti. XIX. Yüz y?l?n ikinci yar?s?na kadar e?itim ve ö?retim alan?nda ciddi say?labilecek hiç bir yenilik hareketi yap?lmad?. Haliyle medrese mezunlar? bilgi ve görgü yönünden eksik kald?lar. Bu durumda sahte bilginler, mevkii ve menfaatperest ki?iler ortaya ç?kt?lar. Ulemâ art?k ça??n fikir ve sosyal ak?mlar?na ayak uyduramaz veya onlar? tenkit edemez oldu. Ulemâ bir çok yeniliklerin fark?nda olmadan veya bilmeyerek kar?? tav?r içine girdi.
Ulemâ art?k zor duruma dü?mü? ve her türlü sorumlulu?un sebebi olarak Nizâm-? Cedid’i gösteriyordu. Çe?itli vesilelerle halka; “Askere setr pantolon giydirip iman?na halel getiren padi?aha elbette Allah takdirini çok görür. Hâdimü’l-Haremeyn ünvân?na liyâkat? olmad???n? ortaya ç?kar?r” denilmekteydi. III. Selim müteaddit defalar ç?kard??? Kânunnâmaler ile ulemâ s?n?f?n? düzeltmeye çal??m??t?. II. Mahmut Yeniçeri Oca??’n? kald?rmakta ve Avrupa usulü yeni bir ordu kurmakta ulemây? yan?nda bulmu?tu. Fakat ulemâ din ve kültür sahalar?ndaki ink?lâplara kar??, ayn? fikir ve dü?üncede de?ildi. Padi?ahlar?n giri?ti?i ink?lâplara kar??, ulemân?n bir ?ikâyetnâmesi sunulunca, onlara ancak din i?lerine kar??abileceklerini, devlet i?leriyle tamamen kendisinin sorumlu oldu?unu Padi?ah’?n ihtar etmesi, art?k ulemân?n devlet ve toplum üzerindeki nüfuzunu önemli ölçüde kaybetti?ini aç?kça gösterir.

 

Videolu Soru zmleri

?km?? Sorular

Facebook Sayfam?z

Mesleki ve Teknik E?itim

Mesleki ve Teknik E?itim
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugn128
mod_vvisit_counterDn1866
mod_vvisit_counterBu Hafta1994
mod_vvisit_counterBu Ay35008
mod_vvisit_counterToplam7458927

Kimler evrimii

Şu anda 41 ziyaretçi çevrimiçi

[+]
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • blue color
  • green color
Ödev