TalebeDunyasi.Com | Öğrenci Ödev Portalı

Anasayfa Eğitim Haberleri Ara Site Haritası
 
Anasayfa arrow Roman Özetleri ve Eser Tanıtımları arrow Huzur / Ahmet Hamdi Tanpınar
Huzur / Ahmet Hamdi Tanpınar

ÖZET

Mümtazın çocukluğunun bir bölümü Sinop’ta geçmiştir.Bir akşam babası Rumlar tarafından öldürülür.Annesi ile beraber Antalya ‘ya ,annesinin akrabalarının yanına gelirler.Burada da kısa bir süre yaşarlar.Annesi de babasının ölümünden kısa bir süre sonra Antalya da ölür.Babasının ölümü,onu gömerlerken yaşadıkları,Sinop’ tan Antalya’ ya giderken yaşadıkları,Antalya’ da annesinin ölümü ve cenazesi Mümtaz ‘ın hayatında derin izler bırakır,Mümtaz bunları hiç unutamaz.

T.C.

 

GAZİ  ÜNİVERSİTESİ

 

KASTAMONU EĞİTİM FAKÜLTESİ

 

 

 

 

HUZUR

 

 

AHMET HAMDİ TANPINAR

 

 

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI DERSİ

 

 

ÖĞRETİM GÖREVLİSİ:GÜLTEN KÜÇÜKBASMACI

 

 

HAZIRLAYAN:SİNEM ÖZKURT

 

 

TÜRKÇE ÖĞRETMENLİĞİ

 

 

3-B SINIFI  (II.ÖĞRETİM)

 

025083061

 

 

 

 

 

 

KASTAMONU 2005

 

 

               HUZUR

 

1-)DIŞ YAPIYI OLUŞTURAN UNSURLAR

 

   A.ESERİN KÜNYESİ

 

   1.YAZARIN ADI,SOYADI:Ahmet Hamdi Tanpınar

 

   2.ESERİN ADI:Huzur

 

   3.YAYIN EVİ:Tercüman Kitapçılık

 

   4.BASKI SAYISI:Bilinmiyor

 

   5.BASILDIĞI YER VE TARİH:Bilinmiyor

 

   6.SAYFA SAYISI:356

 

   7.FİYATI:10 T.L.

 

 

 

 

  B.KONU

 

        Romanda ele alınan başlıca konular ;hastalık ,ölüm,tabiat ve kozmik unsurlar,eski Türk edebiyatı,Batılılaşma,sosyal problemler,çeşitli ruh halleri,felsefi ve estetik fikirlerdir.

 

C.ANA FİKİR

 

       “İnsan çevresiyle vardır.”

 

D.ÖZET (ANA ÇİZGİLERİYLE OLAY)

 

        Mümtazın çocukluğunun bir bölümü Sinop’ta geçmiştir.Bir akşam babası Rumlar tarafından öldürülür.Annesi ile beraber Antalya ‘ya ,annesinin akrabalarının yanına gelirler.Burada da kısa bir süre yaşarlar.Annesi de babasının ölümünden kısa bir süre sonra Antalya da ölür.Babasının ölümü,onu gömerlerken yaşadıkları,Sinop’ tan Antalya’ ya giderken yaşadıkları,Antalya’ da annesinin ölümü ve cenazesi Mümtaz ‘ın hayatında derin izler bırakır,Mümtaz bunları hiç unutamaz.

        Mümtaz ,Antalya’dan İstanbul’a amcasının oğlu İhsan’ın evine(İhsan’ın adasına ) gelir.Burada yaşamaya başlar.Galatasaray Lisesi’ne devam eder.İhsan burada hocadır,tanınmış bir şahsiyettir.Mümtaz ,İhsan’ın tesiri altında kalır,hem okulda hem evde ondan çok şey öğrenir.Babasının ve annesinin yokluklarının doğurduğu yalnızlık duygularından bu evde,özelikle yengesi Macide sayesinde kurtulur.

        Okuldan  mezun olduktan  sonra  Emirgan’ nın arka taraflarında bir ev tutar ve orada yaşamaya başlar.Bir akşamüstü vapurda Nuran’ la tanışır,ona aşık olur.Nuran eşinden ayrılmış,bir çocuğu olan dul bir kadındır.Nuran da onu sever.Mümtaz aşklarını anlatan bir roman ( Şeyh Galip) yazmaya başlar.

        Ancak Nuran’ ın çevresindeki bazı kimseler ,başta kızı ve arkadaşı Adile Hanım ,Nuran ile Mümtaz’ ı ayırmaya çalışır.Fakültedeyken Nuran ‘ı seven Suat  ortaya çıkar.Suat veremdir.Nuran ‘a hasta yatağından bir mektup yazar ve onu sevdiğini söyler .Suat aslında ümitsizdir ama Nuran ile Mümtaz’ın hayatlarını mahvetmeyi başarır.Mümtaz ile Nuran tüm bu olumsuzluklara rağmen evlenmeye karar verir.Mümtaz ‘ın evine geldikleri bir gece,Suat ‘ın Mümtaz’ın evinde kendini astığını görürler.(Suat’ta  Mümtaz’ın evinin anahtarları vardır.)

       Suat’ ın kendini asması Mümtaz ve Nuran ‘ı çok etkiler .Aşkları sona erer. Mümtaz yıkılır,Nuran ise Fahir’ le barışır ve onunla İzmir ‘de yaşamaya karar verir.

       İhsan çok hastadır.Mümtaz ona doktor,ilaç,hemşire bulmak için sokaklarda dolaşır.Bir gün sokakta Suat Mümtaz ‘ın karşısına çıkar.Mümtaz hayal görüyordur.Suat ‘ın ölüsü bile peşini bırakmamaktadır.Rüya halinde onunla kavga eder.Eve gelir.Radyoda II. Dünya Savaşı’nın başladığı haberi veriliyordur.

 

 

E.ESERİN TÜRÜ

 

    Eserin türü “roman” dır.

 

F.ESERİN ADI ,TEMATİK YAPI İLE İLGİSİ

 

    Romanın adı “huzur” dur.Romanın kahramanlarının hepsi huzursuzdur,mutsuzdur.Bazıları (Mümtaz gibi ) iç huzuru ,mutluluğu yakalamak ister.Bazıları ise (Nuran gibi)  ailesinin tüm kadınları gibi asla mutluluğu,huzuru yakalayamayacağını düşünür,böyle bir umudu bile yoktur.

 

 

2-)İÇ YAPIYI OLUŞTURAN UNSURLAR

 

   A.BAKIŞ AÇISI

 

     Bakış açısı yazarın anlatım tutumu ile anlatın şeklini ifade eder.Yazar,üçüncü tekil şahıs ağzıyla anlatmıştır.

 

    B.ANLATIM TEKNİĞİ

 

      Romanda pek kısa bir zamana sığdırılmış olay,daha çok Mümtaz ‘ın tasarıları ,duyuşları,düşünce ve rüyaları etrafında dönmektedir.Bir kültür buhranının sancıları ve sıkıntıları içinde bunalan roman kişileri, ,gerçek ile rüya ,zaman ile tarih arasında birden fazla hayat yaşıyor gibidirler.

      Romanda konu pek bir önem taşımaz.Yazar, tek bir insan etrafında (Mümtaz ) dünyayı toplamak istemiştir.Tek tek anlar yansıtılır,dar bir çerçeve içinde derinleşilir.

      Roman dört bölümden oluşuyor:İhsan ,Nuran ,Suat,Mümtaz.Birinci bölüm giriş bölümüdür.Mümtaz yeni uyanmıştır.İhsan hastadır.Ona hemşire bulmak için sokağa çıkar.Gezdiği yerlerde  eski aşkının ,Nuran ‘ın hatıralarıyla karşılaşır.Romanın ikinci,üçüncü ve dördüncü bölümün bir kısmı gelişme bölümünü oluşturur.Burada ,Mümtaz geçmişe döner,çocukluğundan ,ilk ve son aşkı Nuran ‘dan,ailesinden,İhsan ve Macide’ den bahseder.Romanın sonuç bölümü dördüncü bölümün sonlarıdır.Bu bölümde Suat ‘ın intiharı ile yıkılan Mümtaz ve Nuran’ dan  ,Nuran’ın Mümtaz’ı terk edişinden eski eşi Fahir ‘e dönüşünden bahsedilir.Yazar,yeniden romanın başındaki güne döner.İhsan’ın hastalığı devam ediyordur.Roman ,roman boyunca sözü edilen II. Dünya Savaşı’ nın başladığı haberi ile son bulur.

 

 

 

C. ESERİN ŞAHISLAR KADROSU

 

MÜMTAZ:Romanın baş kişisidir.Bir hülya adamıdır.Nuran ‘ı çok seviyordur,adeta onun aşkıyla yaşıyordur.İçine kapanıktır,sürekli kendi kendisiyle konuşur.Sessizdir. Gördüğü,yaşadığı olayların derinine iner,olaylara farklı açılardan bakar.Hayatı boyunca içinde bir korku hissi taşır.

 

NURAN: Mümtaz’ın sevdiği kadındır.Az konuşur,duygularını fazla açığa vurmaz.Çok güzel bir kadındır.Boğaziçi’nde oturan,eski,kültürlü bir ailenin kızıdır.Baba tarafından Mevlevi,anne tarafından Bektaşi’dir.İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunudur.Fahir’den boşanmış,bir çocuk sahibi ,genç bir duldur.

 

İHSAN:Mümtaz’ ın amcasının oğludur.O,Mümtaz için bir ağabey,bir baba,bir hocadır.Galatasaray Lisesi’nde tarih öğretmenidir.Milliyatçidir,mutasavvıftır.Romanda “kemali” temsil eder.”Avrupalı Osmanlıdır”.

 

SUAT:Fakültedeyken Nuran ‘ı sevmiştir.Bir hareket adamıdır.Veremdir.İsyankar,hasta,adi,mesuliyet duygusu olmayan bir adamdır.Evlidir,çocukları vardır.Mecburiyetten hoşlanmaz.Allahsız ‘dır,anarşisttir.Yalnız kendi için yaşar.

 

MACİDE:İhsanın eşidir.Güzel,tatlı ve son derece iyi kalpli bir kadındır.

 

TEVFİK BEY:Nuran ‘ın dayısıdır,Avrupalı Osmanlı’dır.Zengin bir hayat macerası olan ,kültürlü,yaşamayı seven bir İstanbul efendisidir.

 

FAHİR:Nuran’ın eski eşidir.

 

FATMA :Nuran’ın kızıdır.

 

EMMA:Fahir’in metresidir.

 

NAZİFE HANIM:Nuran’ın annesidir.Bir İstanbul Hanımefendisidir.

 

YAŞAR BEY:Tevfik Bey’in oğludur.İlaçla yaşar,ilaçla uyur,ilaçla dışarıya çıkar,ilaçla aşk yapar.

 

EMİN DEDE:Mevlevidir,neyzendir.Eski Türk medeniyetini en iyi ve en kuvvetli şekilde yansıtan tiptir.

 

CEMİL BEY:Ressamdır.

 

SABİHA:İhsan ‘ın kızıdır.

 

AHMET:İhsan ‘ın oğludur.

 

SABİRE HANIM: İhsan ‘ın annesidir.

 

AFİFE HANIM:İhsan ‘ın evinde kalfadır.

 

 

 

 

 

 

 D.ZAMAN

 

     Yıl 1937 ‘dir.Romanda iç içe üç zaman vardır.Birincisi aktüel zaman diyebileceğimiz zamandır,yirmi dört saattir.Bu romanın birinci bölümüdür.Sonraki iki bölümde (ikinci ve üçüncü bölümde )  geçmiş zaman anlatılır.Dördüncü bölümde aktüel zamana geri dönülür.Bu üç zamanda en mühimi ,Mümtaz ile Nuran ‘ın beraber geçirdikleri bir yıldır.

     Yazar ,romanda zaman ve mekan karşısında dikkat çekici bir tavır almıştır.Mümtaz geniş bir zaman şuuruna sahiptir.Sürekli düşünür,iç ve dış hadiseler üzerinde durur,hayal kurar.Zaten romanın tümüne bu düşünceler,hayaller hakimdir.Romandaki tek hareket unsuru Suat’ ın kendini asmasıdır.

 

    E.MEKAN

 

     Romana hakim olan mekan İstanbul’ dur.İstanbul ‘un yanında az da olsa  Mümtaz ‘ın çocukluğunun geçtiği Sinop ve Antalya’ dan da bahsediliyor.İstanbul ‘un en güzel yerleri ,Ada ,Boğaziçi, Kapalı Çarşı ve Sahaflar ‘dan bahsediliyor.Bu semtler ve buralarda bulunan mimari eserler uzun uzun anlatılıyor.Romanda  mekan ve eşya tasvirleri çok geniş yer tutuyor.

 

  F.DİL VE ÜSLUP

 

     Romanın yazılış amacı herhangi bir olayı anlatmak değildir,amaç karakterlerin ruh ve düşünce dünyalarını anlatmaktır.Roman ferdin içine iner.Kişinin iç kavgalarını ,bunalımlarını konu edinir.Bu nedenle romanda olay ,hareket yoktur.Tanpınar,romanlarında da bir yazar olarak değil de bir şair olarak karşımıza çıkar.Kahramanların duyuş ,düşünce tarzı,yazarın onları anlatırken kullandığı üslup ,şiire has özellikler taşır.Yazar,1928 yılından sonra benimsediği “rüya estetiği” içindeki şiir kabiliyetini bu romanında da kullanmıştır.Tanpınar:”Roman anlayışım da şiir anlayışımdan fazla ayrılmaz.Ona da rüya kelimesi için söylediğim şeyler,hatta rüyanın nizamı hakimdir.”  der.Yazar,bu romanını bu görüşleri çerçevesinde yazmıştır.

 

 

      G.ESERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

 

     Kültür buhranının  sıkıntıları,sancıları içerisinde kıvranan kişileri işleyen Huzur,[1]1949 tarihinde basılmıştır.Huzur Ahmet Hamdi Tanpınar’ ın en tanınmış romanıdır.Tanpınar,Huzur’ da Evin Sahibi  ve Mahur Beste ‘deki taslaklarını roman bütünlüğüne doğru derinleştirmiş ve genişletmiştir[2]

      Huzur ‘da Tanzimat ,II. Meşrutiyet ,I. Dünya Savaşı ,Kurtuluş Savaşı ve sonrası yapılan devrimler anlatılıyor.[3]Huzur ferdi planda şuuraltı meseleleri ve aşk ,sosyal planda mazi-hal münasebeti ,milli kültür ve özellikle milli musiki meseleleri üzerinde yoğunlaşan bir romandır.[4]

      Yazar,Huzur ve Saatleri  Ayarlama Enstitüsü adlı romanlarında bizi bazen şiir dolu bir ortama sürükler, bazen de şiirden daha ileriye götürerek ,sınırsız bir hayal dünyasına ulaştırır.Bu dünyada, yaşamanın akışı içinde karamsarlık ve kararsızlık etkisiyle tedirgin olmuş kişiler yaşamaktadır.Bu noktada Tanpınar,çağdaş ve büyük Batı sanatçılarına yaklaşır.Çağdaş roman ,Batı romanı ,ferdin üzerinde döner ,ferdin içine iner.Kişinin iç kavgalarını ,bunalımlarını konu edinir.[5]

       Romanın kişileri hayatımızdan asla çıkartamayacağımız unsurlar (musiki,Boğaziçi,İstanbul,dostluk,aşk,asırlardan bu güne ulaşan tarihimiz) ve hayatımız üzerinde düşünen insanlardır.[6]

       Romanın geneline Mümtaz ve Nuran ‘ın aşkları hakimdir.Ancak bu mutsuz bir aşktır.Zaten Tanpınar’ ın romanlarında mutlu ,huzurlu insan yoktur.Teselliyi sadece kültürde bulan ,içinde yaşadıkları anın kısa ,küçük mutluluklarıyla asla yetinemeyen insanlar vardır.Nuran da ailesinin bedbaht kadın örneklerinin devamıdır.Mahur beste ‘deki Atiye ‘nin mutsuzluğu bir aile mirası gibi Nuran ‘a geçmiştir.[7]Bu sebeple Nuran’ da mutlu olabileceğine dair bir umut bile yoktur.Nitekim romanın sonunda mutsuz olacağını bile bile eski eşi Fahir’ i tercih eder.

      Romanın baş bölümleri Ahmet Hamdi ‘nin çocukluğunda yaşadığı yolculukları ,göçleri,bozkır gecelerini,deve katarlarını ,hanlarda konaklamaları ,içine sinen gurbet duygularını tasvir etmektedir.Çocukluk ve gençlik çağını Akdeniz kıyılarında yaşayan Mümtaz  ,aynı çağlarını Antalya ve çevresinde geçiren Tanpınar’dır.İstanbul ‘daki Mümtaz ise  hem bildiğimiz Ahmet Hamdi ,hem de   onun hayatı boyunca açığa vuramadığı duygularını ve gerçekleştiremediği düşüncelerini açığa vurup gerçekleştirendir.Bu açıdan Mümtaz ,onu aşan bir kişidir.[8]Mümtaz ‘ın işgal ve iç savaş yıllarında kasabadan kasabaya dolaşan hayatını tasvir ederken ,Ahmet Hamdi ,geniş ölçüde kendi çocukluk anılarından yararlanmış,işgal yılları  da üniversitede okurken ailesinin Sinop ‘ta oturduğu  sıralara rastlamaktadır.

       Mümtaz ‘ın anasının ölümü ,İstanbul’ a gidişi,bir ayağı sakat İhsan ‘ın onu karşılayışı ,Şehzadebaşı’ndaki evdeki çalışmaları,Galatasaray Sultanisi ,evdeki zengin kitaplıkta İhsan’ ın yönetiminde çalışmaları ,tarih ve eski musikiye ,İstanbul  ‘un imparatorluk mirası geniş kültürüne aşılanışını anlatırken ,geçmiş zaman özlemi  ile gerçek zaman içinden kaçan yaşamasındaki ayrıntıları okurken  bir tek Mümtaz değil  ,çevresi ve yakınları ile birleşen ve tamamlanan bir Mümtaz çıkıyor karşımıza.Zaman zaman Ahmet Hamdi ile birleşen ,zaman zaman onu çok aşan bir Mümtaz ‘dır bu.

       İhsan ,içtimai doktrinini  tarihten toplamak isteyen bir hocadır.Büyük bir Türk tarihi yazmak  istiyordur.Onun yaratıcı eğilimi sanata değil ,tarih ve ekonomiye yönelmiştir.

       Bu romanda ,içleri kat kat kültürle dolup taşan kişilerle birlikte eski İstanbul  ‘un yaşayısından  gelen ,büyük bir kültürü kucaklayan  çevrelerin de tasvirleri vardır.Mümtaz’ ın evi Emirgan ‘ın arka taraflarındadır.Ahmet Hamdi de bir zamanlar orada oturmuştur.[9]  

      Çocukluğunun  önemli bir devrinde çok  yalnız kalan ve kendi kendisi ile konuşmayı seven Mümtaz ‘ın çevresindeki kişilerin çoğu eski konak ve yalıların ortasında  bıraktığı kimselerdir.Onun yakın çevresindeki bütün kişiler  ölümün eşiğinde, hasta,yarı deli ,ölüler ,sinirli ve saralılar, eski  bir paşa konağının saltanatlı hayatından dökülen ,satıp savarak o eski kibar ve büyük  düzeni sürdürmeğe ,direnmeğe çalışan kimselerdir.[10]

       Bu romanın baş kişisi Mümtaz ,Ahmet Hamdi ‘nin kendisidir.Diğer kişiler de ,genellikle  kendi öğretmen politikacı veya sanatçı hayatına karışanlar arasından seçilip az çok değiştirilmiş kimselerdir.Bu kişiler bazen Tanpınar ‘ın kişiliğinde birleşirler.

       Ahmet Hamdi Tanpınar,1918 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne girmiş ,burada geniş ölçüde etkilendiği Yahya Kemal ‘le tanışmıştır.[11]Bu romanındaki İhsan ise, pek çok yönleriyle Yahya Kemal ‘den izler taşımaktadır.(Büyük Türk tarihi yazma  özlemi içinde  olması gibi) İhsan  Mümtaz’ ın hem arkadaşı (amcasının oğlu) hem de öğretmeni durumundadır.

       Tahir Alangu ‘nun deyimiyle “Dünya gömlek değiştireceği zaman hadiseler kaçınılmaz olur. “  sözünü delil olarak gösteren İhsan ‘ın kişiliğinde ,bir zamanlar Paris ‘te aynı ünlü profesörden ders alan Yahya Kemal ‘i tanımak hiç de güç değildir. Mümtaz ve İhsan’ın kişiliğinde ,Yahya Kemal ve Tanpınar iç içe yürümektedir.[12]Mümtaz İhsan diyaloğu ,Yahya Kemal ‘in tarih mesajını sosyal ve psikolojik  alanlara yansıtılması olarak değerlendirilmelidir.Kemal, eserin temalarında ,Mümtaz ve Nuran ‘ın düşüncelerinde ,bazen doğrudan doğruya şiirleriyle ve kendisi olarak görünmekte ,romanın bütün dokusuna yayılmış bulunan İhsan ‘ın kişiliğinde açıkça onun portresi verilmektedir.

          Roman boyunca imkanlar hazinesi bir Doğu Anadolu ,Tortum ‘dan başlayarak Akdeniz ‘e kadar inen bir enerji sistemi ,servete gömülü  bir Marmara ,ekonomi –politik bilmeden yapılan yenilikler ,nesillerin beraberce okuduğu beş kitap bulunmayan bir Türkiye...... gibi gözlem ve dikkatleriyle ,eğer Tanpınar konuşturmasa hiçbir zaman yeterince tanıma imkanı bulamayacağımız bir Yahya Kemal ile karşı karşıyayız.[13] 

        Romanda “Yüzümüzün batıya çevrildiği bu dönemde musiki ayakta duran tek sanatımızdı” hükmüyle eski musikimizin canlılığı gösterilir.Dede Efendi ‘yi Wagner olmadığı için sevmediğimizden sitemkar olan Tanpınar,” Bu cemiyeti ruhundan mı öğrenmek istiyorsunuz?Musikisine ve halk havalarına;tekke nefeslerine bakacaktınız.O zaman bizi biz yapan,hayatla oynamaktan hoşlanan coşkunluğun ,onun sanatta ifadesi olan büyük lirizmi keşfederdiniz”diyerek musikinin cemiyet hayatımızdaki yerini gösterir.[14]

              Tabiat,musiki,aşk,sanat Mümtaz ‘ın iç dünyasını oluşturur.Nuran’la her gün İstanbul ‘un zengin kültür hazinelerine saklayan yerlerde dolaşırlar.Orada tarihle,aşkları adeta birleşir,bu eserleri yaratan insanlarla bütünleşirler

               Yeni bir Türk toplumu vardır .Bu canlı ,diri ,tazedir.Mümtaz bunun farkındadır.Nitekim romanın bir yerinde “coğrafya ,kültür,her şey bizden bir terkip bekliyor .”der .Mümtaz ,bu yeni terkibin karşıtlıklarda parçalanmış bir temsilcisidir.İç nizamını Nuran’ın aşkında ve klasik Türk musikini dinlediği zaman kurar .[15]

                Mümtaz, romanın bir yerinde şöyle der “Teklif ettiğim şey ne türbedarlık ne de mazi hırdavatçılığıdır. Bu toprağın  macerasını ve kendi maceramızı   bilmek, onun içinden büyümek ,onun içinden tabi şekilde yetişmek ve garplı anlayışla ,garplı ustaları severek eser vermektir.[16]

 

H.ESER HAKINDA GÖRÜŞLERİM

 

  Romanda hareket unsuruna önem verenler için çok can sıkıcıdır.Çünkü yazar romanını belli bir olayı anlatmak için yazmamıştır.Roman yazarın  Mümtaz ‘ın ağzından görüşlerini dile getirmek için yazılmıştır.Bu sebeple romanda olay,hareket  yoktur.

     Romanda  romanın kahramanı Mümtaz’ ın derin düşüncelere daldığı bölümler çok fazla var.Buralar da özellikle iyi bir okuyucu olmayanların  anlayamayacağı bölümlerdir.Zaten benim için de romanı ,romanın kişilerini ,fikirlerini iyice kavrayabilmek için roman hakkında yazılan yazıları ,makaleleri okumak en iyi yol oldu .

     Romanın kahramanı Mümtaz da kendime benzeyen pek çok yer buldum.Hani bir romanı okurken siz o romanın kahramanının yerine geçer ve  onun yaşadıklarını onunla beraber  yaşar,onunla beraber üzülür mutlu olursunuz ya  işte benim hissettiklerim böyleydi.Ancak bunun da ötesinde kendime ait olan bazı özellikleri  Mümtaz ‘da buldum.Şöyle ki ben  de  çoğu zaman Mümtaz gibi olaylar ,kişiler hakkında derin düşüncelere dalarım.Olaylara farklı yönlerden bakarım, kendimi  karşımdakinin yerine  koymaya çalışırım.Bu yönlerim onunla benziyor.

     Nuran’ın Mümtaz’ı bırakıp eski eşini tercih etmesini hiç beklemiyordum.Ancak bu  kahramanlarını mutsuz etmek amacında olan bir yazardan beklenebilecek bir tutumdur.

     Romanda en çok hoşuma giden bölümler ; Nuran ‘ın dayısı Tevfik Bey’ den,onun gençlik anılarından, aşklarından bahsettikleri  bölümler ve bir de Tevfik Bey ‘in oğlu Yaşar Bey ‘in ilaçlara olan tutkularından bahsettikleri bölümler oldu.

 

 

 

                                                KAYNAKÇA

Ahmet Hamdi Tanpınar,Huzur,Tercüman 1001 Temel Eser,Tercüman Kitapçılık

 

Seyit Kemal Karaalioğlu,Resimli Türk Edebiyatı Sözlüğü,İnkılap Kitabevi ,İstanbul 1974,s.388

 

Tahir Alangu,Cumhuriyet Dönemi Roman ve Hikaye Antoloji,Cilt 3,1940-1950,s.591

 

Olcay Önertoy,Cumhuriyet Dönemi Türk Roman ve Öyküsü,Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları,Ankara 1984,s.84

 

Yeni Türk Edebiyatı,Ötüken Yayınları,İstanbul1985,s.3951

 

Ahmet Kabaklı ,Türk Edebiyatı III,İstanbul 1966,s.218

 

İnci Enginün,Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı,Dergah Yayınları,Haziran 2001,s.312

 

Tahir Alangu,Cumhuriyetten Sonra Hikaye ve Roman  III,İstanbul 1965,s.583

 

Türk Edebiyatı Aylık Fikir ve Sanat Dergisi,Sayı 129, Aralık 1984, s.103

 

Mehmet Kaplan ,Türk Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar,Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi ,Cilt 12,1962,s.33-86;Cilt 13 ,1965,s.29-42

 

Türk Edebiyatı Aylık Fikir ve Sanat Dergisi ,Ocak  1987,Sayı 159,s.20

 

Ahmet Kabaklı , Türk Edebiyatı,Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları,Cilt 3 ,İstanbul 1990

 

Sema Uğurcan ,Ahmet Hamdi Tanpınar ‘ın Romanlarında Çalışan Kadın Tipleri ,Milli Kültür ,s.14

 

Tahir Alangu,Cumhuriyetten Sonra Hikaye ve Roman,Cilt 3,İstanbul 1965,s.583

 

Hasan Öztürk,Türk Edebiyatı Dergisi,Ocak 1990,s.26

 

Milli Kültür Dergisi,Sayı 35,Temmuz 1982,s.14-19

 

Ahmet Hamdi Tanpınar,Şiir ve Edebiyat Üzerine Makaleler,Hazırlayan :Zeynep Kerman,İstanbul 1977,s.35-37

 

Prof. Dr. Şükrü Elçin,Yeni Türk Antolojisi

 
< Önceki   Sonraki >

Facebook Sayfamız

Mesleki ve Teknik Eğitim

Mesleki ve Teknik Eğitim

Ziyaretçi Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün2244
mod_vvisit_counterDün1608
mod_vvisit_counterBu Hafta10052
mod_vvisit_counterBu Ay17712
mod_vvisit_counterToplam3357090

Kimler Çevrimiçi


[+]
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • blue color
  • green color
Ödev