TalebeDunyasi.Com | Öğrenci Ödev Portalı

Anasayfa Site Haritası Eğitim Haberleri Ara
 
The Big Chance (Büyük Fırsat)

Frederick Lang

 

He wasn’t the kind to pick a secretary by the color of her hair. Not Bill
Hargrave. Both Paula and Nancy had been smart enough to know that. And for some
time everyone in the office had known that one of them, Paula or Nancy, was
going to get the job. In fact, the decision would probably be made this
afternoon. Hargrave was leaving town and wanted to settle the matter before he
left.
The two girls  could see him from their desks outside his office. Maybe it was
only some correspondence that he was looking at with cool, keen eyes. But for a
moment his finger seemed to pause above those two efficient little pushbuttons.
If he pressed the left one, it would be Paula’s pulse which would begin to beat
faster.

Paula couldn’t keep her eyes off that light on her desk. She kept making
mistakes in her typing and nervously taking the sheets of paper out in order to
start all over again.
She leaned across her typewriter and said to Nancy, “The boss is all dressed up
today. He must be going on a special trip.”
She was just talking to relieve her nervousness. Nancy took her time about
answering. She wasn’t used to having Paula talk to her in such an intimate tone.
Not since they’d learned a month ago that they were both in line for a
promotion, for the important job as Bill Hargrave’s secretary.
“He does look nice.”
Hargrave was young and outside of office hours he was said to be human. But that
wasn’t why he’d gotten to be one of the important officials of the company until
they saw him one day in one of the top executive positions.
The two girls saw him get up from his desk  and walk to the doorway of his
office. He stood there with one hand in a pocket of his blue flannel suit. There
was a small white flower in his buttonhole and the usual keen, unrevealing smile
on his face.
“Did you send for the tickets?” he asked Nancy.
“I got the tickets all right,” she answered, “but…and she tried to smile in the
same hard way the boss did. She looked about as hardboiled as a white kitten.
“But there just aren’t any staterooms to be had,” she told him. “Not for love or
money.”
The boss was certainly disappointed. Anybody could see that.
“Suppose I try it?” Paula suggested quickly.
And for the next ten minutes, half the office employees could hear Paula telling
the ticket agent exactly what she thought of him.
“Listen,” she said, “I don’t care whose reservations you have to cancel…”
Well, the job was worth going after. There was the salary, for one thing. And
there was the prestige. The boss’s secretary knew a great deal about the
business. And there were the interesting people she got to talk to. The
important people. And the boxes of perfume, flowers, and candy they often left
on her desk.
And there was Bill Hargrave for a boss. Young and clever and attractive. That
was a factor, too. Because in the advertising business you called the boss
“Bill,” and he called his secretary “Nancy” or “Paula” and took her to dinner on
the company expense account.
It was all strictly business, but it seemed intimate and informal.
Both Paula and Nancy knew about those dinners. Bill had tried to be fair. He
would ask Paula to stay one night, and it would be Nancy’s turn the next night.
But Paula had been smart. She had soon learned how impersonal Bill Hargrave
could be, even at those intimate dinners. About as personal as one of those
advertisements that says, “This means you.” And she saw how much harder to
please he was during the overtime hours- more irritable, more inclined to be
critical in his manner.
So when Nancy had said, “I don’t mind staying nights, really. I know Paula
usually has a date. She’s popular with the men…” well, Paula had been glad to
let it go at that. She’d been quick enough to see that neither of them was going
to get the job simply on a basis of physical attractiveness, and she was right.
Paula didn’t need any lessons when it came to office politics. She was the one
who was always busy when someone of little importance in the office wanted his
material typed. “Sorry, but it’s impossible, Jack. Why not ask Nancy?”
And they did ask Nancy. It left Paula free to do Bill Hargrave’s work in a
hurry. She was never too busy for Mr. Bill’s work.
When Hargrave finally pressed one of those buttons it was at Paula’s desk that
the light went on. She started to make a grab for her notebook, but she quickly
took out her mirror first. Then she grabbed up her notebook and an envelope that
was on her desk.
As for Nancy, what else could she do but sit there with her pretty blonde head
bent over her typewriter? Nancy was a natural blonde, and that seemed the best
way to describe her.
She just didn’t seem to know any tricks such as Paula did for making herself
more popular with the boss.
The moment Paula got inside Hargrave’s office he asked about that stateroom.
“Any luck, Paula?”
Paula wasn’t dumb. It was the little things that would count with Mr. Bill.
Orchestra seats at the theater when an important client was in the town and the
show was sold out. Or a stateroom when there were “no staterooms to be had for
love or money.”
She handed him the envelope. It contained the two sets of tickets. “That’s your
stateroom number on the outside,” she said in a businesslike way.
She had on a blue flannel suit something like Bill’s, and it was clear he
thought she looked pretty smart in it.
“Don’t forget the time,” she added, “eight-fifteen.”
Hargrave smiled. “So there were no staterooms for love or money, eh?”
He looked again at the number of his stateroom and he put the envelope carefully
in his inside pocket.
Then he told her. She was going to have a new job. He mentioned the salary, too.
He didn’t neglect to mention the salary.
She took it just right- in a very businesslike manner. Just enough of gratitude.
And then, the old sportsmanship. How sorry she felt about Nancy. She didn’t look
sorry
And neither did Bill. He told her it was okay, that she shouldn’t worry about
Nancy, that Nancy wasn’t made for the job anyway, and that besides, he and Nancy
were leaving on their honeymoon tonight. Tonight at eight-fifteen.

Büyük Fırsat

Frederick Lang
O bir sekreteri saçının rengine bakarak seçecek tipte   biri değildi. En azından
Bill Hargrave böyle değildi. Hem Paula, hem de Nancy bunu bilecek kadar
zekiydiler. Ve bir süredir de bürodaki herkesin bildiği gibi içlerinden biri,
Paula veya Nancy, işi alacaktı. Aslında, karar muhtemelen bu öğleden sonra
verilecekti. Hargrave kasabadan ayrılıyordu ve gitmeden önce meseleyi halletmek
istiyordu.
Kızların ikisi de, çalışma odasının dışındaki masalarından onu görebiliyorlardı.
Belki de patronlarının sakin, keskin gözlerle baktığı sadece bir mektuptu. Ama
bir an için parmağı, o iki küçük işlek çağrı düğmesinin üzerinde durur gibi
oldu. Eğer soldakine basarsa, daha hızlı atmaya başlayacak olan nabız
Paula’nınki olacaktı.
Paula gözlerini masasının üzerindeki ışıktan ayıramıyordu. Daktiloda hata
yapmaya ve herşeye baştan başlamak için gergin bir şekilde kağıtları çıkarmaya
devam etti.
Daktilosunun üzerinden eğildi ve Nancy’ye, “Patron bugün baştan aşağıya iyi
giyinmiş. Özel bir geziye gidiyor olmalı” dedi.
Sadece gerginliğini yatıştırmak için konuşuyordu. Nancy cevap vermekte acele
etmedi. Paula’nın, kendisiyle böyle samimi bir ses tonuyla konuşmasına alışkın
değildi. Özellikle de, bir ay önce her ikisinin de Bill Hargrave’in sekreterliği
gibi önemli bir işe terfi etmek için aday olduklarını öğrenmiş olmalarından
beridir.
“Hoş görünüyor.”
Hargrave gençti ve mesai saatlerinin dışında insancıl olduğu söylenirdi. Ama
onu, bir gün şirketin üst yönetici mevkilerinde birinde görene kadar şirkette
önemli biri olması gerektiğinin sebebi bu değildi.
Kızların ikisi de onun masasından kalktığını ve çalışma odasının girişine doğru
ilerlediğini gördü. Orada, bir elini mavi kadife takım elbisesinin ceplerinden
birine sokmuş olarak ayakta durdu. Ceketinin yakalarından birinde küçük, beyaz
bir çiçek ve yüzünde her zamanki zeki, kendini açığa vurmaz gülümsemesi vardı.
“Biletleri istettiniz mi? diye sordu Nancy’ye.
“Biletleri hallettim,” diye yanıtladı Nancy, “ama… ve patron gibi aynı ciddi
ifadeyle gülümsemeye çalıştı. Beyaz bir kedi yavrusu kadar çaresiz göründü o an.
“Ama ayırtabileceğimiz hiç özel kompartman kalmamış,” diye açıkladı ona.
“Mümkünatı yok.”
Patron kesinlikle hayal kırıklığına uğramıştı. Bunu herkes farkedebilirdi.
“Bir de ben deneyim mi?” diye çabucak bir teklifte bulundu Paula.
Ve sonraki on dakika boyunca ofis çalışanlarının yarısı, Paula’nın bilet satış
görevlisine kendisi hakkında ne düşündüğünü söylemesini duyoyorlardı.
“Dinleyin,” diyordu, “Kimin rezervasyonlarını iptal etmek zorunda kaldığınız hiç
umurumda değil…”
Eee, iş peşinden koşmaya değerdi. Bir kere, maaşı iyiydi. Ve saygınlığı vardı.
Patronun sekreteri, işler hakkında oldukça fazla bilgiye sahip olurdu. Ve
konuşmak durumunda kaldığı ilginç

insanlar vardı. Önemli kişiler. Ve bu kişilerin sık sık masasının üstüne
bıraktığı kutular dolusu parfüm, çiçek ve şekerler.
Ve Bill Hargrave vardı patron olarak. Genç ve zeki ve çekici. Bu da bir etkendi.
Çünkü, reklamcılık işinde patronuna “Bill” diye seslenirdin, ve o da sekreterine
“Nancy” veya “Paula” derdi ve onu şirket giderleri hesabından ödenen akşam
yemeklerine götürürdü.
Bu mutlak suretle, tamamen işin bir parçasıydı, ancak biraz samimi ve gayri
resmi görünürdü.
Hem Paula, hem de Nancy bu akşam yemeklerini iyi biliyorlardı. Bill adil olmaya
çalışmıştı. Bir akşam Paula’dan kalmasını rica ederdi, ve sonraki akşam yemek
sırası Nancy’ye gelirdi.
Ama Paula akıllı hareket etmişti. Bill Hargrave’in o samimi akşam yemeklerinde
bile ne kadar mesafeli olabildiğini hemen öğrenmişti. Şu içlerinden birinde
aşağı yukarı “Bu sen demeksin” diyen reklam kadar mesafeliydi. Ve onu fazla
mesai sırasında memnun etmenin nasıl daha da zor olduğunu gördü_ daha asabi,
hareketlerinde eleştirici olmaya daha fazla eğilimli.
Ve tabii Nancy “Akşamları ben kalabilirim, gerçekten. Paula’nın genellikle bir
randevusu olduğunu biliyorum. Erkekler arasında oldukça meşhur…” dediğinde,
Paula olayın böyle gelişmesine izin vermekten hoşnut olmuştu. Paula, ikisinin de
bu işi sadece fiziksel çekicilikleri ile elde edemeyeceklerini görmekte
gecikmemişti, ve haklıydı.
İş, büro politikalarına geldiğinde, Paula’nın hiç bir derse ihtiyacı yoktu.
Büroda fazla önemli olmayan biri notlarını daktilo ettirmek istediğinde her
zaman meşgul olan hep oydu. “Üzgünüm, ama imkansız Jack. Neden Nancy’den
istemiyorsun?”
Ve onlar da Nancy’ye rica ederlerdi. Bu Paula’ya, Bill Hargrave’in işlerini daha
acele yapma özgürlüğünü getirdi. O, Bay Bill’in işleri için asla çok meşgul
değildi.
Hargrave en sonunda şu düğmelerden birine bastığında, ışığı yanan Paula’nın
masasıydı. Not defterini kapmak için hareketlendi, ama daha önce çabucak
aynasını çıkardı. Sonra defterini ve masasının üzerindeki bir zarfı aldı hemen.
Nancy’ye gelince, sapsarı kafası daktilosunun üzerine bükülmüş bir şekilde orada
öylece oturmaktan başka ne gelirdi elinden? Nancy doğal bir sarışındı, ve bu onu
tanımlayabilecek en iyi ifadeydi.
Sadece, Paula’nın kendini patrona daha da yakınlaştırmak için başvurduğu
hilelerin hiç birini biliyor gibi görünmüyordu.
Paula patronun çalışma odasına girdiği anda, Hargrave şu kompartman konusunu
açtı.
“Hiç şansımız var mı, Paula?”
Paula aptal değildi. Mr. Bill için önemli olan Ufak ayrıntılardı. Önemli bir
müşteri kasabadayken, tüm biletlerin satıldığı bir tiyatro salonunda orkestra
gösterisi için yer bulabilmek gibi. Veya “ayarlanmasının mümkün olmadığı” bir
zamanda bir kompartman.
Ona zarfı uzattı. İçinde iki kişilik bilet vardı. “Bu salonun kenarındaki
kompartmanınızın numarası,” dedi ciddi bir ifadeyle.
Üzerine Bill’inkine benzer mavi kadife bir takım elbise giymişti, ve bu elbise
içinde patronun onun çok güzel göründüğünü düşündüğü aşikardı.
“Saatini unutmayın” diye ekledi, “sekiz-onbeş.”
Hargrave gülümsedi. “Güya kompartman ayarlamak mümkün değildi, ha?”
Kompartmanının numarasına tekrar baktı ve zarfı dikkatli bir şekilde iç cebine
koydu.
Sonra ona söyledi. Yeni işi o alacaktı. Maaştan da bahsetti. Maaştan bahsetmeyi
ihmal etmedi.
Paula bunu tam anlamıyla uygun bir şekilde-çok ciddi bir tavırla- kabul etti.
Sadece yetecek kadar bir minnettarlıkla.
Ve sonra, şu eski sportmenlik. Nancy için ne kadar da üzülüyordu. Aslında pek de
üzgün görünmüyordu.
Ve Bill de üzgün görünmüyordu. Ona her şeyin yolunda olduğunu, Nancy için
endişelenmemesi gerektiğini, nihayetinde Nancy’nin bu işe uygun olmadığını, ve
bunun yanısıra, o ve Nancy’nin bu akşam balayına çıkacaklarını söyledi. Bu
akşam, saat sekiz-onbeşteki trenle.

 

Facebook Sayfamız

Mesleki ve Teknik Eğitim

Mesleki ve Teknik Eğitim
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün281
mod_vvisit_counterDün731
mod_vvisit_counterBu Hafta2825
mod_vvisit_counterBu Ay23727
mod_vvisit_counterToplam7203430

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 39 ziyaretçi çevrimiçi

[+]
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • blue color
  • green color
Ödev