TalebeDunyasi.Com | Öğrenci Ödev Portalı

Anasayfa Site Haritası Eğitim Haberleri Ara
 
Heykeltraşlar
Alexandre Calder

Babası heykelci, annesi ressam olan Alexandre Calder, mekanik alanına ilgi duyduğu için on yedi yaşında Stevens înstitute of Technology'ye girerek, betimsel geometriye yatkınlığıyla dikkati çekti. 1918 yılında deniz kuvvetlerinde görev aldı; bir yıl sonra mühendis olup, iş hayatına atıldı. 1920'de başladığı desen çalış*malarını 1926'ya kadar sürdürüp, o tarihte kendini bütünüyle resme adamaya karar vererek Art Student's League'e yazıldı: Başıboş bir yaşam sürüyor, çeşitli meslekleri deniyordu. 1927 yılında Paris'e giderek bir yandan oyuncak yapımıyla uğraştı, bir yandan da telden ve tahtadan yaptığı çeşitli kahra*manlar, nesneler ve hayvanlardan oluşan "sirk"iyle çeşitli gösteriler düzenledi.

Devamını oku...
 
Ali Hadi Bara

Türk heykelcisi (Tahran, 1906-İstanbul, 1971).Küçük yaşlarda ailesiyle Türkiye'ye göç eden Ali Hadi Bara, 1923'te Güzel Sanatlar Akademisi'ne yazıl*dıysa da, çok kısa bir süre sonra öğrenimini yarıda bırakarak demir*yollarında çalışmaya başladı. 1925' te Akademi'ye dönerek heykel öğre*nimini tamamladı. 1927'de açılan devlet sınavını kazanarak Paris'e gidip, Julian Akademisi'nde Charles Despiau'dan özel dersler aldı. Üç yıl sonra Türkiye'ye dönerek, Akademi' ye öğretmen yardımcısı ve kitaplık görevlisi olarak atandı; ama okul*daki daha yaşlı öğretmenlerle anla*şamadığı için, iki yıl sonra görevden uzaklaştırıldı. Bir yıl sonra, Akade*mi'de Mahir Tomruk'tan boşalan modelaj öğretmenliğine getirildi. 1949'da yaz tatilini geçirmek için gittiği Paris'te hastalandı ve iznini bir ay uzattı. Paris'te edindiği yeni izlenimlerle, figürden ve gelenek*sel tekniklerden bütünüyle uzak*laştı.1950'de Türkiye'ye döndüğünde, o zamana kadar Belling'in yönetimin*de bulunan heykel atölyeleri ikiye ayrıldı ve birinin yönetimi, Zühtü Müridoğlu'yla birlikte Hadi Bara'ya verildi.

Devamını oku...
 
Benvenuto Cellini

Bir çalgı yapımcısının oğlu olan Benvenuto Cellini, babasının etki*siyle müziğe yöneldiyse de, sonra*dan resmi yeğledi. Çok genç yaşta, bir kavga sonucu altı aylık bir süre için Floransa'dan sürüldü; bir yıl kadar Pisa'da kaldıktan sonra Roma'ya bir yolculuk yapıp Floransa' ya döndü. Çeşitli sanatçılara çırak*lık ederek geçimini daha on dokuz yaşında rahatça sağlamaya başla-mışken,bir düello yüzünden yeniden, doğduğu kentten ayrılmak zorunda kaldı. 1523'te yeniden Roma'ya gide*rek Papa Clemens VII nin dikkatini çekti ve onun tarafından korunmaya başlandı. Roma'nın Bourbon başko*mutanı tarafından kuşatılması sıra*sında yiğitçe savaştı. Roma'da büyük ün kazanarak, sefahat içinde yaşamaya başladı ve sinirli mizacından ötürü, birçok ki*şiyle düello etti. Sonunda, düşman*larının kurduğu bir komplo sonu*cu, Papalık hazinesinden hırsızlık yapmakla suçlanarak tutuklandı. Kaçmayı başardıysa da yakalandı ve bu kez San Angelo kalesinin kor*kunç zindanlarına kapatıldı. Bir süre sonra, François Fin elçisi Jean de Monluc'ün girişimiyle serbest bı*rakıldı ve kral tarafından Frunsa'ya çağrıldı. Heykelciliğe, İtalyan oku*lunun Vinci, Andrea del Sarto ve Primatice tarafından temsil edildiği Fransa'da, Gürleyen Jüpiter adlı yapıtıyla başladı (ama bu arada, altın ve mineyle, bir kuyumculuk başyapıtı sayılan François I'in Tuzluğu' nu yaptı).

Devamını oku...
 
Bernini

İtalyan mimar, heykelci ve ressam (Napoli, 1598-Roma, 1680). Heykelcilik alanında ilk temel bilgi*leri heykel sanatçısı babasından alan Bernini, çok geçmeden barok anlatımlı bir sanata yöneldi:Scipione Borghese'nin villası için yaptığı ilk heykeller. Zorlamasız doğal bir dehanın yapıtları olan heykellerinde (Amaltei Keçisi'nden Apollon ve Daphne grubuna kadar) ve bütün yapıtlarında kendine özgü tumturak*lı üslubunun damgasını vurdu; barok sanatın örnek yapıtlarını or*taya koyarak Yeni Klasizm'in doğ*masına kadar, XVII. ve XVIII.yy. Avrupa heykel sanatını büyük ölçü*de etkiledi. Barok üslubunda mezar anıtlarını (sözgelimi Papa Alexander VII'nin mezarı) ilk yapan sanatçı oldu; dekoratif çeşmeleri yeniledi (Borghese villasında ve Navona alanında): Dinsel konulu heykellerde abartılı bir anlatımcı*lığı denedi (Azize Teresa'nm Vecdi). Cizvit kiliselerine seyircide coşku ve hayranlık uyandıran kutsal figürler yaptı. Bernini, mimarlık alanında gelenek*sel denge ve birlik ilkelerinden ayrıl*mamış, kurallarını Eskiçağ ve Röne*sans ustalarında bulduğu klasik anlayışa saygı duymuştur. Bu alandaki başlıca yapıtları arasında Barberini, Chigi ve Odescalchi sarayları ve San Andrea al Quirinale kilisesi sayılabilir.

 
Constantin Brancusi

Birçok sanat tarihçisinin döneminin en büyük heykelcisi saydığı Constantin Brancusi, on bir yaşında, ailesiyle oturduğu çütlikten ayrılarak Craiova'da değerli, abanoz kap*lama eşyalar yapan bir mobilyacı*nın yanında çıraklık etmeye başladı; bir yandan da yöredeki Uygulamalı Sanatlar Okulu'ndaki dersleri izle*yerek, heykelcilik alanındaki eşsiz yeteneğiyle dikkati çekti. 1902 yılın*da, Bükreş Güzel Sanatlar Okulu'nu bitirince, Paris'e yayan gitmeye karar verdi. 1904'te Paris'e ulaşa*rak, kısa bir süre için Güzel Sanat*lar Akademisi'ndeki dersleri izledi; ama çok geçmeden sanatını büyük ölçüde etkileyecek olan Rodin'in öğütlerini dinleyerek akademiden ay*rıldı.

Devamını oku...
 
Donatello

XV. yy. heykel sanatının en büyük ustalarından olan ve Donatello adıy*la tanınan Donato di Betto Bardi Brunelleschi'yle bir süre Roma'da kaldıktan sonra Floransa'ya döndü. 1443-1453 arasında Padova ve Veneto'da çalıştı. Ghiberti ve Verrochio'nun yanı sıra Floransa okulunun başlıca temsilcisi olan Donatello, klasik sanat ile gotik sanat arasındaki yolu ilk çizen usta*dır. Yapıtlarında doğrudan doğruya modern çağın temel sorununu (este*tik yoluyla ruhsal anlatıma ulaş*mak) ortaya koyan Donatello'nun sa*natında, Cosimo dei Medici için mermerden yaptığı ilk Davut hey*keli ile tunçtan yaptığı ikinci Davut heykelinin (Floransa'da Bargello Müzesi'nde) ayrı bir yeri vardır.

Devamını oku...
 
Germaine Richier

Montpellier Güzel Sanatlar Okulu'ndaki öğreniminden (1922-1925) sonra Paris'te Bourdelle'in kişisel atölyesin*de çalışmaya başlayan(1925) Germaine Richier, Max Kaganovitch galeri*sinde açtığı ilk kişisel sergisinden son*ra 1934'te Blumenthal heykel ödülü*nü kazandı. O sıralarda üslubu, kla*sik bir esin biçiminin ötesine geçemi*yordu. Sekiz yıllık bir çalışmadan son*ra, 1944'e doğru sanatçı kendine öz*gü kesin çalışma biçimini buldu; bu*nun "zayıf" ya da "güçsüz" anlatım*cılık olarak nitelenmesi, yonttuğu hac*min bazı bölümlerine uyguladığı aşırı incelikten kaynaklanıyordu.

Devamını oku...
 
Gürdal Duyar

Türk heykelcisi (İstanbul, 1935). Orta öğreniminin bir bölümünü Hay*darpaşa Lisesi'nde yaptıktan sonra, Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü'nün lise sınıflarına denk düzeyinden sanat öğrenimine başla*yan Gürdal Duyar, Akademi'deki ilk yıllarında Belling'in, atölye bölümündeyse, Ali Hadi Bara'nın öğren*cisi oldu. 1959 yılında Akademi'yi bitirince, serbest sanatçı olarak çalışmayı yeğledi. Anıt heykellerin yanı sıra, büstlerde yoğunlaşan bir dizi çalışma gerçekleştirdi (bu yön*deki çalışmaları, günümüzde de sür*mektedir).

Devamını oku...
 
Hakkı Atamulu

Türk heykelcisi (Nevşehir, 1912). 1934'te İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü'ne giren Hakkı Atamulu, önce Mahir Tomruk'un yanında çalıştı; sonra Rudolf Belling'in atölyesine geçti. Akademi' yi bitirdikten (1938) sonra, Belling'in önerisine uyarak, sanatını geliştir*mek amacıyla Almanya'ya gitti, Frankfurt ve Berlin'de Garbo ve Arnobrekker'le çalıştı. Yurda dönünce 1946'da Nijat Sirel'le birlikte Malat*ya'daki Atatürk ve İnönü heykelleri*ni gerçekleştirdi. 1951'de projesini Yavuz Görey'in çizdiği İstanbul Üni*versitesi bahçesindeki üçlü figür grubunu yaptı. 1960'ta doğduğu yöre olan Derinkuyu'ya yerleşti. Be*lediye başkanı olarak 1972'ye kadar çalıştığı bu ilçede, heykellerden oluşan bir açık hava müzesi oluştur*maya çalıştı. Özellikle 1971-1972 yıl*larında 10 non-figüratif (soyut), 5 fi*güratif heykel içeren ve aralarında 9,70 m yüksekliğinde taştan Atatürk heykelinin de yer aldığı bir Kültür Sitesi'nin oluşturulmasında büyük çaba harcadı.

Devamını oku...
 
İhsan Özsoy

İlk öğrencisi olduğu Sanayi-i Nefise Mektebi (Güzel Sanatlar Akademisi) Heykel Bölümü'ne girişi bir raslantı sonucu gerçekleşen (okulun çevresin*de gezinirken, müdür Osman Hamdi Bey'le karşılaşmış ve okula girmek is*teyip istemediği yolundaki bir soruya olumlu yanıt verince, Heykel Bölümü'nün başında bulunan Oskan Efendi' nin atölyesine kaydını yaptırmıştı) İh*san Özsoy, dokuz yıl süren öğrenimin*den sonra burayı birincilikle bitirdi ve 1891'de uzmanlık için Paris'e gönderildi. Orada Osman Hamdi'nin öneri*sine uyarak, önceleri J.-B. Gustave Deloye'nın yanında bir süre çalıştıysa da sonradan Güzel Sanatlar Okulu'na geçti. Burada Arthur Soldi'den ve Thomas'dan ders aldı. 1895'te öğre*nimini bitirince yurda döndü. Bir ar*kadaşıyla özel bir heykel atölyesi aç*tıysa da, toplumun heykel sanatı kar*şısındaki olumsuz tutumu nedeniyle, atölyeyi kapatmak zorunda kaldı. 1897'de eski adı Asâr-ı Atika olan Ar*keoloji Müzesi'nde eski eser onarımın*da çalıştı. Oskan Efendi'nin Akade*mi'deki görevinden emekliye ayrılması üzerine, onun yerine heykel atölye*si öğretmenliğini yürüttü. Bu görevi*nin yanı sıra, 1912'de Kız Sanayi-i Ne*fise Mektebi'nin heykel bölümünde de çalıştı. Arkeoloji Müzesi'nin ünlü ya*pıtlarından İskender Lahdi'nin onarı*mında, Oskan Efendi'ye yardım etti, 1933'te de Akademi'deki görevinden emekli oldu.

Devamını oku...
 
Jean Arp

Fransız heykelcisi ve ozanı (Strasbourg, 1887-Basel, 1966). Strasbourg Uygulamalı Sanatlar Okulu'nda ve **imar Güzel Sa*natlar Okulu'nda öğrenim gören Jean Arp, çağdaş resme ve şiire tutkuyla bağlandı. 1911'de, Matisse ile Picasso'nun tablolarının da yer aldığı bir sergiye katıldı. Kandinsky ve Delaunay'le, Birinci Dünya sava*şından önce de Max Ernst, Modigliani ve Apollinaire'le dostluk kurdu. Savaşa karşı olduğundan İsviçre'ye geçti ve 1915' te Sophie Taeuber'le tanışarak evlendi. Kuruluşundan başlayarak dadacılığın etkinlikleri*ne katıldı. Kolajlar ve duvar halıları yaptı; şiirler yazdı; 1917'de heykel*ciliğe yöneldi. 1925'te Meudon'a yerleştikten sonra, kesilip üst üste konmuş çokrenkli ya da tekrenkli ağaç ya da karton panolardan oluşan ilk "kabartmalar"nıı yaptı, jean Arp'ın, dadacı akıma uyduğu bu dönemden kalma yapıtları ara*sında Fleur-marteau (1917), As***t-te-nombril et fourchettes (1923) ve Horloge (Duvar Saati, 1924) sayıla*bilir.

Devamını oku...
 
Kuzgun Acar

İstanbul Sultanahmet Ticaret Lisesi' ni bitirdikten sonra İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nin Heykel Bölümü'ne giren (1948) Kuzgun Acar, Rudolf Belling'in atölyesinde çalış*maya başladı. 1950'de Ali Hadi Bara'nın atölyesine geçti. Hadi Bara o yıllarda, anıt heykelciliğiyle başlamış olan figür çalışmalarını bıraka*rak soyut denemelere girişmişti. Kuzgun Acar, biraz da hocasının yönlendirici katkısıyla, öğrenciliği*nin son yıllarında soyut heykele tut*ku ölçüsünde bağlandı. 1953'te Akademi'yi bitirdikten sonra bu tutku*sunu yaşamı boyunca, soyut heyke*lin araştırmaya, yenilenmeye açık olanakları çevresinde geliştirdi.Herhangi bir kuruma ya da kuruluşa bağlanmak yerine serbest olmayı, yaratıcı özgürlüğüni sınırsızca kullanmayı yeğledi.

Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 - 2

Facebook Sayfamız

Mesleki ve Teknik Eğitim

Mesleki ve Teknik Eğitim
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün472
mod_vvisit_counterDün3279
mod_vvisit_counterBu Hafta3751
mod_vvisit_counterBu Ay51429
mod_vvisit_counterToplam6360296

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 93 ziyaretçi çevrimiçi

[+]
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • blue color
  • green color
Ödev