TalebeDunyasi.Com | Öğrenci Ödev Portalı

Anasayfa Site Haritası Eğitim Haberleri Ara
 
Hanlıklar
İtil (Volga) Bulgar Hanlığı

Bir kısım araştırıcılar Mısır'dakiler haricinde kurulan ilk Müslüman Türk devletinin Karahanlılar olduğunu ileri sürerken bir kısım araştırıcılar da İtil Bulgar Hanlığı'nın ilk Müslüman Türk devleti olduğunu kabul etmektedirler. Bulgarların Türk asıllı oldukları son yapılan araştırmalarla kesinlik kazanmıştır. Bulgarların Güney-Rusya bozkırlarına Hun dalgalarından biriyle ulaşmış oldukları anlaşılıyor.

Bunlar 481 yılında Bizans İmparatoru Zenon (474-475, 476-491)a Gotlar'a karşı yaptıkları savaşta yardım etmişlerdi. Daha sonra Hun kütleleriyle karışan ilk Bulgar birliğinde On-ogurların çoğunlukta oldukları anlaşılıyor. Bu sırada Bulgar ülkesinin merkezi Kafkasya'daki Kuban nehri ve Azak Denizi havalisindeki bozkırlar idi.

Bulgarlar önceleri Göktürk Kağanlığı'nın idaresi altında yaşıyorlardı. Ancak 630'da Göktürk Kağanlığı'nın fetret devrine girmesi üzerine Bulgarlar "Büyük Bulgarya" Devleti'ni kurdular. Fakat bu devlet uzun ömürlü olmamış, 665'den sonra komşu Hazar Hakanlığı tarafından parçalanmıştı. Bu parçalanmadan sonra Asparuh idaresindeki kalabalık Bulgar kütleleri Tuna'ya doğru yönelmiş ve Balkanlara girerek (668 veya 671), Tuna Bulgarları Devletini kurmuştur (681). Tuna Bulgarları zamanla Slavlar ile karıştılar ve Boris Han'ın 864'te Ortodoksluğu resmen kabulüyle de Hristiyan oldular.

Devamını oku...
 
Peçenekler, Uzlar ve Kuman-Kıpçaklar

Peçenekler, Büyük Göktürk Hakanlığına bağlı kavimlerden biriydi. Onuncu Yüzyıl' da Kuzey Karedeniz bölgesinde yaşıyorlardı. Uzun müddet Ruslar'ın Kiyef Prensliği' yle mücadele ettiler ve 968 yılında Hazar Hakanlığı başkentini zapteden Kiyef Prensi Svyatoslav' ı yenerek öldürdüler. Bu mücadelede Ruslar' a karşı Peçenekler'i tutan Bizans, onlarla dostluk kurmaya çalıştı. Ayrıca kendini tehdid eden Bulgarlar' a karşı Peçenekler' i kullanmayı düşünüyordu.

Peçenekler, daha doğudan gelerek kendilerini sıkıştıran Uz (Oğuz) Türkleri yüzünden ülkelerini bırakıp Orta Avrupa' ya dağılmaya başladılar.

On birinci yüzyıl başlarında Peçenekler, Balkanlar üzerine sarkmaya başlamışlardı. Fakat Bizans bu akınları durdurabilmek için Peçenek beyleri arasına nifak soktu. Birbirine düşen Peçenekler, bir defasında zayıf kuvvetlerden meydana gelen Bizans ordusuna karşı ağır bir yenilgiye uğradılar. Bizans bunların savaşçı güçlerini bildiği için onlardan kendi güney sınırında faydalanmak istedi ve Peçenekler'i Selçuklulara karşı çıkarmayı denedi. Peçenekler bu teklifleri geri çevirdiler; Bizans ordusuna girmiş olan Peçenek birlikleri ise Malazgirt Savaşı'nda kendi soydaşlarının safına geçtiler. Doğu Avrupa' da kalan Peçenekler ise 1080 yılından sonra tekrar toparlandılar, yanlarına Macar ve Kumanlar' ı da alarak Bizans' ı birkaç defa mağlub ettiler. 1090 yılında Çekmece' ye kadar bütün Trakya onların hakimiyeti altına girdi. O sırada Çavuldur Oğuzları' nın beyi Çakan, İzmir' i ele geçirmiş, Adalar Denizi' ne hakim olduktan sonra İstanbul' u zaptetmeyi planlamıştı. Bu iş için Peçenekler'in yardımını almak üzere onlarla temasa girmişti. Böylece Bizans bir taraftan da Peçenekler'in baskısı altında kımıldayamaz hale gelmişti.

Devamını oku...
 
Özbek Hanlığı

Özbek Hanlığı (1428-1599)

Altın Ordu Devleti'ne 1312-1340 yılları arasında hükümdar olan Özbek Han'dan dolayı, bu günkü Özbekistan'da yaşayan Türklere "Özbekler" adı verilmiştir. Bölgede İslamlığı yayan ve kuvvetlendiren Özbek Han olmuştur. Timur'un ölümünden (1405) sonra imparatorluk parçalanmaya başlamıştı. Özbekler, Aral Denizi'nin ve Seyhun Irmağı'nın kuzeyinde dağınık halde idiler. Özbekler 1428'de Sibir şehrinde (bu günkü Tobolsk'un Hemen batısındaki Tura'da ) Ebül Hayr'ı Han ilan ettiler. Ebül Hayr, Batu'nun kardeşi Şiban (Şeyban) soyundan geliyordu. Onun için Özbeklere "Şibanîler, Şeybaniler veya Şibanoğulları" da denir.

Ebül Hayr, 1403-1431'de Harezm'i, sonra Sırderya kıyısındaki Sığnak, Arkuk, Suzak, Akkurgan, Özkent kalelerini ele geçirdi. Sığnak'ı kendisine merkez yaptı. Isık Göl civarındaki Özkent'e kadar bütün bölgeye hakim oldu.Ülke 1457'de Oyratlar ve Kalmukların saldırısına uğrayınca karışıklıklar çıktı. Bunun üzerine halkın bir kısmı (Kazaklar), Çağatay Hanı Esen Buğa'nın yanına çekildiler. Ve ülkenin doğu bölgesine yerleşerek buradaki Kırgızlarla karşılaştılar. Bunlara daha sonra (Kırgız-Kazaklar) denmiştir.

Devamını oku...
 
Kazan Hanlığı

Kazan Hanlığı (1437-1552)

Altın Ordu Hanlarından Cambek'in 1357'de ölümünden sonra ortaya çıkan taht kavgaları ve Aksak Timur ile Toktamış arasında 1391 ve 1395'lerde cereyan eden savaşlar neticesinde zayıf düşen Kıpçak ilinde, "Kazan Hanlığı", "Astrahan Hanlığı", "Kırım Hanlığı", "Sibir Hanlığı" gibi daha küçük Türk devletleri meydana geldi ve büyük Altın Ordu devleti fiilen sona ermiş oldu.

Kazan Hanlığı, Altın Ordu hükümdarlarından Celaleddin bin Toktamış (1377-1395)'ın oğlu, eski Altın Ordu hükümdarlarından Uluğ Muhammed Han tarafından, İdil (Volga) veya Kama Bulgarları ülkesinde 1437'de kurulmuştur. Uluğ Muhammed Han 1419-1424 ve 1427-1436 yıllarında Altın Ordu hükümdarı olarak Saray'da bulundu, fakat tahtını Küçük Muhammed'e kaptırarak Kırım'a gitti, orada da tutunamayınca Bulgar ülkesine gelerek Kazan Hanlığı'nı kurdu (1437-1445). Bu devletin esas kısmı, 43°-59° doğu boylamı ve 52°-59° kuzey enlemi arasında bulunuyor ve aşağı yukarı bugünkü Tataristan-Başkurdistan ve Çuvaşistan Cumhuriyetleri ile Vot (Udmurt), Mari (Çirmiş) muhtar ülkelerini, eski Simbir, Penza, Perm, Vyatka, Nijni-Novgorod, Şamar, Sarı-Tav (Saratov), Sarı-Tin (Tsaritsin), Tambov ve Ryazan vilayetlerinin bazı kısımlarını içine alıyordu. Kazan Hanlığı'nın güneyinde Astrahan Hanlığı, kuzeyinde Fin kavimlerinin oturduğu ülkeler, doğusunda ve güneydoğusunda Nogay Hanlığı, kuzeydoğusunda Sibir Hanlığı, batısında Moskova Beyliği, güneybatısında Kırım Hanlığı bulunuyordu. Ahalisinin esas kısmını, başta Bulgarlar olmak üzere eskiden beri yerleşik hayat süren Türk kavimleri ile doğudan zaman zaman buraya göç eden Kıpçak, Uz, Peçenek gibi Türk boyları ve Islav kavimlerinin yayılmasına karşı onlarla kader birliği yapmış olan Mordva, Çirmiş, Ar v.b. gibi Fin boyları teşkil ediyordu.

Devamını oku...
 
Kırım Hanlığı

Kırım Hanlığı, Kırım Altın-Ordu imparatorluğu içinde mümtaz bir bölge teşkil etmekte idi. XIII. asır sonlarına doğru Nogay, Altın-Ordu hanına karşı Karadeniz şimalindeki stepler ile Kırım'ı müstakilen elinde tutuyor ve Balkanlar ile Bizans üzerinde siyasî üstünlüğünü ve himayesini kurmağa çalışıyordu. Nogay'ın bertaraf edilmesinden sonra da (1300), Kırım geniş salahiyetli valiler idaresinde mümtaz durumunu muhafaza etti (bk. îbn Battuta, Seyahatname, tür. yer.). Kırım'da oturan beyler yarımada dışındaki steplerde dolaşan kalabalık muharip kabîlelere dayanmakta idiler ve Cenevizliler ile ihtilafları eksik olmuyordu.

XIV. asrın ikinci yarısında Altın - Ordu'da hüküm süren taht kavgaları sırasında, Kırım rakip beylerin ve hanların sığındıkları başlıca bir bölge halini aldı. 1380'de Mamay, Toktamış Han'a yenilince, Kırım'a kaçtı. Aynı suretle İdikü (Edike) Toktamış'a karşı mücadelesinde Kırım'ı üs olarak kullanıyordu. Bu suretle Kırım parçalanmakta olan Altın - Ordu hanlığı içinde müstakil bir siyasî varlığa namzet görünüyordu. Cengiz Han soyundan prensler, bu bölgeye dayanarak, hanlıklarını ilan etmekte ve sonra Volga üzerinde merkezi ele geçirmeğe çalışmakta idiler. Toktamış Han bunlardan biridir. 1394/1385e doğru, Toktamış gibi, Cuci'nin küçük oğlu Tokay Timur soyundan olan Baş-Timur Kırım'da sikkeye kendi adını da koyarak, hakimiyet iddiasında bulundu. Kırım onun atalarının yurtluğu idi . Onun oğulları rakiplere (Ulug Muhammed ve Edike) karşı mücadelelerden sonra nihayet Kırım'da ayrı bir hanlık kurmağa muvaffak oldular.

Devamını oku...
 
Kasım Hanlığı

Kasım Hanlığı (1445-1552)

Kazan Hanlığı'nın kurucusu Uluğ Muhammed Han'ın oğlu Kasım tarafından 1445 yılında kurularak 1681'e kadar sürmüş olan "Kasım Hanlığı", doğu Avrupa'daki Türk devletleri ile Slavlar arasındaki mücadelenin değişik ve karışık bir safhasını teşkil eder.

Uluğ Muhammed Han, 1445 tarihli son Rus seferinde Vladimir'e kadar ilerlemiş ve 7 Haziran günü yapılan Suzdal meydan muharebesinde büyük bir zafer kazanarak Moskova çarı Vasiliy'i esir almıştı. Vasiliy, ileri sürülen bütün barış şartlarını kabul edince serbest bırakılmıştır. Sulh şartlarına göre, harp tazminatından başka, Moskova, Altın Ordu'ya karşı olan mükellefiyetlerini şimdi Kazan'a karşı ifâ edecekti. Sulh şartlarının yerine getirilmesini kontrol etmek üzere gerek Moskova'da ve gerek Rus vilâyet merkezlerinde birçok Kazanlı memur yerleştirilmiştir.

Bu anlaşmanın diğer bir mühim maddesi de, Moskova'nın nüfuzu altında bulunan Oka nehri üzerinde kurulan Kasım şehri merkez olmak ve civarındaki bölgeyi içine almak üzere "Kasım Hanlığı"nın kurulması olmuştur. Bu hanlığın kurulması ile Uluğ Muhammed, kendi oğlu Kasım idaresinde Moskova Knezliğinin iç durumunu kontrol altında bulundurmak ve gerektiğinde derhal müdahale etmek imkânına sahip oluyordu. Buradaki askerî kuvvetlerin masrafı birçok Rus şehirlerinin gelirlerinden karşılanacak, Moskova hazinesinden de her yıl para ödenecekti.

Devamını oku...
 
Astrahan Hanlığı (1466-1577)

Astrahan Hanlığı, İtil (Volga) Nehri'nin Hazar Denizi'ne döküldüğü yerde, Astrahan şehrinde kurulmuştur (1466). Astrahan şehrinin asıl adı Hacı Tarhan idi. Altın Ordu hanlarından Küçük Muhammed'in torunu Kasım Han tarafından kurulan bu hanlık ancak 91 yıl bağımsız kalabildi.

Astrahan mıntıkası, Orta Asya ile Güneydoğu Avrupa bozkırları arasında tabiî bir geçit teşkil ettiği için, asırlarca Türk kavimlerinin doğudan batıya doğru giden akınlarına ve bunlar tarafından kurulan birçok devlet teşkilâtlarına sahne olmuştur. Biz burada V. Asırda Bulgarlar'ı, VII-X. Asırda Hazarlar'ı, X. Asırda Peçenekler'i, XI. Asırda Kumanlar'ı buluyor ve nihayet XIII. Asırdan itibaren, Moğollar'ın rehberliği altında harekete geçen yeni ve kuvvetli bir dalganın gelmesiyle, Altın Ordu adı altında büyük bir devletin kurulduğunu görüyoruz.

XV. asrın sonlarına doğru, merkezî kuvvetin zayıflaması ile, dağılmak mecburiyetinde kalan Altın Ordu devleti sahasında, Kazan, Kırım hanlıkları ile Nogay Ordası yanında, payitahtı Astrahan olmak üzere, Küçük Muhammed'in torunu, Mahmûd oğlu Kasım Han tarafından bir de Astrahan Hanlığı tesis edilmiştir (1466). En mühim ticaret yolu üzerinde bulunduğu ve zenginliği yüzünden komşu devletler ile göçebe kabileleri celb ederek, bunların daimî hücumlarına maruz kaldığı için dahilî istikrarını bulamayan bu Türk hanlığı, kuvvetleri ve devamlı bir varlık gösterememiştir. Ahalinin büyük bir kısmının göçebe olup, merkezî hükümetten ziyade, kendi beylerine bağlı kalmaları da, Hanlığın zayıflamasına sebep olmuştur.

Devamını oku...
 
Hîve Hanlığı

Hîve Hanlığı (1512-1920)

Hive Hanlığı, 1512 yılında, Şîbanî ailesinden İl-Bars tarafından kuruldu. Daha önce bu bölgede Harezm 1510'da Özbeklerden Safevîlere geçti. Safevîler merkezlere Şiî valiler yerleştirmişlerdi. Halk bunlara isyan etti ve ayaklanmayı idare eden İl-Bars, Ürgenç şehri merkez olmak üzere bir hanlık kurdu.

İl-Bars, 1525'te vefat etti. Onun soyundan gelen hanlar ülkeyi, Kalmuklara ve Özbeklere karşı korudular. 1619 yılında kuraklığın sebep olduğu ekonomik sıkıntı yüzünden Ürgenç merkez olmaktan çıktı ve Hive şehri başkent oldu.

Çağatay Edebiyatının en güzel örneklerinin verildiği merkezlerden bir Hîve'dir 1643-1663 yılları arasında hüküm süren Hîve hükümdarı Ebül Gazi Bahadır Han, aynı zamanda büyük bir tarihçidir. "Şecere-i Türk"ve "Şecere-i Terakime" adlı eserleri meşhurdur. Bunlar, Türk ve Türkmen tarihi ile ilgili eserlerdir ve Türkolojinin ana kaynakları arasında yer alırlar.

Ebül-Gazi Bahadır Han'ın oğulları zamanında da Hîve bir ilim merkezi olmaya devam etti. Fakat askerî bakımdan güçlü değildi. Nadir Şah zamanında İran'a bağlı kalarak varlığını sürdürdü. 1783'te Rus himayesini kabul etmek zorunda kaldı.

Devamını oku...
 
Sibir Hanlığı

İrtiş boyu, I. yüzyıldan beri çeşitli Türk-Kıpçak boylarının yaşadıkları bir saha idi. Sibir'in doğu kısmında hâkimiyet süren İnal adlı bir Kırgız hanı, Çingiz'e tabi olduktan sonra, burası Moğol İmparatorluğu'nun bir parçası haline geldi, sonraları ise Coçi (Cuci) Ulusu'na ve dolayısıyla Altın-Ordu'ya bağlandı.

Altın-Ordu'nun parçalanmasından sonra kurulan (batı) Sibir (Sibirya) Hanlığı'nın bilinen ilk hükümdarı, Mamık oğlu Taybuğa'dır. Çingiz ona, İrtiş, Tobul, İşim ve Tura ırmakları boyunu verdi; bu hanlığın merkezi, bugünkü Tümen şehri (veya ona yakın bir yer) olsa gerektir; o zamanki adı "Çinki" (veya Çimki)-Tura idi. Sonraları buraya sadece "Tura" denmiştir.

Taybuga'dan sonra oğlu Hoca Han sonra da onun oğlu Mar Han tahta çıkmıştır. Kazan Hanlığı'na bağlı küçük bir beyliğin başında bulunan Opak'ın kız kardeşi ile evlenen Mar Han, aralarında çıkan mücadelede ölünce, Mar'ın oğulları Opak'ın sarayına alınmış ve Sibirya Hanlığı bunun idaresine geçmiştir. Mar Han'ın torunları Muhammed ile Angış kaçarak dedelerinin memleketini ellerine geçirmişlerdir. Muhammed Han, eski merkezi bırakarak, dana emin bir yer olan, İrtiş nehri üzerindeki (bugünkü Tobolski'nin 17 km. yukarısında) "İsker" (İskir veya Kışlak) şehrini başkent yapmıştır. Bu ailelerin sonuncusu olan Yadigâr'ın saltanatı, Kazan Hanlığı'nın Ruslar tarafından istilâsı zamanına rastlar.

Devamını oku...
 
Buhara Hanlığı

Buhara Hanlığı (1599-1785)

Ruslar 1554'de Astrahan Hanlığı'nı topraklarına kattıkları zaman, hanedan mensubu Yar Muhammed Han, kaçıp Buhara'ya gelmişti. Yar Muhammed'in oğlu Can, Buhara hâkimi olan Şîbanoğullarından İskender'in kızı ile evlendi. Bu evlilikten doğan Bakî Muhammed, Özbek Hanlığı Safevîlere yenilip ortadan kalkınca, 1599'da, kendini Buhara Hanı ilân etti. Böylece kurulan Buhara Hanlığı 185 yıl kadar bağımsız bir devlet olarak varlığını korudu.

Büyük merkezlerden Fergana 1700'e Belh ise 1740'a kadar Buhara hanlığı'na bağlı kaldılar.Bu sırada İran tahtına, Oğuzların Avşar boyundan olan Nadir Şah geçmişti. Bu şah, 1740'ta Maveraünnehir'e girdi. O dönemde Buhara Hanı olan Ebül Faiz, İran'ın hâkimiyetini tanımak zorunda kaldı ve Belh'ten çekildi.Buhara Hanlığı fetihler peşinde koşan bir politika takip etmedi. Sadece varlığını korumaya çalıştı.

Devamını oku...
 
Kaşgar-Tufan (Çağatay) Hanlığı

Onbeşinci yüzyılın başlarında, Doğu Türkistan ve eski Uygur bölgesinde, Çağatay Hanedanı hüküm sürüyordu. Bunlar Müslümanlığı benimsemiş ve Müslüman olmayan Oyrat ve Kalmuklarla savaşmakta, cihad etmekteydiler.

Çağatayların hükümdarı Veyiz Han,1418-1428 yılları arasında bir yandan iktidarı sürdürüyor, bir yandan da sulama kanalları açarak tarımı geliştirmeye çalışıyordu. Kaşgar, Yarkent ve Hotan çevresine tamamen hâkimdi.

Veyis Han 1429'da öldü ve oğulları Esen Buğa ile Yunus Beğ arasında taht kavgası başladı. Emir Doğlat Seyyid Ali, Esen Buğa'yı destekledi ve Esen Buğa tahta çıktı. Bilgin ve edib olan kardeşi Yunus Beğ ise Timuroğulları'ndan Uluğ Beğ'e sığındı.

Devamını oku...
 
Hokand Hanlığı

Hokand Hanlığı (1710-1876)

Şibanoğulları'ndan olan Şahruh, 1710 yılında, Fergana'da bir hanlık kurdu. Bu hanlığın merkezi Hokand idi. Fergana, Özbekler zamanında Maveraünnehir'e bağlı kalmıştı. Daha sonra peygamber soyundan geldiklerini iddia eden ve Hoca denen Seyyîdler tarafından idare edilmişti.

Şibanoğulları'ndan Şahruh'un kurduğu hanlık 1758'de kısa bir süre Çin hâkimiyetini tanımak zorunda kaldı 19. yüzyılın ilk yarısında Alim, Muhammed ve Mehmed Ali Han'lar zamanında hanlığın sınırları. Taşkent ve Yesi şehirlerini içine alıyor Balkaş Gölü'ne kadar uzanıyordu.

Hokand Hanlığı, tıpkı Buhara Hanlığı gibi 1868'de Rus himayesini kabul etmek zorunda bırakıldı. 1876'dan itibaren de tamamen Rus hâkimiyetine alınarak ortadan kaldırıldı.

 

 

 


Facebook Sayfamız

Mesleki ve Teknik Eğitim

Mesleki ve Teknik Eğitim
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün554
mod_vvisit_counterDün1931
mod_vvisit_counterBu Hafta11773
mod_vvisit_counterBu Ay33483
mod_vvisit_counterToplam6490380

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 40 ziyaretçi çevrimiçi

[+]
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • blue color
  • green color
Ödev