TalebeDunyasi.Com | Öğrenci Ödev Portalı

Anasayfa Site Haritası Eğitim Haberleri Ara
 
9.Sınıf Ders Notları
Türkiye'nin Karst Topoğrafyası

Karst topoğrafyası,karbondioksitli suların başta kireçtaşı olmak üzere jips,kaya tuzu ve kalker gibi eriyebilen kayaları eritmesi ile oluşmaktadır. Esas itibariyle, karst topoğrafyası, kireçtaşı veya kalkerlerin erimesi ve suda eriyik halde bulunan kalsiyum bikarbonatın suyun buharlaşması ile tekrar CaCO3 çökelmesi sonucunda meydana gelmektedir.
Karstik Alanların Özellikleri
• Çıplak zeminler geniş yer tutar.
• Toprak erimeler sonucunda oluşan çukurlarda toplanmıştır.
• Karstlaşmış kayaların yüzeyi su bakımından fakirdir.
• Tarım olanakları sınırlıdır.
• Yerleşmeler az ve dağınık topraklara bağlı olarak serpilmiştir.
Akdeniz Bölgesinin batısı,Güney Ege,Kuzeydoğu Anadolu başta olmak üzere ülkemizin beşte biri bu özelliğe sahiptir. Ülkemizde karstik şekillerin yaygın olduğu bölgemiz Akdeniz bölgemizdir. Ayrıca Çankırı,Sivas(Zara), Erzincan yöreleri de karstik yörelerdir. Bunun nedeni buradaki arazinin jips,kalker gibi eriyebilen kayalardan meydana gelmesidir. Antalya ovası karstik bir ovadır. Akdeniz bölgesindeki akarsular yaz mevsiminde Ege'deki akarsulara oranla biraz daha fazla akıma sahiptirler. Bunun nedeni Akdeniz'deki akarsuların kaynak suları ile beslenmesidir.

Devamını oku...
 
Dağlar ve Doğal Ortam

DAĞLAR VE DOĞAL ORTAM

Dağlarda doğa güçlerinin etkileri daha belirgin bir biçimde görülür. Aşınma, suyun, buzun parçalayıcı ve taşıyıcı etkileri hem yükseklik, hem de iklim koşullarının sertliği nedeniyle daha belirgindir. Bununla birlikte pek çok hayvan ve bitki doğa koşullarına uyum göstererek yüksek dağlarda yaşamayı başarmıştır

Büyük Yükseklik Farkları

Yeryüzünü üç büyük yüzey oluşumu biçimlendirir: Eski kıtaların geniş düzlükler ve masadağlar oluşturan kalıntıları, okyanus tabanı ve yerkabuğunu oluşturan levhaların kıyısında yer alan sıradağlar. Dağların özelliklerinin belirlenmesi açısından, kendi çevrelerine göre yükseklikleri deniz düzeyine göre yüksekliklerinden daha önemlidir. Eğer çevreye göre olan yükseklik farkı büyükse (Orta Avrupa’da 1.000 m’den çok) o zaman yüksek dağlardan söz edilir.

Bu tür yükseltilerde dağların bütün özellikleri görülebilir: Duvar biçimindeki çok dik yamaçlar, dar dağ sırtları, sivri doruklar ve çıplak kayalar. Yüksek dağlar genellikle orman bölgesinin üstünde yer alır ve dorukları her zaman karla kaplıdır. Çevresine göre yüksekliği 1.000 m’den az ve deniz düzeyinden yüksekliği de 1.500 m dolayında olan dağlar orta yükseklikte kabul edilir. Bunlar yuvarlak ve ormanlarla kaplı dorukları, daha az eğimli yamaçları ve daha kemerli sırtlarıyla daha “yumuşak” bir görünüm içindedir. Avrupa’daki orta yükseklikteki sıradağlar 1.500 m mutlak yükseklikten başlar.

Devamını oku...
 
Ovalar ve Ovalarımız

OVALAR ve OVALARIMIZ

Ovaların tanımı ve yapısal özellikleri


Akarsularla fazla yarılmamış,düz ya da hafif egimli çukur alan görünümünde yüzey şeklidir.Büyüklüğü birkaç hektardan, yüz binlerce kilometrekareye kadar değişebilen ovalar,çesitli yüksekliklerde yer alabilir.Yükseltisi 2000 metreye çok yaklaşan ya da bu yükseltiyi de aşan yüksek ovalar olduğu gibi, deniz seviyesinden yüksekligi çok az olan ovalarda vardır.

Yükseklik ne olursa olsun,ovalardan geçen akarsuların derin yatakları yoktur,yani ova yüzeyi ile talveg çizgisi arasındaki düzey farkı çok azdır.Bu da ovayı platodan ayıran en belirgin özelliktir.Ova tümüyle düz olduğu gibi,yüzeyi engebeli de olabilir;hatta yer yer üstünde tepeler bulunabilir.Ovalardaki akarsular genellikle ağır akışlıdır ve menderesler çizer ya da birçok kola ayrılarak aralarında adacıklar oluştururlar.Önlem alınmazsa taşkın sırasında yataklarından çıkıp ovaya veya ürünlere zarar verebilirler.

Yeryüzünde toplam kara alanının üçte birinden biraz fazlasını kaplayan ovalar,Antarktika dışında tüm kıtalarda görülür.Geniş coğrafi dağılımları nedeni ile ovaların bitki örtüsü de çeşitlilik gösterir.Ağaç,çalı ve ot kaplı ovalar olduğu gibi,neredeyse çöl görünümünde olanlarda vardır.Kuru ve otsu bitkili ovalara bozkır denir.Çayırlarda bozkırlardakilerden daha kısa ama daha nitelikli ot yetişir.Savanlar ise uzun otsu bitkiler ve seyrek ağaçların bulundugu ovalardır.Irmak havzalarındaki ormanlık ovalara “selva” denir.Ovalar coğrafi konumlarına göre kıyı ovası ve karasal ova adı ile kabaca ikiye ayrılır.Karasal ovalardan biri dağ eteği ovasıdır.Dağların eteğinde yer alan birikinti konilerinin kenarlardan birleşmesiyle olusur.Türkiye’de Bursa ve İnegöl ovalarının güney kenarlarında tipik dağ eteği ovaları vardır.Bu tür ovalarda eğim fazla,yüzey profili hafif dışbükeydir.Düzgün yüzeyleri ve tarıma elverişli toprakları nedeni ile ovalar yüzyıllardan beri başlıca yerleşim merkezleri olmuştur.

Devamını oku...
 
Türkiye'nin Coğrafi Konumu ve Sağladığı Avantajlar

TÜRKİYE'NİN COĞRAFİ KONUMU VE AVANTAJLARI

Türkiye'nin dünya üzerindeki yeri neresidir? sorusu, Türkiye hakkında çok büyük ipuçları vermektedir. Dünya haritasına bakıldığında; Türkiye, Eski Kara Kütleleri adı verilen, Asya-Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirlerine iyice yaklaştıkları bölgede yer alır. Topraklarının büyük çoğunluğu Anadolu yarımadası olarak Asya'da, Trakya yarımadası olarak Avrupa'da bulunmaktadır. Bu nedenle Türkiye, hem Asya ve hem de Avrupa ülkesidir.

Matematik konum olarak Türkiye, baş meridyene (Greenwich) göre 26-45 doğu meridyenleri, ekvatora göre ise 36-42 kuzey paralelleri arasında yer almaktadır. Kuş uçuşu kuzey-güney doğrultusunda 6 enlem farkı vardır ki, bu da yaklaşık 666 km.lik (6x111=666) bir mesafe eder. Doğudan batıya ise, 19 boylam farkı vardır ki, bu da yaklaşık 76 dakikalık (19x4=76) bir zaman farkına eşittir. Baş meridyene göre Doğu, Ekvatora göre ise Kuzey yarı küresinde yer almaktadır. Diğer bir ifadeyle Türkiye, matematik konum itibariyle, hem kuzeyli ve hem de doğulu bir ülkedir.

Devamını oku...
 
Depremler, Terimler Ve Açıklamaları
DEPREM SÖZLÜĞÜ


A
Artcı deprem:
Ana depremin meydana gelmesinden sonra, ana şoku izleyen daha küçük sarsıntılar dizisidir. Ne kadar süre ile devam edecekleri konusunda ise kesin bir şey söylemek mümkün değildir.

Aktif fay: Gelecekte deprem oluşturmaya riski çok yüksek olan fay.

Alüvyon:
Suyun biriktirdiği kil, silt, kum, çakıl, taş ve jeolojik aşınma sonucu ortaya çıkmış diğer malzemeler.

Astenosfer: Litosferin(taşküre) altında bulunan mantonun yumuşak üst bölümü.

B
Benioff Zonu:
Derin deniz hendeklerinden manto içine sarkan eğimli deprem zonu( Hugo Benioff, Amerikalı jeofizikçi).

D
Deprem:
Yerküre içerisindeki kırık(fay) düzlemleri üzerinde biriken biçim değiştirme enerjisinin aniden boşalması sonucunda meydana gelen yerdeğiştirme hareketinden kaynaklanan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzünü sarsması olayına deprem denir.

Deprem dalgası: Deprem anında, blokların ani olarak kayması ile deprem dalgaları üretilir ve bunlar kayaçlar içerisinde odaktan çevreye doğru yayılırlar. Deprem dalgaları P, S ve Yüzey Dalgaları(Love, Rayleigh) olarak üç gruba ayrılır.

E - F
Episantr(Dış Merkez):
Odak noktasına en yakın olan yeryüzündeki noktadır. Burası aynı zamanda depremin en çok hasar yaptığı veya en kuvvetli olarak hissedildiği alandır.

G - H
Hiposantr(İç Merkez):
Yer içerisinde deprem enerjisinin ortaya çıktığı noktadır. Aynı zamanda iç merkez olarak ta isimlendirilir. Aslında odak noktası, bir nokta değil bir alandır ancak uygulamalarda nokta olarak edilmektedir.

I - İ - J
Jeofizik:
Yerkürenin ve onu çevreleyen atmosferi ile uzay ortamındaki gezegenlerin, uyduların ve güneşin fiziksel ve yapısal özelliklerini fizik ve matematik yöntem ve yaklaşımlar kullanarak inceleyen bilim dalına Jeofizik denir(İTÜ Jeofizik Müh.Böl.).Jeofizik bilim dalında kullanılan yöntemler: gravite, manyetik, sismoloji, sismik, elektrik, elektromanyetik, palemonyetizma, radyometrik, jeotermik yöntemler ve kuyu loglarıdır.

Devamını oku...
 
Deprem Hakkında Bilinmesi Gerekenler!!

Dünyada kaydedilen magnitüdü en büyük deprem hangisidir?

1900'den bu yana kaydedilen magnitüdü en büyük deprem, 22 Mayıs 1960'ta Şili'de olmuştur. 5000 kişi yaşamını yitirmiştir.(magnitüd 9.5 Mw).

Yeryüzünde en az sallanan kıta hangisidir?
Depremi en az olan kıta Antartika'dır.

Magnitüd ve şiddet arasındaki fark nedir?
Magnitüd depremin kaynağından açığa çıkan enerjinin bir ölçüsü; şiddet ise depremin yapılar ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür.

Depremin magnitüdü nedir?
Depremin magnitüdü, belli bir zaman diliminde kaydedilen sismogram üzerindeki deprem dalgalarının genliğinin logaritması olarak tanımlanır.

Depremin şiddeti nedir?
Depremin yeryüzündeki etkileri depremin şiddeti olarak tanımlanır. Şiddetin ölçüsü, insanların deprem sırasında uykudan uyanmaları, mobilyaların hareket etmesi, bacaların yıkılması, toplam hasar gibi çeşitli kıstaslar göz önüne alınarak yapılır. Şiddeti tanımlamak için birçok ölçek geliştirilmiştir. Bunlardan en yaygın olarak kullanılanı Değiştirilmiş Mercalli Şiddet Ölçeğidir (Modified Mercalli- MM Intensity Scale). Bu ölçek, Romen rakamları ile belirlenen 12 düzeyden oluşur.Hiçbir matematiksel temeli olmayıp bütünü ile gözlemsel bilgilere dayanır.

Devamını oku...
 
Erozyon ve Erozyonun Zararlaları

TEMA Eğitim CD'si

CD’yi açtığınız zaman karşınıza 8 ana klasör çıkacaktır. Bunlar:

  • 1. TEMA Eğitim Seminer Ders Notları
  • 2. Seminer Ders Notları Saydamları
  • 3. Özetlenmiş Takdimler
  • 4. Çocuklar İçin Erozyon Anlatımı (İlköğretim)
  • 5. Erozyon ve Türkiye’nin Sosyo-ekonomik Gerçekleri
  • 6. Erozyonun Zararları
  • 7. Sivil Toplum Kuruluşlarında Eğitimli Vatandaşların Gücü


Tüm cd içeriğini indirmeden, içindekere göz atmak isteyen arkadaşlar;
Cd Kullanım klavuzunu alttaki linkten edinebilir.

http://rapidshare.com/files/180767106/TEMAErozyonCDkul.kilavuzu.rar

Cd'in tamamını indirmek için linkler
:

http://rapidshare.com/files/179436808/ErezyonlaMucadele.part1.rar
http://rapidshare.com/files/179436734/ErezyonlaMucadele.part2.rar
http://rapidshare.com/files/179436883/ErezyonlaMucadele.part3.rar

 
Ozon Tabakası

OZON TABAKASI

Ozon tabakası, atmosferde yeryüzüne ulaşan güneşin zararlı ışınlarına karşı koruyan kalın bir tabakadır. Son 50 yıl içerisinde bu tabakanın tahrip edilmesi sebebiyle güneşin zararlı ışınları bizlere ulaşabilmekte ve deri kanseri, katarakt gibi sağlık problemlerine sebep olmakta ve bağışıklık sistemini etkilemektedir.

Özellikle hayatın ilk 20 yılında güneşin zararlı etkilerine karşı korunma büyük önem taşımaktadır. Güneşte kalmak zorunda iseniz deri kanseri gibi sağlık problemlerine yakalanma riskini, kendinizi koruma deneyimi kazanarak azaltabilirsiniz.

Ozon tabakasındaki incelme ve deri üzerindeki etkileri;
•Ozon tabakası ve UV radyasyon artışının sebepleri,
•Deri ve UV radyasyonun deri üzerindeki olumsuz sağlık etkileri,
•Güneşin zararlı ışınlarından kaynaklanan diğer olumsuz sağlık etkileri,
•Kendimizi korumak için alınacak tedbirler, başlıkları altında ele alınacaktır.

Devamını oku...
 
İç Güçler ve Etkileri

İç Güçler ve Etkileri

Faaliyetleri için gerekli enerjiyi yerin içinden alan güçlerdir. İç güçlerin oluşturduğu yerşekilleri dış güçler tarafından aşındırılır. İç güçlerin oluşturduğu hareketlerin bütününe tektonik hareket denir. Bunlar;
1. Orojenez
2. Epirojenez
3. Volkanizma
4. Depremler’dir.

UYARI : İç kuvvetler gerekli olan enerjiyi mantodan alır. Deniz tabanı yayılmaları, kıta kaymaları, kıta yaylanmaları, dağ oluşumu ve tektonik depremler mantodaki hareketlerden kaynaklanır.

Orojenez (Dağ Oluşumu)

Jeosenklinallerde biriken tortul tabakaların kıvrılma ve kırılma hareketleriyle yükselmesi olayına dağ oluşumu ya da orojenez denir. Kıvrım hareketleri sırasında yükselen bölümlere antiklinal, çöken bölümlere ise senklinal adı verilir. Antiklinaller kıvrım dağlarını, senklinaller ise çöküntü alanlarını oluşturur.

Devamını oku...
 
EROZYON NEDİR?

Erozyon (toprak aşınımı), toprağın aşınmasını önleyen bitki örtüsünün yokedilmesi sonucu koruyucu örtüden yoksun kalan toprağın su ve rüzgarın etkisiyle aşınması ve taşınması olayıdır. Erozyonun başlıca nedeni, toprağı koruyan bitki örtüsünün yokolmasıdır. Arazi eğimi, toprak yapısı, yıllık yağış miktarı, iklim faktörleri, bitki örtüsü, toprak ve bitkiye yapılan çeşitli müdahaleler, erozyonun şiddetini belirleyen öğelerdir.

TEMA'nın erozyonla mücadeleye bu kadar önem vermesinin altında, erozyonun ülkemizin yaşam koşullarını olumsuz etkileyecek kadar büyük bir tehlike olması yatmaktadır. Erozyon, Türkiye'nin gıda açısından kendine yeterli bir ülke olmasını tehlikeye düşürmektedir. Ülkemizin topraklarının % 73'ü şiddetli erozyon tehlikesine maruzdur. Rüzgar ve yağmur, verimli toprakları sürükleyerek, baraj göllerine, akarsu yataklarına ve denizlere taşımaktadır. Ülke yüzeyinden bir yılda kaybedilen toprak miktarı yaklaşık 1.4 milyar tondur. Sadece tarım alanlarından kaybedilen verimli toprak miktarı ise yaklaşık 500 milyon ton/yıl'dır. Bu topraklarla birlikte mineral ve organik madde de kaybedilmektedir. Türkiye'nin kimyevi gübrelere ayırdığı yıllık kaynağın 4.5 trilyon lira olduğu düşünülürse, ekonomik kaybın büyüklüğü daha net anlaşılabilir. Erozyonla kaybedilen bir başka değer ise sudur. Kaybolan toprak yüzünden her yıl yaklaşık 50 milyar m3 yağış depolanamamaktadır.

Devamını oku...
 
AKARSULARDA AŞINDIRMA

1) Kimyasal aşındırma: Akarsuyun geçtiği yerlerdeki kolay eriyebilen kayaları eriterek beraberinde taşıması olayıdır.
2) Mekanik aşındırma: Akarsuların aşındırması daha çok mekanik yolla gerçekleşir.

Mekanik Aşındırmada Etkili Olan Faktörler
a) Akarsu yatak eğimi,
 b)Akarsuyun akımı,
c) Akarsuyun akış hızı,
d) Akarsuyun yük miktarı,
e) Akarsuyu yatağı çevresindeki bitki örtüsü,
f) Akarsu yatağındaki kayaların özelliği,

• Akarsular aşındırma faaliyetini daha çok ağızdan kaynağa doğru geri aşındırma şeklinde gerçekleştirir.
• Denize dökülen bir akarsu yatağını en son deniz seviyesine kadar aşındırır. Buna taban seviyesi (genel kaide seviyesi) denir. Göle dökülen akarsu da yatağını en son göl seviyesine kadar yapar. Buna da yerel kaide seviyesi denir.

Denge Profili: Akarsuların yatağını ağızdan kaynağa doğru geri aşındırarak düzleştirmesiyle oluşan iç bükey eğriye denir. Türkiye akarsuları denge profiline ulaşmamışlardır.
Sebebi: Türkiye’nin bugünkü yer şekillerinin yakın bir dönemde oluşmuş olmasıdır.

Devamını oku...
 
21 Aralık Tarihi ve Özellikleri

a. Kuzey Yarım Küre

Güneş ışınları Yengeç Dönencesi’ne 43°06' lık açı ile gelir.

Kış mevsiminin başlangıcıdır.

En uzun gece, en kısa gündüz yaşanır.

Yengeç Dönencesi’nden kuzeye gidildikçe gece süresi uzar, gündüz süresi kısalır.

Bu tarihten itibaren geceler kısalmaya, gündüzler uzamaya başlar. Fakat 21 Mart tarihine kadar, geceler gündüzlerden uzundur.

Aydınlanma çemberi Kuzey Kutup Dairesi’ne teğet geçer.

Yengeç Dönencesi’nin kuzeyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dar açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları büyümeye başlar.

Yengeç Dönencesi’nin kuzeyinde en uzun gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları kısalmaya başlar.

Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 - 2

Facebook Sayfamız

Mesleki ve Teknik Eğitim

Mesleki ve Teknik Eğitim
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün395
mod_vvisit_counterDün3279
mod_vvisit_counterBu Hafta3674
mod_vvisit_counterBu Ay51352
mod_vvisit_counterToplam6360219

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 24 ziyaretçi çevrimiçi

[+]
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • blue color
  • green color
Ödev