TalebeDunyasi.Com | Öğrenci Ödev Portalı

Anasayfa Site Haritası Eğitim Haberleri Ara
 
11.Sınıf Ders Notları
Tanzimat Edebiyatı

Tanzimat Edebiyatının Genel Özellikleri

Tanzimat Edebiyatı, bir kültür ve siyasi hareketin sonucu olarak ortaya çıkmış bir edebi akımdır. 3 Kasım 1839′da Reşit Paşa tarafından ilan edilen ve Gülhane Hattı Hümayunu da denilen yenileşme beratının yürürlüğe konmuş olmasından doğmuştur. Bu olay daha sonraları Tanzimat Fermanı olarak adlandırılacak,gerek siyasi alanda gerek edebi ve gerekse toplumsal hayatta batıya yönelmenin resmi bir belgesi sayılacaktır. Edebiyat Tarihçilerimizde 1839 yılını Tanzimat edebiyatının başlangıcı olarak kabul edeceklerdir.

Devamını oku...
 
Servit-i Fünun

Servet-i Fünun Döneminin Genel Özellikleri

1) ‘Sanat için sanat’ ilkesine beğlıdırlar.
2) Cümlenin dize ya da beyitte tamamlanması kuralını yıkmışlar ve cümleyi özgürlüğüne kavuşturmuşlardır. Beyitin cümle üzerindeki egemenliğine son verirler. Cümle istediği yerde bitebilir.
3) Servet-i Fünuncular aruz ölçüsünü kullanırlar. Ancak aruzun dizeler üzerindeki egemenliğini de yıkarak, bir şiirde birden çok kalıba yer vermişlerdir.
4) Onlar ‘her şey şiirin konusu olabilir’ görüşünü benimsemişler; fakat dönemin siayasal baskıları nedeniyle aşk, doğa, aile hayatı ve gün****k yaşamın basit konularına eğilmişlerdir.
5) Şiirde ilk defa bu dönemde konu bütünlüğü sağlanmıştır.
6) ‘Sanatkârâne üslup’ ve yeni bir ‘vokabüler’ (sözvarlığı) yaratma kaygısıyla oldukça ağır bir dil kullanmışlardır.
7) ‘Kafiye kulak içindir’ görüşünü benimserler.
8) Şiirde üç değişik biçim kullanmışlardır.
a) Batı’dan aldıkları ’sone’ ve ‘terza-rima’

Devamını oku...
 
Fecr-i Ati

Fecr-i Ati Döneminin Genel Özellikleri

1. 20 Mart 1909′da Hilal Matbaası’nda toplanan Şahabettin Süleyman,Yakup Kadri, Refik Halit, Cemil Süleyman, Köprülüzade Mehmet Faut, Tahsin Nahit, Emin Bülent, Ali Süha, Faik Ali ve Müfit Ratib gibi yeni bir hareket başlatmayı planlar. Ahmet Haşim de bu harekete katılır. Böylece Fecr-i Ati Encümen-i Edebisi Beyannamesi, 24 Şubat 1910′da yayımlanır. Fecr-i Ati edebiyatı, II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Servet-i Fünûn dergisinde yayımlanan bir bildiriyle başlar.
2. Edebiyatımızda ilk edebi bildiriyi (beyannameyi) yayımlayan topluluktur.
3. Edebiyatımızda ilk edebî topluluktur.
4. Servet-i Fünûn edebiyatına tepki olarak doğmuştur.
5. ‘Sanat şahsi ve muhteremdir.’ (Sanat kişisel ve saygıya değerdir) görüşüne bağlıdırlar.
6. ‘Edebiyat ciddi ve önemli bir iştir, bunun halka anlatılması lazımdır.’ görüşüne sahiptirler
7. Batıdaki benzerleri gibi dil, edebiyat ve sanatın gelişmesine, ilerlemesine hizmet etmek; gençleri bir araya getirmek; seviyeli fikir münakaşalarıyla halkı aydınlatmak; değerli ve önemli yabancı eserleri Türkçeye kazandırmak; Batıdaki benzer topuluklarla temas kurmak, böylece Türk edebiyatını Batı edebiyatına yaklaştırmak, Batı edebiyatını Türk edebiyatına tanıtmak amacındadırlar.
8. Servet-i Fünûn’a bir tepki olarak ortaya çıkmasına rağmen, şiir sahasında bu edebiyatın özelliklerini sürdürürler.
9. Şiirlerinde işledikleri başlıca temalar tabiat ve aşktır.
10. Tabiat tasvirleri gerçekten uzak ve subjektiftir.
11. Dil bakımından Servet-i Fünûn’un devamıdır. Arapca ve Farsça kelime ve tamlamalarla dolu, günlük dilden uzak ve kapalı bir şiir dili oluşturmuşlardır.

Devamını oku...
 
Tanzimat şiirinin özellikleri
Tanzimat Şiiri

Konulardaki büyük değişikliğe karşın, Tanzimat şiiri teknik bakımdan Divan şiirinden çok ayrılamamıştır. Hece ölçüsüne verilen yer artmış da olsa daha çok aruz kullanılmıştır. Yeni nazım biçimlerinin yanında Divan nazmının özellikle gazel, terkib-i bent, kıta biçimleri ve edebi sanatları da görülmektedir.

Tanzimat dönemi şairleri dili yalınlaştırmaya çalışmış, konuşma dili ve anlatımına yönelmişlerdir. Biçim bakımından olduğu kadar, konu bakımından da eski şiirden uzaklaşmaya çalışmışlardır. Özellikle Tanzimat'ın Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa'dan oluşan ilk kuşağının şiirlerinde uygarlık, hak, adalet, yasa, özgürlük, vatan gibi toplumsal konular ağır basar. İkinci kuşağın Recaizade Ekrem, Abdülhak Hamit gibi önde gelen şairleri ise Tanrı, madde, ruh gibi fizik ötesi konulara yönelerek bu konuları ikinci plana atmışlardır.

Devamını oku...
 
Tanzimat Döneminde Hikaye ve Roman

Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman

  • Divan edebiyatının Leylâ ve Mecnun, Yusuf u Züleyha, Hüsrev-ü Şirin mesnevileri; Halk edebiyatının Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre, Arzu ile Kamber v.b. hikâyeleri Batılı romanı karşılamakta idi.
  • Edebiyatımızda roman 1860'tan sonra başlar. Önce Fransız romanından çevrilen örnekleri kısa bir süre sonra yerli romanlar izler.
  • Edebiyatımızdaki ilk çeviri roman Tercüme-i Telemak'tır. Bu eseri Yusuf Kamil Paşa, Fransızcadan çevirmiştir.
  • İlk yerli roman ve hikâye örnekleri 1870'ten sonra yayımlandı.
  • Ahmet Mithat'ın Letaif-i Rivayet (1870) başlığı altında yayımlanan öykülerini, Şemsettin Sami'nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat ve Namık Kemal'in İntibah romanları izledi. Bu eserler ahlâki bir anlayışla yazılmış olup romantizm akımının etkisindedir. Dil, anlatım ve teknik bakımından yetersizdirler.
Devamını oku...
 
Tanzimat Dönemi Türk Tiyatrosu

Tanzimat Dönemi Türk Tiyatrosunun Genel Özellikleri

-Tanzimat edebiyatı ile edebiyatımıza giren tiyatro, tıpkı Tanzimat romanında olduğu gibi tarihi ve sosyal konuları işlemiştir.

-Bu dönem tiyatro çalışmaları telif, tercüme ve adaptasyon olmak üzere üç gurupta toplanabilir.

-Daha ziyade komedi türünde eserler yazılmış ve oynanmıştır.

-Tiyatro eserlerinde üç birlik kuralına uyulur. Ancak Tanzimat'ın ikinci döneminde Abdülhak Hamit'in tiyatroları bu yargının dışındadır.

-Tiyatro eserlerinde iyiler çok iyi, kötüler çok kötüdür. Eserler, öğütle biter. İyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır.

-Bu dönem tiyatrosu Batı tiyatrosunun etkisi altındadır. Özellikle Shakespeare ve Moliere, tiyatro yazarlarımızın taklit ettikleri büyük ustalardır.

Devamını oku...
 
Tanzimat Döneminde Eleştiri ve Genel Özellikleri

Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatında Edebi Tenkit (Eleştiri)

  • 1860'tan sonra batı kültürünün etkisinde kalan ve Türk edebiyatını yenileştirmeye çalışan yazar ve şairler, Divân edebiyatının etkisiz hale getirilmesi düşüncesinde birleşirler. Tanzimat edebiyatının ilk dönemindeki tenkitler Divân edebiyatının esasları ve özellikleri üzerinde toplanır. Ziya Paşa ile Namık Kemal bu tenkitlere öncülük eder.
  • Ziya Paşa, Hürriyet gazetesinde çıkan "Şiir ve İnşa" (1868) makalesinde Divân edebiyatına hücum eder. Asıl Türk edebiyatının Halk edebiyatı olduğunu iddia eder. "Gayrı milli ve suni" olmakla suçladığı Divân edebiyatını 1874'te "Hârâbat Mukaddimesi"nde tekrar savunur.
Devamını oku...
 
Klasizm (Sanat akımı)

Klasizm
Kategori : Edebiyat Akımları

Klasizm (Sanat akımı)
17. yüzyılda Fransa'da ortaya çıkan bir edebiyat akımıdır. Bu edebiyat akımı daha çok, şiir ve tiyatroda etkisini göstermiştir. Rönesansın ilanıyla birlikte Avrupa'da günlük yaşamda ve sanatla kültür alanında önemli gelişmeler yaşanmış, kilisenin dini baskısı, sanatın ve sanatçıların üzerinden kalkmaya başlamıştır. Önceki dönemlerde yaşanan iç kargaşalar, 17. yüzyıl Fransa'sında yerini dinginliğe bırakır. Kilise ve derebeyliklerin direnişi iyiden iyiye kırılır. Soylu tabaka da saraya bağlanmayı kabul eder. Böylece siyasi alanda bir düzen, kurallara bağlılık oluşur. Bu düzen, edebiyat alanında da kendini gösterir. Edebiyatın ve dilin kurallarını belirlemek üzere Fransız Akademisi kurulur. Rasyonalizm felsefesi de sanatçıların üzerinde olumlu bir etki meydana getirir.

Yunan ve Latin geleneğine bağlı bir edebiyat akımı olan Klasisizmin estetiği, eski Yunan ve Latin edebiyatı dönemine ait başyapıtlarla oluşturmuş, yeniden doğuş diye adlandırılan Rönesans döneminde gelişmiştir.
Klasizmin kurucusu olarak kabul edilen Boileau: "Aklı seviniz, yapıtlarınız değerini akıldan alsın." sözüyle Klasisizmin felsefesini ortaya koymuştur.

Devamını oku...
 
Romantizm

Romantizm
Kategori : Edebiyat Akımları----18. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan 19. yüzyılda etkisini gösteren bir edebiyat akımıdır. Klasisizme tepki olarak doğan Romantizm, duygu ve hayali ön plana çıkarmıştır.
Klasisizm akımının ortaya koyduğu sağduyu ve akıı ilkesi bilimsel ve sanatsal gelişmeyi hızlandırmıştır. J. J. Rousseau, Montesquieu gibi felsefeciler, katı kurallara bağlı sistemle düşünce yönünden çatışma içine girmiştir. Bu felsefeciler, insan hakları, özgürlük, adalet gibi konuları halkın gündemine sokmayı başarmıştır. Sonunda bu düşünceler meyvesini vermiş ve 1789'da Fransız ihtilali olmuştur. ihtilalden sonra derebeylik ve aristokrasi çökmüş; soyluiara karşı yeni bir yapılanma (burjuva) oluşmuştur. Bu gelişmelerden sonra da yeni duygu, düşünce ve idealleri anlatmayı amaçlayan, sanatın ve sanatçının kurallardan kurtulup özgürleşmesini savunan Romantizm akımı doğmuştur.
Romantizmin en önemli özelliği Klasizme tepki olarak doğuşudur. Klasik öğretinin bütün kurallarıRomantizmle birlikte yıkılmış, Latin ve Yunan edebiyatlarının etkisi iyice zayıflamıştır. Bu akım, Victor Hugo'nun "Hernani" adlı oyunuyla bir edebiyat akımı olarak başarıya ulaşmıştır.

Devamını oku...
 
Aydınlanma Dönemi

Aydınlanma, insanın kendi aklı ve deneyimleri ile geleneksel görüşler ve ön yargılardan kurtulmak ve akla dayanarak, dünyayı kavramak düzenlemeye çalışmaktır. Bu anlamda Aydınlanma Çağı insan aklının bağımsız olması gerektiği düşüncesine dayanır. Öyleyse benimsenmesi gereken tavır inanmak değil, bilmek olmalıdır.

Bu genel belirlemeden anlaşıldığı üzere, burada sorgulanmak istenen insan varlığının anlamı ve bu Dünya'daki yeridir. Nitekim Aydınlanma'nın gelenekselleşmiş bir tanımını veren Kant'a göre Aydınlanma, insanın kendi kusurları sonucu düşmüş olduğu olumsuz durumdan, yine kendi aklını kullanmak suretiyle çıkma çabasıdır. Gerçekte insan içinde bulunduğu olumsuz duruma aklın kendisi yüzünden değil, ama onu gerektiği gibi kullanmayı bilmemesi yüzünden düşmüştür. Bu yönüyle Aydınlanma'nın, Ortaçağ düşüncesine ve yaşam anlayışına karşıt bir dünya görüşü olarak ortaya çıktığı görülmektedir.

Aydınlanma'nın temel özelliklerinden birisi de, doğa ile akıl arasında bir uygunluk olduğunu ve akılsal yapıda olan bu doğayı aklın rahatlıkla kavrayabileceğidir.

a. Doğa ve Bilgi Felsefesi

Bu dönemde bilginin doğasına ilişkin tartışmalar yoğunlaşmış ve Tümevarım Yöntemi Hume tarafından sorgulanmıştır. Fransız ansiklopedistlerinden D'Alembert ve Diderot gibi araştırmacılar Rönesans'tan bu yana üretilen yeni bilimsel bilgi birikimini, Ansiklopedi adlı yapıtta bir araya getirmeye çalışmışlardır.

b. Matematik

Bu dönemde Euler ve Lagrange integral ve diferansiyel hesabına ilişkin on yedinci yüzyılda başlayan çalışmaları sürdürmüş ve bu çalışmaların gök mekaniğine uygulanması sonucunda fizik ve astronomi alanlarında büyük bir atılım gerçekleştirilmiştir. Mesela Lagrange, Üç Cisim Problemi'nin ilk özel çözümlerini vermiştir.

Devamını oku...
 


Facebook Sayfamız

Mesleki ve Teknik Eğitim

Mesleki ve Teknik Eğitim
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün833
mod_vvisit_counterDün2524
mod_vvisit_counterBu Hafta8549
mod_vvisit_counterBu Ay35881
mod_vvisit_counterToplam6227114

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 68 ziyaretçi çevrimiçi

[+]
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • blue color
  • green color
Ödev