TalebeDunyasi.Com | Öğrenci Ödev Portalı

Anasayfa Eğitim Haberleri Ara Site Haritası
 
Anasayfa arrow 11. Sınıf Konu Anlatımı
11. Sınıf Konu Anlatımı
II. Meşrutiyet Dönemi

I.Meşrutiyet'in kaldırılmasından sonra II.Abdülhamit içte ve dışta meydana gelen olumsuz gelişmelerin de etkisiyle, katı bir yönetim sergilemeye başlamıştı.  Meşrutiyet taraftarları da buna karşılık  muhalefetlerinin dozunu artırmışlardı. Osmanlılık fikrinin temsilcisi olan Sadrazam Midhat Paşa 1881'de ölüm cezasına çarptırılmış, sonra affedilerek,  Arabistan'a sürgüne gönderilmiş ve 1883'te öldürülmüştü.  Ali Suavi, Ziya Paşa ve Namık Kemal gibi kişiler de sultan tarafından bertaraf edilmişlerdi. Ancak devletin içinde bulunduğu güç durum onların başlattığı muhalefetin güçlenerek büyümesine zemin hazırlamaktaydı. Balkanlardaki çalkantıların yanı sıra Osmanlı Devleti iktisadî açıdan da çok zor durumda idi. Devlet iç ve dış borçlarını kapatabilmek için batılıların elindeki Osmanlı Bankası ile malî bir anlaşma imzalamak zorunda kalmıştı (1879 ve 1881). Buna göre banka mali yardımları karşılığında, devletin bazı gelirlerini devralıyordu. İngiliz ve Fransızların kontrolünde bu maksatla kurulan Düyun-ı Umumîye İdaresi Osmanlı ülkesini âdeta bir sömürge hâline getirecektir.

Devamını oku...
 
Trablusgarp Savaşı (1911-1912)

2. Meşrutiyet’in ilanından sonra, Osmanlı Devleti ile yabancı devletler arasındaki ilişkilerde meydana gelen gelişmeler içerisinde savaşla sonuçlanan ilk büyük olay,Osmanlı-İtalya savaşı oldu. Bu savaş, her şeyden önce İtalya’nın sömürgecilik politikasının ve Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu bunalımların bir sonucuydu.

 
İtalya, 19. Yüzyılın ikinci yarısında Almanya gibi siyasal birliğini kurarak güçlü bir devlet durumuna gelmişti. Dünya üzerindeki zengin sömürgeler güçlü emperyalist devletlerce paylaşıldığından İtalya ancak zayıf devletlerin elindeki toprak parçalarını alarak hedefine ulaşabilirdi. Ülkesine çok yakın olan Trablusgarp Osmanlı Devleti’nin Afrika’da kalan son toprağı idi. Trablusgarp yoluyla Afrika’nın ortalarına kadar inebileceğini hesaplayan İtalya, Rusya ile yaptığı Racconigi (1909) anlaşmasıyla onunda desteğini sağlamıştı. İtalya Rusya’dan başka diğer devletlerin de desteğini sağlamıştı.
Devamını oku...
 
Balkan Savaşları
 
RUMELİ KAVRAMI
 
Rumeli, önceleri, geniş bir bölgenin adıydı. Roma İmparatorluğu devrinde tüm Balkanların eski Türklerdeki adı "Rumeli" idi. Roma imparatorluk halkı ise "Rum" olarak adlandırılıyordu. Rumeli; "Romalıların ülkesi" demekti. Yalnız Türkler değil, Araplar ve İranlılar da, Roma imparatorluğu ülkesi için "Rumeli" adını kullanırlardı.
"Rumeli"nin Rumlarla, Yunanlılarla hiç bir ilgisi yoktur.
İlk zamanlar "Rumeli" adı, yalnız "Batı Roma" için değil, "Doğu Roma" yani Bizans ülkesi için de geçerliydi. Bu sebeple Selçuklular devrinde Bizans ülkesi olarak Anadolu bir "Rum ili" idi. Ama 1071'de Malazgirt Savaşı ile Selçuklular Anadolu'ya yayıldıktan ve hele 230 yıl sonra Söğüt yörelerinde Osmanlıların bir beylik olarak ortaya çıkmalarından sonra buraları Türkleşince, o zamana kadar "Rumeli" olarak anılan bu topraklar da değiştirmiş ve artık "Anadolu" olarak anılmaya başlanmıştır. Bizanslıların "Anatolia" (Doğu) dedikleri topraklar, artık Türklerin "Anadolu"su idi.
Devamını oku...
 
1. Dünya Savaşı
1. DÜNYA SAVAŞI
 
 1.Dünya Savaşı’ nın Sebepleri:
 
1 Ağustos 1914’ te başlayıp 11 Kasım 1918’ de sona eren 26 devletin katıldığı 4 yıl 3 ay 10 gün devam eden Birinci Dünya Savaşı 5 kıtada etkisini göstermişti.
            Almanya’ nın sömürgelerni elde etmek için Asya ve Afrika’ da sınırlı ölçüde yapılmış ve bu yüzden Dünya Savaşı adını almıştı.
        
     Savaştan Önce Avrupa’ nın Siyasi durumuna bakış:
 
            Savaş öncesi yıllarında Avrupa’ da ırk, millet, din ayrılıklarına rağmen uluslar arasında fikir alanında genel bir anlaşma isteği sezilmekle beraber ulusal çıkarlarını sağlamak amacıyla Avrupa iki büyük gruba ayrılmak amacındayıdı.
            Bunlardan birinci gruba, Almanya, Avusturya ve Macaristan İmaratorluukları, diğer tarafra ise İngiltere, Fransa Rusya bulunuyordu. Bu her iki gruptan birisinde bağlılık yapacak durumda bulunan küçük devletler varlıklarını koruyabilmek için siyasi olaylari endişeyle takip ediyor, koruycuları olabilecek büyük devletler etrafında toplanmayı düşünüyorlardı.
Devamını oku...
 
Mondros Ateşkes Antlaşması

 

MONDROS ATESKES ANTLASMASI
(30 EKIM 1918)
Ingiltere Devleti temsilcisi Amiral Calthrope ile Osmanli Devleti temsilcisi Bahriye Naziri Rauf Bey'in baskanliklarinda süren görüsmelerden sonra 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateskes Antlasmasi hükümleri söyledi:
 
 
1.Çanakkale ve Istanbul Bogazlari'nin açilmasi ve Karadeniz'e serbestçe geçis, Çanakkale ve Istanbul Bogazlari'nin Itilaf Devletleri tarafindan isgali

2.Türk sularindaki tüm torpil tarlalari ile torpido ve kovan yerleri, diger engellerin yerleri gösterilecek ve bunlari taramak veya kaldirmak için istenildiginde yardim edilecektir.
Devamını oku...
 
Wilson prensipleri ve Paris Barış Konferansı

1.dünya savaşında,savaşan tarafların hemen hepsinin barış istemeye başladığı sıralarda, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Woodrow Wilson,gelecek barışın temel ilkelerini belirtmek üzere bir açıklama yapmıştı.8 ocak 1918'de açıklanmış ve tarihe "Wilson ilkeleri" olarak geçmiştir.Bu ilkelere göre;

Devamını oku...
 
İzmir'in İşgali

Mondros Ateşkesi'nin imzalanmasından beri Yunanlılar, İzmir'de yoğun bir propagandaya girişmişlerdi. Bir yandan İzmir ve çevresine yeni Rum göçmenleri yerleştirilirken, diğer yandan Levantenleri de elde etmeye çalışıyorlar ve Yunanistan'dan askeri eşya ve malzeme taşıyorlardı. İzmir'de kurulan "Abluka ve Seyrüsefer Komutanlığı" ve İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan siyasi temsilcilerinin varlığı da, İzmir'in Türkler'in elinden alınacağı kuşkusunu yaratıyordu. Birinci Dünya Savaşı'nın son yıllarında, Akdeniz'den yapılması olası bir saldırıya karşı Aydın'a komutan olarak atanan Nurettin Paşa, Ateşkes'den sonra karargahını İzmir'e taşıdı ve daha sonra İzmir Valisi atandı. Nurettin Paşa, ulusal örgütlerin kurulmasını gerekli görüyordu. Ocak 1919'dan itibaren İzmir'in Yunanlılar'a verileceği haberi artık İzmir basınında bile yer alıyordu.

Devamını oku...
 
Memleketin İç Durumu ve Cemiyetler
MEMLEKETİN İÇ DURUMU VE CEMİYETLER


1.İstanbul İşgal Edilince Ahmet İzzet Paşa‘nın Tutumu Ne Oldu?
    Ekim 1918 de sadrazam olmuştu. Ateşkes antlaşması hükümlerinin uygulanması’ndaki yanlışlığı yurdun parçalanmaya başlaması girişimlerini görmüş, padişaha durumu anlatmaya, doğru yolu göstermeye çalışmıştı. Ama kendisini tehlikeye atmak istemeyen padişah, bu yurtsever askerin önerilerini kabul etmemiştir. Bunun üzerine Ahmet İzzet Paşa görevden çekildi. Yerine Tevfik Paşa atandı ve hükümeti kurdu.

2.Tevfik Paşa Hükümeti Sırasında Padişah Ne Yaptı?
      Meclis-i Mebusan’ı dağıttı. Böylece artık kendini denetleyecek bir güç kalmamış oluyordu(21 Aralık 1918).

Devamını oku...
 
Atatürk'ün Hayatı (1881-1938)

Atatürk’ün Hayatı


Mustafa, 1881 senesinde Yunanistan’ın Selanik kentinde (o zamanlar Osmanlı topraklarında idi) doğdu. Babasının ismi Ali Rıza Efendi, annesinin ise Zübeyde Hanımefendi. Osmanlı İmparatorluğu zamanında nüfus kayıtları düzenli olarak tutulmadığı için doğum günü kesin olarak belli değildir. İlerleyen zamanlarda ona doğum tarihi sorulduğu zaman ” Neden 19 mayıs 1881 olmasın” cevabını vermiştir. Mustafa’nın babası gümrük memurluğunda çalışıyordu. Daha sonra buradaki görevinini bırakıp kereste ticareti yapmaya başladı. Orta halli bir aile idi. Ancak mutlu ve düzenli bir aile ortamı vardı. Mustafa, Osmanlı İmparatorluğunun çöküşüne sebep olan olayların çok yoğunlaştığı Trakya’nın en önemli şehri olan Selanik’te büyüdü. Bu bölge ekonomik, siyasi ve kültürel olarak bölgeye yakın ülkelerden oldukça fazla etkilenen bir bölgeydi. Hristiyan ulusların Osmanlı’ya karşı isyan etmeleri, büyük devletlerin yayılma ve nüfuz siyasetleri, en çok burada etkisini gösteriyordu. Bu durum onu çok derinden etkiliyordu. Burada bu olayların meydana gelmesi onun ileride ülkenin geleceği ile ilgili kararlar alırken daha realist ve sduyarlı hareket etmesini sağlamıştır.

Devamını oku...
 
Kurtuluş Savaşı

KURTULUŞ SAVAŞI
M.KEMAL'İN SAMSUN'A ÇIKIŞI VE ŞUURUN UYANIŞI


- Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra Pontusçu Rumlar Samsun ve Trabzon çevresinde Türkler'e saldırmaya başladılar.
- Türkler'in kendilerini savunmalarını ise İngilizler güvenliği bozma olarak nitelendirip, Osmanlı Hükümeti'nden bu karışıklığın önlenmesini istediler. Maksatları bu bahaneyle Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesini uygulayarak buraları işgal etmekti.
- Osmanlı Devleti, Samsun ve çevresindeki karışıklığın önlenmesi için M.Kemal'i 9. Ordu müfettişliğine atadı. Böylece hem M.Kemal İstanbul'dan uzaklaştırılacak hem de Samsun ve çevresindeki kargaşalıklar önlenmiş olcaktı.

Devamını oku...
 
TÜRK ORDUSU VE MİLLİ SAVUNMA

Türk Ordusu ve Milli Savunma

Bildiğiniz gibi Türk milletinin hayatında askerliğin çok özel ve önemli bir yeri vardır. Türklerdeki millet-ordu kaynaşması başka hiçbir millette görülmez. Bu nedenle Türk ordusunun geçmişi, Türk tarihi kadar eski ve
köklüdür. Bugüne kadar değişik yer ve zamanlarda kurulmuş olan bütün Türk devletlerinin temeli, düzenli bir askerî teşkilâta dayanır. Askerlik, Türklerde hem önde gelen bir meslek, hem de millî bir görevdir.

Cumhuriyet döneminde, her alanda olduğu gibi askerî alanda da önemli gelişmeler oldu. Türk Silâhlı kuvvetleri, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri olarak yeniden teşkilâtlandırıldı. Günümüz ihtiyaç ve imkânlarına göre donatıldı, en iyi şekilde eğitildi. Modern silâh, araç ve gereçlerle savaş gücü artırıldı. Türk ordusu, yüksek moral gücüne sahip disiplinli bir ordudur. Türk milletinin tarih boyunca ispatlanmış en belirgin özelliği "soylu bir yiğitliğe" dayanan doğuştan savaşçı niteliğidir. Bu özellikleriyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti dostlarına güven, düşmanlarına ise endişe kaynağı olmaktadır. 

Devamını oku...
 
ATATÜRK DÖNEMİNDE TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN DIŞ SİYASETİ

1- Nüfus Mübadelesi (Değiş-Tokuş)


Lozan Barış Antlaşması'na göre İstanbul Rumları ile Batı Trakya'da bulunan Türkler dışında, Türkiye'de yaşayan Rumlarla', Yunanistan'daki Türkler karşılıklı olarak değiştirileceklerdi. Ancak Yunan Hükümeti İstanbul'da daha çok Rum bırakmak istiyordu. Bunun için de, Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzasından önce, İstanbul'da yerleşmiş bulunan Rumların söz konusu değişiklik dışında tu­tulmasını istiyordu. Türk hükümeti ise İstanbul'a yerleşmenin Türk kanunları na göre olacağını ileri sürerek bu isteğe karşı çıktı. Anlaşmazlık, Milletlerarası Ada­let Divanı'na götürüldü. Ama Divan, anlaşmazlığı çözümleyemedi. Türk-Yunan ilişkileri gerginleşti.
Ancak anlaşmazlık büyüyüp silahlı bir çatışmaya varmadan taraflar arasında uyuşma yolu bulundu (1926). Bununla birlikte değiş-tokuş, sonucu ancak dört yıl sonra çözümlendi (10 Haziran 1930). Daha sonra Venizelos'un (Yunan Başbakanı) Türkiye'yi resmen ziyaret etmesi Türk-Yunan ilişkilerinin gelişmesinin başlangıcı oldu. Bu ortam 1954 yılına kadar devam etti. 1954 yılında baş gösteren Kıbns sorunu, aşın uçları temsil eden Rumları eski idealleri­ne döndürdü. Bu yüzden, Türk-Yunan ilişkileri yeni bir bunalımlı döneme girdi.

Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

Sonuçlar 1 - 12 / 14

Facebook Sayfamız

Mesleki ve Teknik Eğitim

Mesleki ve Teknik Eğitim

Ziyaretçi Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1586
mod_vvisit_counterDün1026
mod_vvisit_counterBu Hafta7332
mod_vvisit_counterBu Ay15446
mod_vvisit_counterToplam3354824

Kimler Çevrimiçi


[+]
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • blue color
  • green color
Ödev